banner691

Öküz Ahmet

01 Nisan 2017, 19:22
Öküz Ahmet
Ali BADEMCİ
Mutlaka yiğit nâmı ile anılır; 'Öküz Ahmet' bizim çağdaşımız, toprağımız, hattâ bir aşiret olmamız dolayısiyle yakın akrabalığımız da olabilir! Elbette, evvelki gün Hakk'ın rahmetine kavuşan emekli öğretmen, 'yiğit bozkurt', Hatay Şenköylü Ahmet Sönmez’den bahsediyoruz.

Rahmetli Trablusgarb'da Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri Davut Ağa'nın torunu, yine yiğit bir insan olan rahmetli Rüstem Ağa'nın da oğludur. Bizim ülkücülükle devam eden ilk milliyetçilik yıllarımızda hemen hemen bütün Antakya bu yiğit âilenin egemenliği altındaydı. Ahmet Sönmez’in bacı oğulları Mansur-Zeki-Ömer gençliğimizin efsane delikanlıları ve bileği sağlam gençleriydi. Bu genetik nereden geliyor; gerçekten hikâyesi ilginçtir!


Şurası daima gözden kaçmıştır ki, milli mücâdelede en uzun kurtuluş mücadelesini veren ilimiz Hatay'dır ve mücadele sahası da bugün 1/3'ü Türkiye'de 2/3’ü Suriye'de kalan Bayır-Bucak  bölgesidir. Yıldırım Orduları'nın son sahası olan bu bölge bir yandan Haleb, diğer yandan Anadolu milli mücadelesine yoğun destek vermiştir. Bunun yanında 1939'de Hatay'ın anavatana katılması Hatay dağlıları için ikinci bir milli mücadeledir. Günümüzde bile o ulu insanların çocukları, 'Çavuş-Onbaşı Mehmed'in oğulları diye anılmaktadır. Bugün Bayır'da 75 yıl öncenin çeteleri aynı mücadeleyi sürdürmektedir. İşte, 'Öküz Ahmet' böyle bir ruh ve bu ruhu yaşamış bir âilenin çocuğudur.

Kuseyr-Şeyhköy-Şenköy, Türkistan Oğuzları bölgesinden Suriye'ye akan Hoca Ahmed Yesevi sürgünü olarak bir Savran-Sauran iskanıdır. Belde ve külliyenin kurucusu Şeyh Ahmed Kuseyri’nin babası Şeyh Abdurrahman Savrani'nin oğludur ve mübarek mezarı külliye içinde ayrı bir sandukadır. Anadolunun birçok yerinde Savran adlı kasaba ve Savranî halk vardır. Bugün Savran harabeleri hâlâ Yesi taşrası durumundadır ve sanırım Yesevi Türbesi'ne 10-15 km. mesafede fakat Sibirya Demiryolu'nin sağında Yamud Sırtları'na dayanmaktadır. Kadı Sicilleri'ne göre Suriye Savran iskanı Azerbaycan üzeridir; o sebeble bunlara genel bir adlandırma ile 'Bayat' denmiştir. O sebeple, 'Şeyh Hanedanı' Şafii-Halveti'dir; böylece matrüdilikten ziyade 'kübrevi' özellikler ağırlıktadır. Buna karşılık ahali veya aşiretler Hanefi- Matrüdi gelenekten gelmektedir.


Suriye Fransızlar tarafından işgâl edilince Cisr-Hadid'den (Demirköprü) Yayladağı'na kadar uzanan sırtlara eskiden beri Kuseyr deniyordu. Bu bölge şimdi Suriye'nin İdlip Vilâyeti'nin tam batısıdır. Fransız generali, kaymakam olarak Asi Nehri ile Akdeniz arasını Şeyhköy'den idare etmiştir. Yerleşkede, 'Şeyh Ailesi' mekânları dışında barınacak yer olmadığı için Fransız  asker ve kumandanları da bu taşyapı evlerde barınmış, o sebeple aşiretlerin yoğun tepkisine maruz kalmışlardır. Fransızlar gidene kadar da çeteler köye inmemiş, çok önemli mücadeleler içinde bulunmuşlardır. 1950'ye kadar beldenin idaresi 'müstevli' görünüm arzedip 'derebeylik' sanılsa da bu görüşler çok doğru değildir; çünkü Cumhuriyet ve Atatürk görüşleri herşeyin üzerindedir. Fakat CHP'nin baskın parti idaresinin dozu belki biraz kaçmıştır. 'Kuseyri Âilesi'nin Fransızlar karşısında hareketsiz ve teslimiyetçi tavırları bir tarikat umdesi olarak 'Ululemre İtaat'dan kaynaklanmıştır; o sebeble hiçbir surette ihanet olarak değerlendirilme imkânı yoktur.

İlginçtir ki, Ahmed’in dedesi ve Atatürk'ün silâh arkadaşı Davut Ağa'nın, Kuseyriler ile organik bağlarını iyi bilmemize karşılık Damat Şerif Ağa (Dalarlar'ın babası) o tarafa mensuptur. CHP partizanlıkta dozu kaçırır da DP yerinde bırakır mı? İşte bu dönemde DP Muhtarı Ethem Ağa (Amcazadem) tehcirin başını çekmiş, Şerif Ağa ve çocukları Antakya'ya göçürülmüştür. Fakat Davut Ağa’nın Trablusgarb hikâyelerini çocukluğumuzda hep Vahap Ağa'nın kahvesinde dinlemişizdir; o beldeyi terketmedi! Bölge saha çalışmalarında gördük ki, aşiretlerden bir çoğunun elinde Enver Paşa ve Mustafa Kemal beratları bulunmaktadır. Şeyh ailesi de DP partizanlığına boyun eğmiş ve hiçbir şekilde beldeyi terk etmemiştir. Arada bir takım trajik hadiseler de olmuştur.

Bizim ortaokul yıllarımıza denk gelen 'Dalarlar'ın Antakya'ya göçü ve bir varoşta 'kondu' oluşturmaları cidden çok ilginçtir. 1960 sonrasında DP’li muhtar Ethem Ağa (Güven) Çetin Altan'ın TİP'ine ilgi duyarken 'Dalarlar' ülkücülüğü seçmişlerdir. Hatay'da ülkücülük Öküz Ahmet-Mansur ve Zeki Dalar'ın demir yumruğu sayesinde,Türk Ocakları'nda 'neşvünema' bulmuştur. Ahmet ile ilgili çok hatıralarımız bulunmaktadır; Türk Ocağı Gençlik Kolu ve Ülkücü Gençlik Teşkilatı Başkanlığı dönemimiz yoğun hatıralarla doludur. Ahmet aynı zamanda iyi bir folklar ve tiyatro adamıydı. İdealistti; bir gün hiç yanından ayırmadığı Yayladağlı öğretmen Enver Aslan ile hep birlikte 'Turan Yolculuğu'na çıkmış fakat geldiğimiz yerin Ceyhan olduğunu görünce 'Üç Dilber'in peşine takılmış  Adana'ya kadar gelmiştik. Lâkin yıllar kısa zamanda herşeyi unutturdu ve 1973'de gördüm ki, Ethem Ağa MHP Antakya İlçe Başkanı, Deniz Baykal'ın eski dünürü Kuseyri âilesinden MHP Hatay İl Başkanı ve vekil adayı Saadettin Bolat (Oğlum Alparslan'ın kirvesi), Mansur Dalar da Ülkücü Öğretmenler Başkanı. Ahmed'e rahmet diliyor ve toprağımla gurur duyuyorum.

Elbette, 'Şeyhköylüyüz, Hataylıyız Atatürk'ün askeriyiz.' Ahmet üç günden beri Atatürk'e 'Kırk Asırlık Türk Yurdu Düşman Elinde Esir Kalamaz' vecizesini söyleten 'Ayşe Fıtnat Hanım'ın  yanındadır. Mekânları cennet olsun, ülkücülerin  ve hangi partili olursa olsun daima milliyetçiliğini koruyan hemşehrilerimin başı sağolsun.
İyi pazarlar efendim.

banner624

    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
banner22
banner635
banner134
Hava Durumu
Tümü Anket
B.Şehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü görevinden alınmalı mı?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner690

sanalbasin.com üyesidir