google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner815
Ülkemiz Büyük İsrail Projesinin (BİP) gerçekleştirilmesinde bir üs olarak kullanılıyor. Komşu ülkeler ile ilişkilerimiz dış mihrakların isteği doğrultusunda yürütülüyor. Aynısı terör örgütü PKK ile ilişkiler içinde geçerli. Ülkemize biçilen roller oynanırken bu uğurda yalnızlaşıyoruz. Hatta ciddi ölçüde düşman sahibi olmaya da başladık. 

Suriye-İran-Irak ve daha birçok ülke Türkiye’yi artık muhatap olarak almıyor. Çünkü yeri gelip Osmanlıcılık oynanırken Osmanlının o dik ve muhteşem duruşu sergilenemiyor. İnancın, haklının, mazlumun yanında yer alıp bedel ödenemediği için vahşinin, zalimin yanında yer alıp gün kurtarılmaya çalışılıyor.

Burnunun ucunu göremeyen idarecilerimiz asıl bu tutumun nasıl zarar verdiğini görmüyorlar. Cennetmekân Erbakan’ın tabiri ile toprak ayaklarımızın altından kayıp gidiyor. Hocam son nefesine kadar bunu dile getirdi. Ancak kifayetsiz muhterisler hala koltuk derdinde. Savaştan çok daha ucuz ve zahmetsiz bir şekilde satın alma yolu ile topraklarımız ele geçiriliyor. Hiçbir mütekabiliyet şartı aranmaksızın –kapitülasyonlar gibi- topraklarımız satılıyor. Ülkemiz çıkmaz yola sokulmuş durumda. Topraklarımızda hak iddia eden ve siyasi ilişkilerimizin olmadığı Ermenistan vatandaşı bile elini kolunu sallayarak gelip toprağımızı alıyor. Düşmanlar kahvelerini yudumlarken halimize bakıp gülüyorlar.  

Her zamanki böl-parçala-yönet taktiği ile milletimiz bölünüp parçalanmaya çalışılıyor. Türk-Kürt diye ayrıştırıp aramıza nifak sokuluyor. Aslında içimizde bile yalnızlaşıyoruz. Yine cennetmekân Hocamın dediği gibi sen “Ne mutlu Türküm” dersen o da “Ne mutlu Kürdüm” der. Birlikten kuvvet doğar, hep beraber “Elhamdülillah Müslüman’ız” desek ortada hiçbir mesele kalmayacak!  

Son günlerde yaşanan gelişmeleri İmralı ile görüşme, barış süreci, üç PKK’lı kadın teröristin öldürülmesi olayını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Öncelik ile PKK-BDP-Öcalan tamamen dış güçlerin emrinde olan İslami değerlere inanmayan, bölücü unsurlardır. Bunlar kendi başlarına karar veremezler. Keza hükümetin de bunlar ile görüşme konusunda bir iradesi yoktur. Onlar da aldıkları emirlere göre BİP gereklerini yerine getirmektedirler. 

Öcalan vasıtası ile PKK ile barış sürecine girildiği söyleniyor. Teröristler şehit muamelesi görüyor. Cenazelerinde PKK bayrakları açılmakla kalmıyor artık göndere de çekiliyor. Her zamankinden daha gür bir şekilde ayrılıktan bahsediliyor. İdam edilmesi gereken terörist başının ev hapsinde tutulması dillendiriliyor.  Barış denilen karanlık mahfillerde sözü verilmiş olan Kürdistan’ın kurulması mıdır? Öcalan ne zaman Meclise alınıyor? Gazı alınan halk bunu kabul edecek kıvama gelmiş midir?  

2002 seçimlerinde muhtar bile olamaz denilen birisi nasıl başbakan olmuştur? Neye sebep on yılı aşkın süredir AKP hükümeti dış güçlerce desteklenmektedir? Eski hükümetleri yerle bir eden iddiaların çok daha fazlası şimdi ayyuka çıkmışken niçin malum medya hiçbirini görmediği gibi aksine üstünü de örtmektedir? Büyük bir ekonomik krizin içinde olmamıza rağmen niçin bu saklanmakta, tam tersi bayram havası estirilmektedir?  Bütün bunlar tesadüf müdür? Müslüman feraset sahibidir, Müslümanca baktığında neyin ne olduğunu görür!  

Kendisine “sayın” demek suç olan, sonra suç olmaktan çıkartılan, belki artık dememek suç olacak olan Öcalan ile görüşen şerefsizdir diyen Başbakanımız şimdi terörist başı ile yıllardır görüştüklerini söylüyor. Bunun adını kendisi koysun! 



Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
caner karaca 2013-01-24 20:21:12

kaleminize sağlık..çok güzel ifade etmişsiniz alev hanım..iktidar yalakalrına inat inandığınız doğruları yazmaya devam ediniz.. ulusal ve yerel iktidar dalkavukları iyi okuyunda sorgulayıcı köşe yazarlığı nasıl olurmuş görün..

banner782

banner817