Topmusun a.q cocu

Üvey kadınlık

'Türkiye direnmenin pistidir' demiştik değil mi?

29 Temmuz 2018 Pazar 19:43
Üvey kadınlık
'Türkiye direnmenin pistidir' demiştik değil mi? En çok da kadınların ve kadınlığın direndiğini unutarak hem de.
Kibele'yi bileniniz var mıdır bilinmez. Anadolu'nun bereketli topraklarının anasıdır, tanrıların annesi kendisi sıfır bedende değildir. Ayrıca, doğurganlığın tılsımını bedenine dolu dolu yaymıştır, şimdi ki Türk kadınlarının aksine.

Kadınlık kültürümüze Kibele'den gelirken hiç düşünmemişti, kendinin Adem'in kaburga kemiğinden var olma bir dürtü, bir şehvet yılanı sayılacağını. Kadın bir kemikten öteydi proletaryada. Ama her zaman belirli bir statükonun iliği olmaktan da kendini alamamıştı, kadın olarak adlandırılan hiçbir hali. 

Bereketli toprakların tanrıçasının kanını bu denli akıtmak nasıl bir pagan geleneğidir, bu ne denli bir kurban anlayışıdır bilinmez. Nitekim bu topraklarda erkeklerin çıkardığı her savaşta kadındı gömülen, kadındı sömürülen, kadındı öldürülen..

Avrupa'nın engizisyon tarihinden yola çıkarsak, turuncu saçlı kadınların cadı kazanlarında ölüm iniltileriyle başlayan bu çığlıklar, Arap yarım adasında gömülen, recme uğrayan diğer türdeşlerinin çığlığı ile ne yazık ki artık Anadolu'da, tam da Mezopotamya’da kesişti.

Bunu kadın cinayetlerinde Avrupa birinciliğini kaptırmamak için direnen bir ülkenin vatandaşı olarak dile getirmek, sizin olduğu kadar benimde ironik bir sancım. Bu katliamın haritasının topografyasını çıkarırsak eğer en kronik topraklardan başlanmalı.

Diyarbakır'da erkek çocuk doğuramadığını öne süren kocasının kendisine 2 tane kuma getirmesi ile kendini asan Zehra demir'in kanı ile sulandı ilk olarak bu bereketli topraklar.

Kumalığın giydirilen ölüm elbisesi Zehra'nın da ruhunu boğmuş, prangalı özgürlüğünü çaresizleştirmiş, çoraklığa yüz tutacak bu katliamı başlatmıştır.

Doğar doğmaz 'evinin kadını olacaksın' prangasının bıraktığı yarayı anlayamayan biz neo-liberal toplum bireyleri olarak, tabiki Melek Karaaslan'ın adını duymadık, oysaki melek kefenini giydiğinde sadece 14 yaşındaydı. Çocuğu ölü doğduğu için 6 ay tuvalete bağlanıp, türlü işkencelere maruz kaldığı zaman hiçbirimiz meleğin dizlerindeki güç olmayı beceremedik.

Melek şu an yürüyemiyor. Çünkü berdel ile evlendirildiği kocası onun sadece kanatlarını sökmedi, ruhunu da tüm testosteron hormonlarına vakumladı.

Dünya hiç susamadığı kadar kan dilemişti insanlardan. Erkekliğin dayatılmış bir bakteri olmasını, bir kadının bedeninde ıssız bir sokakta arkasından gelen adımlara erkeksi bir yürüyüş ile cevap vermesi olarak nitelendiriyoruz, modern tıbbın teorik bir kanseri olarak görüyor bunun artık toplumsal bir trajedi haline geldiğini anlamış bulunuyordu, yurdumun vicdan yoksunu sosyologları.

Güldünya, kuzeninden hamile kaldığında Türkiye'deki bir çok çocuk kardeşini doğuruyordu ve sadece 14'lerinde bir çift göz, abisinin silahından çıkan kurşun ile karanlığa gömüldü.

Kadın öyle bir cüzzam öyle bir kanserdi ki bu ülkede, her doktorun bir hastalık için milyarlarca yorumu olduğu gibi, kadın olmanın getirisi ise amcalarının dedelerinin, bakkalın manavın, imamın hatta başbakanın bile senin bedenin üzerinde sınırsız söz sahibi olması demekti.

Nitekim Eylem Pesen, hamileyken manavdan muz aldığı gerekçesi ile bıçaklanıp üzerinden araba ile geçildiği zaman kocasının adaletin sadece saray isimleri olduğu bu ülkenin yargısına verdiği savunmada, 'manava cilve yaptı' demesi ile tahrik indirimi alması, size de insanlığın var oluşsal bir ruh sorunu olduğunu düşündürmüyor mu?

Ayşe Paşalı, eski eşi tarafından tecavüze uğradığında, koruma talebi reddedildiği için kadın sığınma evinde yaşama kararı aldığında, sığınma evinin bahçesinde öldürülmüş olması, sizin için de riyakar anlayışın sorgulanmasına sebep olmuyor mu? Ve milyonlarca candan bahsetmek istediğim son isim; Adana'da yaşayan Nilay Güngör, polis olan cani kocası tarafından kendi evinin banyosunda yine bu devletin silahı ile öldürüldüğünde, polis olan eşinin mahkemeye takım elbisesi ile çıkıp, 'mahkemeye saygısından' 2 yıl indirim aldığını bilseydiniz, hala Çukurova'nın bereketli terra rossa toprağının kırmızılığını ve bereketli oluşunu tanrının bir hediyesi olarak görür müydünüz?

Tanrıça Kibele'nin toprağı, bu yurdun kadınlarının kanları ile sulandığı vakitten bu yana, ben bu yazıyı yazarken ve sizler bu yazıyı okurken, bir yerlerde dakikada bir kadın ya şiddete ya tecavüze maruz kalıyor, ya da öldürülüyor olsaydı, gümüş işlemeli çatal bıçak takımlarınız ile bu toprağın yetiştirdiği mahsullerden yapılan yemeklerinizi ağız tadı ile yiyor, ruh yoksunu evlerinizin boş tavanlarını ve maviliğin alabildiğine özgürlük doldurduğu pencerelerinizin perdelerini sıkı sıkıya kapatarak, huzurlu uyuyor musunuz?

Sizi bilmem ama, ben uyumak istemiyorum.
banner624

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 3 yorum mevcut

    • Kaan bozkurt 3 ay önce yorumlandı

      Derin bir yara gercekten, amma ifrata kaçmamak gerek, kadına da aile kavramının kutsiyeti öğretilmeli hayatın dizilerdeki gibi olmadığı anlatılmalı yokluğa zorluğa dayanan çilekeş analarımız örnek olmalı, ilk tartışmada yuvayı bozmak gelmemeli aklına, yazacak şey çok amma neyse, her şeyin normali ortası güzel, ortalama sıradan bir insan olmak kötü bir şey değil, şiddet kime kimden gelirse gelsin karşı olmalıyız, kibrit çöpünü gözümüze çok yaklaştırırsak arkasındaki ormanı göremeyebiliriz, kalın sağlıcakla

    • Nuri Çakır 3 ay önce yorumlandı

      Mükemmel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık.

    • Tugba 3 ay önce yorumlandı

      'Ne güzel yazmışsın cümlelerin ne güzel sana hayranım' deyip, kitap yaz diye baskı kurmayı ne çok isterdim fakat konunun içeriği içimide sözlerimi de düğümledi. Kadın doğmuş olmaktan gurur duyuyorum. Ben herşeyin çözümünün yine kadından geçtiğini düşünüyorum. Annelerden geçiyor. Dünyayı anneler kurtaracak diyor sevdiğim bir yazar. O kadar doğru ki. Yani Kadın kurtaracak önce yine kadını kurtarmaya başlayarak.

    banner746
    banner285
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Sizce hangi belediye başkanı daha başarılı

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    banner725

    sanalbasin.com üyesidir