banner776

Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin dev eseri (2)

19 Şubat 2019, 22:22
Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin dev eseri (2)
Gönül Sohbetleri
Fihi Ma fih, (6) kısalı uzunlu 61 bölümden ibarettir. Bu bölümler ya doğrudan doğruya ele alınan bir mesele ile ya da mecliste bulunan herhangi bir müridin sorusuna, Mevlana'nın verdiği cevapla başlar.   

Bu nedenle her bölümde ele alınan konular başka başkadır. Her bölüm görüş ve içeriği bakımından bağımsız olmakla beraber, Hazret-i Mevlana'nın genel olarak tasavvufi düşüncelerini, görüşünü, tabiatını, şiir yaklaşımını, devrinin bir çok dini, felsefi ve ahlaki inancını, dünya ve insanlığa ilişkin önemli olayları, toplumsal çevresini ve bütün bunlar üzerindeki derin ve büyük tesirini anlatması bakımından tam bir bütünlük gösterir.

FİHİ MAFİH'in KONUSU VE MAHİYETİ

Bu esere baskın unsur tasavvuftur. Bir çok bölümde doğrudan doğruya varlık birliği inancından, mutlak varlık ve zuhurundan, akl- kül ve nefs-i külden, kainat, eflak, anasır ve devirden, dünya ve ahretten, insan, veli, nebi ve insan-ı kamilden, süluk ve derecelerinden, yakinden, aşk ve cezbeden detaylı şekilde anlatılmıştır.

Fihi Ma fih'i okuyanlar Hazret-i Mevlana'nın bu konulardaki düşünce ve görüşlerini büyük bir açıklık, sadelik ve aynı zamanda büyük bir güçle anlatma konusunda başarılı olduğunu göreceklerdir.

Mevlana'ya göre:
TANRI MUTLAK VARLIKTIR

Her şeyin aslı birdir. Sadece 'Bir' vardır. İkilik ayrıntıdadır. Maksada bakılacak olursa ikilik kalmaz. Esas birdir.
Mesela mürşit-i kâmillerin görünüşleri değişik, işleri ve sözleri başka ise de maksatları gereği hepsi birdir. Tamamının niyeti Tanrıyı talep etmektir.

Tanrıda ikilik yoktur. Bundan dolayıdır ki, içimizdeki 'Ben' öldürmek yok etmek lazımdır. Çünkü sadece 'O' ölmeyen bir diridir.

Yeganelik ve Biganelik ikiliği gerektirir. Mutlak varlık alemi ise küfür ve imanın, dostluk ve düşmanlığın üstündedir. Mademki dostluk ikiliği gerektirir. Orada da ikiliğin yer almadığı bir alem mevcuttur, sadece birlik vardır. Oraya erişilince bu ikisinin varlığına gerek duyulmayacağından dostluk ve düşmanlıktan çıkmış ve çıkılmış olur.

Küfür (inkar) olmadan din olmaz. Din küfrü bırakmaktır. Öyleyse ikisi aynı şeydir. Çünkü yaratanları birdir. 

Vuslatta (kavuşma) ikilik olmaz; tam bir birlik meydana gelir.
Yüzünü ne tarafa çevirirsen Tanrı oradadır. 

"Ene'l Hak" demek gerçekte büyük bir alçak gönüllülüktür. Çünkü "Ben Tanrının Kuluyum" diyen, biri kendisinin diğeri Tanrının olmak üzere iki varlığı ortaya koymuş oluyor. Halbuki, "Ben Hakkım" diyen kendi varlığını yok etmiş olduğu için "Ene'l Hak" diyor. Bu demektir ki; 
"Ben yokum. Hepsi O'dur."

Ayrılıklar dış görünüştedir. Mana ve gaye itibarıyla her şey birdir ve birleşmiştir. 
Mesela Tanrı, "Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım" buyuruyor. Bu aynı zamanda, "Ben Hakkım" demektir. Yani; "Felekleri kendim için yarattım demek, başka bir dil ve başka bir işaretle, 'Ben Hakk'ım" demektir. 

Kâbeye giden ne kadar çok yol vardır ve eğer yollara bakacak olursak ayrılık büyük ve sonsuzdur. Halbuki gayeye, maksada bakacak olursak varılacak yer birdir.
Tanrıdan başka varlık yoktur. O, bir ve mutlak varlıktır.
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner671