google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner815

Sonunda Atatürk döneminin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak'a gidip, başıma gelenleri anlattım ve bana bir iş bulmasını istedim. Zonguldak, Etibank Ereğli Kömür İşletmeleri İdare Amirliği Servisi'ne girmem, Soyak'ın aracılığıyla olmuştur. Orada Daireler Müdürü olan kardeşi İhsan Soyak'a telefon edip beni Zonguldak'a yolladı. Görevim kırka yakın yapı kontrolü, bekçi ve odacıların giyinmeleri ve temizliğe uymalarını sağlamaktı. Çok boş zamanım oluyordu.
Bir gün aklıma geldi. Oniki yıl Atatürk'ün yanında kaldım. Ona ilişkin anıları kafamda toparlayıp, şöyle ufak ufak birer sayfa yazsam hem gecelerim boş geçmemiş olur, hem de ilerde bir yarar sağlar diye düşündüm. Ve başladım yazmaya... Eskiyi hatırlamak kolay değildi. Bir sayfa yazınca külçe gibi oluyordum. Onbir ayda 210 sayfa yazı yazabildim. Böylece bu kitabın özü olan notlar ortaya çıktı.
1959 yılında Şehir Gazetesi'nin yaziişleri müdürü olan Kemal Onan (Con Kemal) bu yazıları gördü ve yayınlamayı istedi. O sıralarda Turhan Gürkan'la tanıştım. Günlerce oturup, bazen gazete idarehanesinde, bazen Nuruosmaniye'deki İkbal Kıraathanesi'nde notları birer birer elden geçirdik.
Böylece Atatürk'e ilişkin anılarım, Turhan Gürkan'ın kalemiyle ilk kez 1959 yıhnda halkın önüne çıktı. Anıların genişletilmiş ilk hali 4 mart - 31 mayıs 1959 tarihleri arasında yayınlandı. Bunların içinde unutulanlar vardı. Sonradan yapılan eklerle 432 sayfalık bir yapıt çıktı ortaya.
Çok zorluk içinde yazdığımı hatırladıkça üzülüyorum. Normal kafayla ve zamaranda yazabilseydim, çok daha iyi sonuç alınabilirdi bu kitaptan. Hayatta çok hırpalandım. Bu da zekâyı etkiliyor. Sonradan hatırlayabildiklerim işte önünüzde. 

CEMAL GRANDA

B A Ş L A R K E N
Bu kitabın içinde Atatürk'ü «insanüstü bir varlık»mış gibi değil de, yalın, açık bir dille, yüreklilikle «bizim gibi bir insan» olarak anlatan Cemal Granda'nın anılarını bulacaksınız.
Atatürk'ün tam oniki yıl buyruğunda çalışmış, hizmetini görmüş, o dönemin tüm gerçeklerini onun ağzından dinlemiş, sofrasını kurup kaldırmış, yalnızlık anlarında derdine ortak olmuş bir adamın kelimesine dek not edilen tarihe geçecek anılar bunlar.
Cemal Granda'yı 1959 yılında tanıdım. Bu yanık yüzlü, yılların yükünü ve acısını üzerinde taşıyan temiz yürekli içtenlik dolu adamla görür görmez kaynaştık. İçtenlikle anlattığı anılar, içimde büyük yankılar yarattı. Atatürk'ün bilinmeyen yönleriyle en iyi şekilde bu anılarla anlatılabileceği inancıma o da katıldı. El büyüklüğündeki bir deftere kaydettiği notlar, büyüye büyüye bu kitabı oluşturdu. İlk haliyle 4 mart - 31 mayıs 1959 tarihleri arasında Şehir Gazetesinde «Atatürk'ün Sofrası» başlığı altında yayınlanan bu anıları sonradan geliştirip, büyük hacimli bir kitap halinde oluşturmak geldi aklımıza. Yeni anıllar da katılarak hazırlanan kitap, yayınevleri tarafından «Uşağının ne sözü olabilir ki» gerekçesiyle bir türlü ciddiye alınmak istenmedi ve gerçek değerini de bulamadı. Oysa uşağın çok sözü vardı bu konuda söyleyecek.
Atatürk hakkında yerli ve yabancı dilde binlerce kitap, onbinlerce makale, bir o kadar da anı yazılmıştı. Dış ülkelerde bile yüzlerce kitap yayınlanmıştı. UNESCO, birçok dilde Atatürk'le ilgili yayına yönelmişti. En büyük yazarından en küçüğüne dek yerli ve yabancı binlerce kalem,  Atatürk'ü anlatmak için sanki yarışa girmişti. Çocukluğundan başlayarak, devrimci yönleriyle Atatürk çeşitli görüş ve düşüncelerle kitaplıkları doldurmuştu. Yalnız ölümü üzerine yazılanlar bile koskoca bir kitapık ederdi. Ama onun özel yaşantısına pek az yer verilmişti. Oysa yepyeni bir Türkiye yaratan, çağ kapatıp çağ açan bu büyük adamı anlatmak, yeni yetişen kuşaklara duyurabilmek için onun nasıl yaşadığını, özelliklerini de en ince noktalarına dek bilmek gerekiyordu. Atatürk'ün yakınlan, arkadaşları, zaferi beraber kazandığı. cumhuriyeti beraber kurduğu, devleti beraber yönettiği kimseler de zaman zaman ona ilişkin anıları yayınladılar. Özel yaşantısının derinliğine inebildikleri oranda anlatmağa çalıştılar. Ama bunların çoğu eksik, birbirini bütünlemekten uzak, belirli bir yol izlemeyen parça parça anılardan ileri gidemedi.
Geçen yıllar Atatürk'ün yaşantısını filme almak isteyen yabancı filmciler, seçtikleri yüzlerce kitap arasında onun özel yaşamına ilişkin birşeyler aramışlar, ancak böyle bir bilgiyle senaryolanan gerçekçi bir hava taşıyabileceğini söylemişlerdi. Ancak ne yazık ki, onların istedikleri yeterlikte derli toplu bir yapıt bulunamamıştı.

Atatürk'ü daha iyi tanıyabilmek, anlayabilmek için onu tüm yönleriyle öğrendikten başka, özel yaşamına da eğilmek  gerekti. Atatürk nasıl bir insandı? Yirmidört saatini nasıl doldurur, ne yer, ne içerdi? Nasıl çalışır, ne zaman uyur, hangi arkadaşlarım üstün tutar, sakin ve sinirlilik zamanlarında ne yapar, kimlerle olmaktan hoşlanır, gezilere kimlerle çıkardı?
Şakaları, öfkesi, sitemi, kuşkusu, sevgisi, nefreti nasıl olurdu? Hangi kitabı okur, hangi müziği dinler, hangi renkleri, mevsimleri sever, hangi içkiyi kullanırdı?
Evlilik yılları çok kısa süren Atatürk'ün kadınlar karşısında tutumu neydi? Atatürk'ün yaşamına girmiş kadınlar var mıydı?
Cumhuriyet'in ilk yıllarından ölümüne dek Atatürk'ün değindiği insanlar, Atatürk'ü ziyaret eden yabancı devlet adamları ve hükümdarlarla yapüan görüşmelerin kitaplara geçmemiş en gizli yönleri, Atatürk'ün manevî evlâtları, Atatürk'e ilişkin bilinmeyen fıkralar ve birçok saklı kalmış gerçekler.
Bunları eksiksiz, hiç bir etki altında kalmadan yazabilmek için gece ve gündüz her an Atatürk'ün yanında bulunmak, yataktan çıkışından yatağa girişine dek bir gölge gibi peşinden gitmiş olmak gerekti.
Atatürk'ün «Çelebi»si Cemal Granda, bunları gerçekleştirebildi mi? Bu sorunun karşılığını, kitabı bitirdikten sonra verebileceğiz.
Atatürk'ün görevine ilk girdiğim an, ona ilişkin anıları not ederek saklamak, ilerde Türk Tarihi yazacak tarihçilerin eline bir belge vermek istediği halde, Dolmabahçe Sarayı'na şvester (hizmetçi) olarak alınan Alman kadını (Havuzdame)’ nin tuttuğu notlar yüzünden kovulduğunu görünce, aynı akıbete uğramamak için anılarım herkes uyuduktan sonra gizli metodu ile not eden ve bunları yıllar sonar yazıya döken Atatürk'ün çok sevdiği ve kendisine en yakıntuttuğu adamla birlikte koskoca bir çağı yaşayacak, onunla birlikte heyecanlanıp, duygulanacaksınız.
Bu kitapta merakla okuyacağınız anılar yüzde yüz doğru olup, basit bir hizmetkârm görüş açısından içtenlikle kaleme alınmıştır. Şimdi sözü tam oniki yıl hizmetini görmüş, Atatürk'ün «Çelebi»si Cemal Granda'ya bırakıyoruz.

TURHAN GÜRKAN

(DEVAM EDECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner776

banner817