google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner786

İnsanlar belli dönemlerde yaşam tarzını değiştirmek zorunda kalırlar. Bu değişikler insanın kendi isteği ile olacağı gibi istek dışı da gelişebilir. Kendi isteği ile olanlara örnek verecek olursak evlenmek, şehir veya semt değiştirmek, iş değiştirmek vb. değişiklikler. İstek dışı değişiklikler ise hastalık, zorunlu askerlik vb. değişiklikler.

Bu yazımızda hastalıklar sonucu yaşam tarzımızda yaptığımız değişiklikleri inceleyeceğiz. Gündemimiz covit-19 pandemisi yaşam tarzımızda neleri değiştirdi. 2020 başından itibaren dünyayı etkisi altına alan covit-19 salgını ülkemizin gündemine de oturdu. Gündeme girmekle kalmayıp mart ayından itibaren hayatımızın içine girdi.

Covit-19 ile beraber okullar tatil edilince çalışan anne babaları telaş aldı. Okula gitmeyen çocuklara kim bakacaktı. Çok geçmeden resmi ve özel sektörde belirli dönemlerde çalışma ile evde yaşam başladı. Home ofis çalışma popüler hale geldi. Ardından sokağa çıkma yasakları başladı. Hepimiz televizyonların karşısına geçip Sağlık Bakanının yapacağı açıklamalara odaklandık. İlk olarak Ramazan Bayramını herkes evinde geçirmek zorunda kaldı.

Salgın hızını yitirmeye başlayınca kontrollü sosyal hayata geçiş başladı. Hayatımıza 3 kavram girdi. Bunlar Maske, Mesafe ve Hijyen.  Çölyaklılar hastalıkla ilk tanıştıkları andan itibaren hayatlarına giren glütensiz diyet ile birlikte yaşam tarzını değiştirdikleri için maske, mesafe ve hijyene uyum sağlamada hiç zorlanmadılar. Çünkü çölyaklılar hayatında her zaman tedbirli davranırlar.

Şimdi glüten ve Covit-19 virüsünün benzerliklerinden bahsedelim. İkisi de görünmez, havada asılı kalabilir, temas ile bulaşır alınacak tedbirler sayesinde hayatınız sorunsuz şekilde devam eder. Asıl olan temas olup buluşma nedenidir. Elinizle ister virüse ister glütene temas edin ağzınıza veya burnunuza götürmediğiniz sürece sıkıntı yaşamazsınız. Su ile virüsü de glüteni temizleyebilirsiniz. Hatta virüs temas ettiği yüzeyde yaşam süresi çok az olmasına karşın glüten o yüzeyden temizlenmediği müddetçe çıkmaz. Evde Kal çağrılarına büyük ölçüde uyuldu. Çölyaklılar salgından öncede evde kalıyordu. Dışarıda sosyal hayatımız yoktu ki.Rahatça yemek yiyebileceğimiz bir mekan mı var. Sonra seyahat yasakları geldi. Bizde durum yine aynı. Biz zaten seyahat edemiyorduk ki. Seyahate çıksak yolda yemek sorun, kalacak yer sorun, sorun, sorun ….
Salgının ilk zamanlarında çölyaklı olmayanların glütensiz yiyecekleri yağma ederek market raflarını boşaltmaları biraz endişeye sebep olmuştur. Hatta makarnanın 25 tl çıktığını söyleyerek haberler yapılmıştı. Bu haberlere ne üreticiler nede market sahipleri anlam verememişlerdi. Çünkü o fiyatlardan normal makarna satışı olmamıştı. İşin aslını sadece çölyaklılar biliyordu.

İnsanlar panikle glutenli makarna yerine glütensiz makarna almışlardı. Bu fiyatları gören herkes isyan bayrağı açmıştı. Maalesef bu fiyatlarla yıllardır yaşayan çölyaklıların feryatlarını kimse duymuyordu. Sokağa çıkma yasağı olacağı günlerin öncesinde ekmeksiz kalacağız diye marketlere saldıranlar çölyaklıların glütensiz ürünlere ulaşımdaki zorluklarının farkında bile değillerdi. Normal hayatı sürdürdüğü sırada glütensiz yaşamı anlattığımızda "ne olacak canım ekmek makarna yemezsin" diyecek kadar umarsız olanları pandemi sürecinde market sırasının en ön saflarında ellerinde ekmek, makarna  ve Luppo gördük.

Sokağındaki markette ürün bulamayacağını sanarak evinde ürün stoklayanlar yüzünden gıda fiyatları yükseldi. Herkes yine isyan bayrağı açtı. Siyasiler her platformda gıda fiyatlarının düşürülmesine yönelik açıklamalar yaptı. Aynı siyasiler glütensiz gıdaların yüksek fiyatlarına karşı bir çözüm üretemediler. 
Şimdi size soruyorum glutensiz yaşam mı, yoksa kontrollü sosyal hayat mı daha zor? 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol