google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner815

Geçen gün arabamla ilgili bir sorun oldu. Adana’da Kasım Gülek Köprüsüne gelmeden sağda, araba tamir merkezleri var. Arabamı oradaki bir tamir merkezine götürdüm. İşlemin biraz uzun süreceğini ve girişte çay ocağında bekleyebileceğimi söylediler. Çay ocağına geçtim oturdum. Hemen sonra yanıma oyalı başörtülü, hafif etine dolgun,orta yaşlı bir kadın geldi ‘’çay içer misiniz?’’ diye sordu. Kendisi de bir çay alarak gelip yanıma oturdu. Doğal olarak iki kadın sohbet etmeye başladık. İşyeri sahibinin eşi olduğunu söyledi. Siyah pantolon, gri uzun kollu bir bluz giymiş,ayağında siyah hafif topuklu bir ayakkabı vardı.Yüzünde yaşının getirdiği çizgilerle güzel bir kadındı aslında.

Sohbet gittikçe koyulaştı. İki oğlu olduğunu, birinin İstanbul’da üniversitede okuduğunu, diğerinin babasının mesleğini sürdürmek istediği için meslek lisesine gitmek istediğini anlattı. Sohbet sürerken ortada dolaşan 2,5-3 yaşlarında bir kız çocuğu dikkatimi çekti. Sürekli arabaların girip çıktığı bir yerde koşup oynaması doğru değildi ve biraz tehlike arz ediyordu çünkü.Onun için merak ettim;

‘’Bu kız çocuğu kimin’’diye sordum. Kadın;

’’ benim adamın!’’ dedi.

Belli ki kocasına öfkeliydi. Kadın anlatmaya başladı.Kocası imam nikahı yaparak ikinci hanımı almış.Yani üzerine kuma getirmiş.İkinci kadına hem bir ev alıp oturtmuş, hem de bir çocuk yapmış.Önce aynı evde beraber yaşamalarını istemiş,karısı kabul etmeyince de kumaya ayrı ev açmış.

’’Çok zor çok! Yaşamayan,başına gelmeyen bilmez! dedi.

Çok zor günler geçirdiğini, çok ağlayıp üzüldüğünü, sinir ilaçları kullanmaya başladığını, kocasını bir başka kadınla paylaşmayı kabullenemediğini,çocuklarının da bu durumdan etkilenip üzüldüklerini bir bir anlattı.

Kuman neden çocuğunu buraya gönderiyor, kendisi çalışıyor mu? diye sordum. ‘’Çalışmıyor, ev hanımı fakat çocuğu sık sık buraya gönderiyor. Ben gençliğimde çocuklarımı buraya göndersem kıyameti koparırdı, ona bir şey demiyor benim adam!’’ dedi. Neticede kadın kocasının iş yerinde bir de kumasının çocuğuna bakıyordu.

’’Gençliğimizde cefayı ben çektim,şimdi gelen kuma sefasını sürüyor,bir mesleğim olsa bu durumu sineye çeker miydim hiç…?’’ diye de ekledi.

Kocası’’senin yerin ayrı,sen ilk göz ağrımsın’’ diyormuş.

İçimden ‘’kim bilir kumaya da ne iltifatlar ediyordur’’ diye düşündüm. Demek ki kadın bir başka kumaya daha kocasını kaptırmamak için her gün sabahtan akşama kadar işyerlerine geliyordu. Bu tür olaylar genelde doğuda oluyor diye düşünenler yanılıyordu demek ki. Kadın yanı başımdaydı ve birebir kendi yaşadığı olayı bana anlatmıştı.

Erkekler parayı bulunca önce hanımı sonra arabasını değiştirirmiş. Bu olay da bunu doğruluyordu. Neticede para erkeğe güç veriyor, bu güçte bazı erkekleri arsızlaştırıyor.Konuştuğum kadının bir mesleği olsa bu durumu sineye çekerek, her gün kocasının işyerine gelerek hafiye gibi kocasının peşinde gezip,bir de kumasının çocuğuna bakar mıydı?

Bir de benim anlamadığım ve bir türlü mana veremediğim;bir erkek sevdiği kadını nasıl oluyor da toplum içinde kuma ya da metres (yani illegal olan ikinci kadın) durumuna düşürebiliyor?

Sevdiği kadına bunu nasıl layık görebiliyor? Bu çelişkiyi bir kadın olarak ve olaya bir kadın gözüyle baktığım zaman anlayamıyorum ve çözemiyorum.Hep yazılarımda bunu söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim. Kız çocuklarını okutun anne ve babalar. Bir meslekleri olsun, olsun ki erkekler üzerlerine kuma getiremesinler ya da bir erkeğin kuması olmasınlar…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner776

banner817