google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner786

Dünyaca ünlü evlilik terapisti ve ilişki uzmanı John Gottman, dünyada çift terapisi alanında en kapsamlı ve geçerli araştırmaları gerçekleştiren kişilerden biridir. Uzun bilimsel araştırmalar sonucunda alanında 190 bilimsel makale ve 40 adet kitap yazmıştır. Gottman’ı diğer uzmanlardan ayıran en büyük farklılığı binlerce evli çiftle 20’yılı aşkın bir süre düzenli olarak özel laboratuvarında görüşmeler yapmış, çeşitli deneyler gerçekleştirmiş ve sonuçta mutlu çiftleri diğer çiftlerden ayıran özellikleri tespit etmiş olmasıdır.
Bu deneyimleri ona bir evli çifti  üç dakika dinledikten sonra evliliklerinin geleceği ile ilgili, daha doğrusu boşanıp boşanmayacaklarıyla ilgili bir fikir verebiliyor. Gottman bu  kanaate, özellikle çiftlerin anlaşmazlıklarıyla ilgili bir konuyu konuşmaya başladıklarında ediniyor. Bunun nasıl anladığına ise şöyle ifade ediyor: 

"İlişkilerinde yaşanacak problemleri çözemeyecek olan çiftler ya da nasıl çözeceklerini bilmeyenler hemen anlaşılabiliyor. Bu kişiler genelde kendilerini daha fazla düşünen, savunucu bir yapıya sahip, problemin karşı taraftan kaynaklandığını söyleyen ve dolayısıyla karşı tarafın kişiliğini değiştirmek zorunda olduğunu belirten kişiler oluyor. Eşimin terapiye ihtiyacı var diyen, ben mükemmele yakın davranıyorum ama eşimin karakteri ile ilgili değiştirmesi gereken pek çok şey var diyenler oluyor."

Gottman, evliliği tehlikeye atan bu davranış biçimi mahşerin dört atlısı olarak tanımlıyor. Yani kişinin felaketini hazırlayan şey, tartışırken eleştiri, aşağılama, savunma ve duvar örme davranışlarını sergilemesidir. Bir çift tartışırken bunları yapıyorsa, o tartışmadan bir çözüm çıkmayacağı gibi, aralarındaki duygusal kopuşu da yavaş yavaş artar. Çiftleri mutsuzluğa ve boşanmaya götüren de işte bu duygusal kopuşlar oluyor.
Bunun için, çiftlere tavsiyesi öncelikle çatışma ve tartışmalardan kaçınmak değil, tartışırken mahşerin dört atlısından kaçınmak ve bunların yerine olumlu şu dört davranışı koymak yeterlidir. Eleştiri yerine, sözlerine daha yumuşak bir ifadeyle başlamak, savunma yerine sorumluluk almak, aşağılama yerine empati geliştirmek ve duvar örmek yerine diyaloğa açık olmak.

Bunun dışında Gottman’ın bir diğer önerisi ise, tartışma sırasında fazla bir gerilim olduğu ve nabız 100'ü geçtiği zaman, tartışmaya hemen ara verip, sakinleşince tekrar başlamaktır. Çünkü ona göre, nabız yükselir ve fizyolojik tepkiler artarsa mantık devre dışı kalır. Bu durumda konuşulan sorun bir çözüme kavuşturulmadığı gibi, geçmişte yaşanan sorunlar da gündeme gelerek içinden çıkılmaz bir hale gelebilir. Bu da aynı şekilde çiftler de duvar örme, kaçınma, savunma ve daha da önemlisi duygusal kopuşu hızlandırır. Duygusal kopuşun varacağı yer ise, boşanmadır.
Gottman’ın araştırmalarına göre, mutlu çiftlerin %69 kendi aralarında çatışma yaşamakta ve bu çatışmaları sonlandıramıyorlar.  Ama buna rağmen huzurlu bir evlilik sürdürebiliyorlarsa bunu yukarıda saydığım olumlu davranış iletişim biçimlerine borçludurlar. 

Burada haliyle akla şu soru gelebiliyor: Peki eşler, birbirini hiç mi eleştirmeyecek, eksikliklerini karşı tarafa ifade edemeyecekler? Evlilikte esas olan, çiftlerin birbirlerinin pozitif yönlerine odaklanmaları ve birbirlerine iltifat ve takdir duygularını ifade etmeleridir. 
Ancak beş olumlu cümleye karşılık bir eleştiri olursa sorun olmaz. Yani eşler birbirini eleştirirken önce olumlu özelliklerini sayıp ardından bir eksikliği dile getirirlerse bu ilişkilerine zarar vermez.

Buna karşılık mutsuz çiftlerin en temel özelliği ise, sürekli eşlerini eleştirmelerine rağmen, birbirlerine karşı olumlu konuşmaktan, takdir etmekten, iltifat etmekten kaçınmalardır. Bu kaçışın sonu ise, ya huzursuz bir evlilik ya da boşanma ile sonuçlanmaktadır.

Bunun yanında önemli olan bir diğer özellikle ise, iletişim başta olmak üzere çeşitli zaman ve zeminde duygularımıza hakim olamayıp eşimize karşı hataları tamir etmeyi bilmektir. Mutlu çiftler de birbirlerine karşı çok hata yapıyorlar, ama onlar bunu, araya fazla zaman girmeden telafi etmesini biliyorlar.

Görüldüğü gibi, huzurlu bir evlilik sürdürebilmek için çok da büyük fedakarlığa ve yüksek becerilere gerek yok, olumlu bir diyalog ve çatışmaları yönetme becerisi, empati, anlayış, eşe değerli olduğunu hissettirme ve olumlu yönlerine odaklanma yeterlidir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner814