google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner815
Demokratikleşme denilen paket bölünme, parçalanma sürecine giden yolda bunu murad edenlere özgürlük etmeyenlere yasaklar getiriyor. Batı memnuniyetini çok açık bir şekilde ifade etti. Bu paketlerin devamının geleceğinin söylenmesi bizi daha zor zamanların beklediğini de gösteriyor. Yalakalık yapıp, şahsi menfaatler peşinde koşanların dışında, aklıselim düşünüldüğünde durum daha iyi anlaşılacaktır.

Başbakan ısrarla bu paketin 11 sene önceki temellerinden bahsediyor. Bunu duymak, muhtar bile seçilemeyecek bir kişinin, 2002’de ABD’ye gidip verdiği sözler karşılığında iktidara getirildiğini söyleyenler için hiç de şaşırtıcı olmadı. Bunların sözü çok önceden verildi! Daha verilen o kadar çok söz var ki! Her bir paket adeta birlik ve beraberliğimizin altına konulan bir dinamit olacaktır. Toprak göz göre göre ayaklarımızın altından kayıyor.

Başörtülülere bir takım haklar veriliyormuş gibi yapıldığında belirli bir kesimin gözü başka hiçbir şeyi görmüyor ve benden sonra tufan diyor. Bütün mayınlar döşeniyor farkında bile değiller ya da umurlarında değil. O derece narkozlanmışlar!

Başörtüsü yasağı getiren bu paket başörtüsü özgürlüğü veriyormuş gibi gösteriliyor. Şu anda başörtüsü için sevinç çığlıkları atanlarda dâhil hepimiz hep “kanunlarda başörtüsünü engelleyen hiçbir hüküm yoktur, yasaklanamaz, yasaklamak suç teşkil eder!” demiyor muyduk? Yönetmeliklerdeki hükümleri ileri sürenler ise bilmeliler ki yönetmelikler ilgili kanunlara uygun olarak çıkarılır, kanunlara aykırı yönetmelik olmaz, olursa yok hükmündedir!

Şimdi olmayan bir yasak getiriliyor. Her hal ve şartta serbest olan, önünde hiçbir yasak bulunmayan başörtüsü TSK, emniyet ve yargıda yasaklanıyor. En kritik noktalarda inancı gereği örtünenlerin önü hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde kapatılıyor. Başörtülü hanımların bu görevlere getirilmeyişinin hiçbir gerekçesi olamaz! Adalet ve güvenlik bir devletin temelidir. Buralarda siyaset olmaz, başörtüsü siyasi bir duruştur deyip başörtüsünün önünü kesmek isteyenler, başörtüsünün siyasi bir simge değil inancın gereği olduğunu gayet iyi bilmektedirler. Başörtüsünü siyaset olarak görmek sakat bir zihniyettir. O zaman başı açık olanlar diğer siyasi görüşe mi mensuptur? Onlarınki de başka siyasi bir duruş mudur?

"Kısıtlamalar, çalışma hakkını, din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ediyor, ayrımcılık içeriyordu" diyerek serbestlik getirdiğini iddia eden hükümet TSK, emniyet ve yargıdaki yasak ile oralarda çalışma hakkını, din ve vicdan özgürlüğünü ihlal etmiyor mu, bu ayrımcılık içermiyor mu? Eğer gerçekten başörtüsüne özgürlük getiriliyorsa her daim başörtü düşmanlığı yapan AB niçin bu düzenlemeden memnundur? Hükümet başörtüsü yasağını kanunlaştırmaktadır! Hükümetin büyük icraatıdır!

Hükümet göreve geldiği ilk zamanlarda TCK’da yaptığı değişiklikler ile misyonerleri koruma altına almış, onları engelleyenlere hapis cezası getirmişti. Şimdi de yaşam tarzına saygı diyerek cinsel sapkınlıkların hepsini koruma altına alıyor, hapis cezası getiriyor. Eşcinsel evliliklerin yolunu açacak ilk adımdır. Hükümetin büyük icraatıdır!

Nefret suçları getiriliyor. Tanzimat’tan sonra nasıl 'gâvura gâvur denilmeyecek' idi ise bundan sonra siyoniste siyonist, eşcinsele de eşcinsel denilemeyecek. Bu maddelerden siyonistler, Yahudiler, eşcinseller, zinakârlar ve bilumum gayri meşru hayat süren ahlaksızlar istifade edecekler. Bu madde özellik ile antisemitizm kanunlarının yolunu açacak ilk adımdır. Hükümetin büyük icraatıdır!

Gayrimüslimlere, yabancılara her türlü hakkı veren hükümet göğsünü gere gere "250'den fazla iade yaptık ve 2,5 milyar liralık mülkü teslim ettik" derken paket ile buna bir yenisini eklemektedir. Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasının, Patrikhanenin ekümenik olarak kabul edilmesinin yolunu açacak ilk adımdır. Hükümetin büyük icraatıdır!

Paket ile Türklük bir ırka indirgenmiştir. Eşitlik sağlamak için Kürt vatandaşlarımıza bir takım haklar veriliyormuş gibi gözükülmektedir. Milli birlik ve beraberliğimiz parçalanmakta, ırk temel alınmakta, inanç birliği göz ardı edilmektedir. Bu Türkiye’den de bir parça alınarak kurulmak istenen Kürdistan’ın yolunu açacak ilk adımdır. Hükümetin büyük icraatıdır!

Nevşehir Üniversitesinin adının Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi olarak değiştirilmesi ise üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi dolayısı ile birtakım militan alevilerin tepkilerini hafifletme gayretidir. Gelecek paketlerde cem evlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin yolunu açacak ilk adımdır. Müslümanların tek ibadethanesi vardır o da camiidir. Camii dışında ibadethane tesisi alevilerin ayrıştırılmasının, daha rahat kullanılmasının bir yoludur. Hükümetin büyük icraatıdır!

Paket adeta pandoranın kutusu. İlk paket her bir paketin bir öncekinden daha kötü tuzaklar ile kuşatılmış olacağının habercisi. Nihai hedeflerinin ne olduğu malum… Sevr haritası hala Batı’nın gündeminde!

Tepki veremesin diye milleti alıştıra alıştıra nihai hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. Bu canlı kurbağaların haşlanmasına benziyor. Kurbağayı haşlamak için sıcak suya atmak yerine önce soğuk suya atıp sonra o suyu yavaş yavaş ısıtırlarmış. Kurbağa olayın farkında olmadığı için hiçbir tepki vermeden haşlanıp gidermiş. Aynı sinsi uygulama burada da görülüyor.

Bu hain tuzaklara karşı İbrahim Suresi’ni tekrar edelim, "Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir) Sakın Allah’ın Peygamberine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibidir"

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner782

banner816