google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner815
Rüşvet, yolsuzluk olayları hükümetin geldiği ilk günden beri var. Açığa çıkanlar buz dağının görünen yüzü. Devamının geleceğinden korkan hükümet adına yakışır bir şekilde hem açığa çıkan yolsuzlukları 'ak'lama hem de diğer yolsuzlukların açığa çıkmaması için tedbir alma derdine düştü. Yargıda ve emniyette 'gereken' müdahaleleri yaptı. Askerin itibarını kırma operasyonları neticesinde ordudan uzaklaştırılan halk şimdi emniyetin itibarının kırılması ile polisten de uzaklaştırılıyor. Ülkede bir güven bunalımı meydana getiriliyor. Bu kurumlar kendi içlerinde dahi bölünüyor, yeni gelenlere hükümetin adamından öte fedaisi gözü ile bakılıyor. 

Hükümet hep dış mihrakları suçluyor. Peki, çalanın, rüşvet alanın, yolsuzluk yapanın hiç mi suçu yok? Dış mihrakların rüzgârı ile bugünlere gelirken iyiydi de şimdi mi kötü oldu?  "Hala onlara hizmet ediyor olmamıza rağmen bütün bunlar niçin başımıza geliyor" mu diyorsunuz?  'Kim bir zalime zulmünde yardım ederse, Allah o zalimi ona musallat eder' hadis-i şerifi tecelli ediyor. Bunlar daha iyi günleriniz!

İktidara ilk geldiğinizde 'biz bedel ödeyemeyiz' demiş ve beklentileri boşa çıkarmıştınız. Bakın o bedel şimdi nasıl ödeniyor. Hak için bedel ödemeyenler her iki cihanda o bedeli fazlasıyla öderler.

Yokluğa dayandınız ama varlığa dayanamadınız!
İlk işiniz sizden önceki yiyiciler ile aranızdaki farkı kapatmak oldu. Cemaziyelevvelini bildiklerimiz şimdi abad oldu. CHP ile farkınızı belirtmek için 'biri sol cebine, biri sağ cebine koyuyor' denildi. İnançlı kesim için daha neler neler söylettiniz...

Sonrasında eşlerinize ikinciyi eklediniz. Gizlediğiniz kadınlar açığa çıktığında 'bizim imam nikâhlı eşimiz' dediniz. Aleniyet nikâhın şartlarından birisi değil midir? O zaman bu nikâhlarınız ne kadar geçerlidir, yoksa muta nikâhı yapanlarınızda mı var? Genel başkan yardımcılarınızın içerisinde dahi bu şekilde olanlar var. Bu nasıl bir düzen? Eski yiyiciler 'yemeğe çıkabilir miyiz' diyerek bayanlara doğrudan askıntı olurken sizler 'artık bir yemek ısmarlarsın' diyerek talebinizi kendinizce güya yumuşattınız. Bu tekliflerinize karşılık vermeyenlere yapmadığınızı bırakmadınız. Nicesi hukuk yollarına başvurmaya cesaret edemedi, sizi bitiremeyeceğini düşündüğü için kendisini bitirdi. Çünkü siz güçlüydünüz, onlar güçsüzdü, ancak hiçbir zaman haklı olmadınız. Başbakanın eşi de dâhil partinizdeki kadınların hiçbirisi buna ses çıkarmadı, karşı durmadı. Çünkü parti zarar görmemeliydi, muhafaza edilmesi gereken dünyalıklar vardı, 'istikrar' korunmalıydı. 'Hanımefendi' bu gidişata dur deseydi kim buna cesaret edebilirdi? Umarız daha da geç olmadan üzerine düşeni yapar.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner782

banner817