banner725

Kürdoloji

18 Şubat 2018, 17:34
Kürdoloji
Ali BADEMCİ
“Kürdoloji” elbette “Kürtlük Bilimi” demektir; ilmen böyle bir şey olup olmadığını iyice düşünmek ve araştırmak gerekiyor! Oryantalist düşünceleri siyasete tahvil olup da bir cihan savaşı hazırlanırken Fransa merkezli Avrupa’da  kısık sesle bir “Kürdoloji” telâffuz edilmişse de  barış konferanslarında “Kürt” mefhumunu milletleştirmeye yetmemiştir! Elbette böyle bir durum Osmanlı’nın ifade tarzı kadar, İran-Türkiye-Irak-Suriye dışında  bu adla anılan ehemmiyetli toplulukların  bulunmayışından ileri gelmektedir! Halbuki bilimler evrenseldir, dünyanın neresinde zikredilirse edilsin  bir anlamı olmalıdır! Kürt adının  anlamı en fazla Orta Doğu’da bilinmektedir; o sebeble evrensel olduğunu söylemek mümkün değildir!

Elbette Hindistan’dan Akdeniz’e kadar “Kürt” adı biliniyor, fakat bu coğrafyada  bu adla bir devlet kurulmamıştır. Son yüzyılda batılıların teşviki ile   hikmeti kendinden menkul  Mezopotamya iddialarının da hiçbir  değeri bulunmamaktadır. Tarih ilmi devletleşmemeye sebeb olarak  demografiyi göstermektedir ki bu görüş doğrudur; bunun yanında   bu adı taşıyan toplulukların  böyle bir geleneğinin  oluşmadığını da  düşünmek ve irdelemek gerekiyor! İslâmi yıllarda Hindistan coğrafyasında isim daha çok geçmektedir, sosyalleşmenin bu yönüne bakarsanız  bu insanların doğulu olduğuna hükmetmek görüşü öne çıkmaktadır. Bu hareketlenmenin  tarihte  kesinleşmemiş karşılıkları da bulunmaktadır.


İslâm’ın Asya’da yayılması ancak 10. asırda siyaset ifâde etmeye başlamış ve  Araplar’la  Farslar’ın dışında  Müslüman devletler ortaya çıkmaya başlamıştır. Samanoğulları, Gazneliler, Karahanlılar, Selçukiler, Harezmşahlar bu siyasileşme ve devletleşmenin kuvvetli örnekleridir! Bu arada İslâmi mistizme dönüşen “Horasan” ideolojisini de gözden uzak tutmamak gerekiyor! Bütün bu organizeler içinde az veya çok “Kürt” adı vardır; ki henüz bu adı taşıyan topluluklar  Ortadoğu veya İran ile tanışmamıştır. Tarih boyunca Asya’dan Avrupa istikametine  kavim hareketlerinin ortaya  çıkardığı sonuçlar açısından en önemlisi İslâmi yıllara denk gelenidir. Çünkü İslâm Asya kavimlerine yeni bir ufuk açmış ve yeni bir toplumsal dinamizm kazandırmıştır. Herhalde  Emeviler’le başlayan  Arap baskıları ve jenosidi de batıya hareketi bir intikam haline getirmiştir. Arabistan’da ortaya çıkan İslâmiyet’in ikinci vatanı elbette İran-Horasan çizgisidir, ki bu coğrafyada İslâmlaşma Araplar’dan ziyade Farslar’ın marifetidir.


Kuvvetli bir görüşe göre sebebleri çok iyi bilinmemekle birlikte   Asyalılar’ı batıya çeken güç aynı zamanda  Tacikler’den intikamdır; gerçekten  İslâm’ın ilk unsuru Araplar Maveraünnehir’de gerekli dersi almışlardır. Türkler’in Müslüman olarak  batı hareketlerini incelerken   bizler sosyolojiye çok ehemmiyet veririz. Çünkü Türkler bütün Müslümanları kendilerinden daha kuvvetli “Müslim” olarak görmüşlerdir. At sırtında Türk hareketi tam olarak bir kavim ve kabile göçüdür! İran yaylalarına gelindiğinde artık  İslâmi  toplumsallaşma  doruk seviyededir. Anadolu ve Suriye’ye yerleşimde çeşitlilik aramak  yanlış değildir.


Akbudun-Karabudun halinde milli âile geleneğinden ayrılmayan Türkler  İslâmlaşma ve siyasileşme safhasında  aralarına birçok unsur katmışlardır. İran’dan Suriye’ye geçişlerde başta Kürt olmak üzere Gürcü ve Acem unsurlar bilhassa “Sufi” hareketlerde  kendini göstermektedir. Kürt ve Tacik’i anladık da  “Gürcü” dost edinilmesi  cidden çok önemlidir! Bugüne kadar   Doğu Anadolu ve  bugünkü Tunceli yöresinde  “Deylemli” veya “Deylemilik”in  izahı yapılmamıştır; aslında bu Anadolu gerçeği için buna şiddetle ihtiyacımız vardır!


Bölgede Türkler’in devletleşmesi de çok ilginçtir; çünkü Türkistan’ın Gulamlığı bu yeni coğrafyada Arapça “Memluk” adını alsa da, âile Gulamlığına şahid oluyoruz! Bunlar Arap türü paralı askerlik değil başka ırklardan çocukların Türk âileler yanına alınarak  onların aile gelenekleri ile yetişrtirilmesidir. Selçukiler’in aldığı Türk, Türk zedeganın aldığı  “Kürt Gulamları”nın  oluşumu böyledir.  Bu bakımdan devlet kurucusu   Selahaddin Eyyubi’yi mutlak olarak   İbni Haldun gözü ile incelemeliyiz! Bir Zengi Gulamı olan  Eyyubi ne yazık ki Haçlı mücadelesi ve devlet  kurumunda kendi toplumundan insan kullanamamış ve Haldun’a göre tecrübesi de olumlu sonuç vermemiş ki “En iyi leşker leşker-i Türkman’dır” demiştir.

Yine de Eyyubiler’den sonra  bugünkü coğrafyada Kürtler’in toparlandığını söylemek mümkündür. İlginçtir ki  öyle devlet kurma gibi bir istek ve eğilimleri olmamıştır. Bir batı kışkırtması olan  Türkler’in engeli ise tam olarak yanıltmadır. Bölgede Kürtler’in yaşamasını Türkler teşvik etmiştir; o sebeble Müslim unsur olarak  bunları  Araplar’dan daha fazla kendine yakın  bulmuştur.  Yavuz-Kanuni devri  bölgede bir Kürt reorganizesi ortaya çıkarmıştır, ideolojinin ötelediği  Şeyh İdris Bitlisi’nin de   bilhassa bunlar tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor! Bu devirde Kürtler’den birçok insan paşalığa kadar yükseldiği gibi  ilmiye sınıfında da  birçok yetişkin şahsiyet görüyoruz! Bu devre bir Kürt rönesansı gözü ile bakmamak mümkün değildir!

1.Cihan Savaşı’nda Arap önderler tıpkı Ermeniler gibi ihanet etti; fakat Türk Kürt muhabbeti bozulamadı! Lâkin batılılar Milli Mücadele’de bunu gördüler ve onları tahrik ettiler! Halbuki  bilhassa  Güney ve Güneydoğu Anadolu’da   sosyal-dini-siyasi hayatta Türk ile Kürd’ü ayırt etme imkânı yoktu! Güney’de Fransızlar, Güneydoğu ve Irak-ı Arap’da İngilizler kendilerine taraftar bulmuşlardı! Fakat bu gelişmelerde Lozan Kürtler’i Kürt olmaktan ziyade “Müslim” kimliği ile zikretti! Dolayısiyle  “Kürt Teali” gibi cemiyetlere rağmen  toplumsal delik büyütülemedi! Şeyh Sait olayı tıpkı Menemen, Saidi Kürdi ve  Fethullah Gülen gibi bir “Nakşilik” oyunu idi! Bunu görmekte  çok geç kaldık!


Büyük yanlışlık Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtler’e yanlış gözle bakılmasıdır; devlet kontrolünde ideolojik ve mesnetsiz izahlar yapıldı; ilginçtir ki buna kimseyi inandıramadık! Bakınız Güney’de bir “Bilgili” âilesi vardır; bunlar yedi kardeştir ve Kürt’ür. Büyük Ağabey Ali Fransızlar’la iş tutan Ermenici Adana Ferda Gazetesi’nin sahibidir, ortanca kardeş Mesut sanırım Osmaniye mutasarrıfıdır ve Fransa’da  “Kürdoloji” doktorası yapmıştır, Osmanlı hukuk adamıdır. Bir kardeş Çanakkale şehididir! Biri de Duhkuk’a hicret etmiş Kürtçe öğrenmiştir! Âilede şehid dışında birkaç kardeş Lozan’ın  150’liklerindendir! Âile kültür olarak Filozof Rıza hayranı kuvvetli edebiyatçılardır ve Kürtçe bilen de yoktur! Benzer çok ilginç olaylar var; Mesut Bey bu satırların yazarının hocası olmuştur! Öyle ki çocuklarına matematik dersi vermiş kendisi de edebiyat dersi almıştır! Mesut Bey’de hiç de  aldığı eğitimin ve ilmin izleri yoktu! Cemil Meriç ve Filozof Rıza yazılarında  bahsi vardır!


Başlangıçta ve başta Bitlisi olmak üzere Kürt asıllı Osmanlı düşünürleri yaşadıkları toplum içinde  “Kürdoloji” olmadığını  biliyorlardı! Bu hususta  ilk Cumhuriyet de hatâ yapmadı; önümüzde Gökalp gerçeği var! Ne olduysa demokrasi devrinde oldu! Hiç de ilmî olmayan inkâr politikaları bizleri buralara kadar getirdi! Bizde istihbarat aklı yok; düne kadar komiteciler emrindeydi; bir sağa bir sola vurmak! İşin içine yabancıların bu kadar girmesi elbette vehametin boyutlarını genişletiyor! Fakat işin içinden çıkılması gerekiyor! Otuz yıllık bir kara geçmiş var! Yerel üniversiteler ve ilim adamları “Kürdoloji” çalışarak ihaneti toparlayabilir! Halkı tamamen kaybetmeden   hadi derin düşünmeye!
Hoşçakalın.

banner624

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner634
    banner708
    banner285
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Gönlünüzdeki Cumhurbaşkanı adayı kim?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    banner671

    sanalbasin.com üyesidir