google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner815
Gezi Parkı direnişinin uzantısı olarak Kadıköy’de 1. Gaz Adam Festivali adı altında miting düzenlendi. Mitingi televizyonda seyrettiğimizde ekranda konuşanlar ve destek veren meşhurlar yüzbinlerce insanın katıldığını, Acıbadem, Bahariye ve ara yollarda dâhil bütün meydanın hınca hınç dolduğunu üzerine basa basa, tekrar tekrar söylüyor ve hükümete gözdağı veriyorlardı.

Yüzbinler, hatta zaman zaman milyon denilen o muazzam kalabalığı görmek için hemen Kadıköy merkeze indik. Acıbadem ve ara yollar tamamen boştu. Tiyatronun önündeki otobüs duraklarının bulunduğu küçük bir alan polis barikatları ile çevrilmişti. Barikatların dışında pek kimse yoktu. Tiyatronun önünde zaten platform vardı, barikatların içi de yer yer boştu. Altıyol Boğa'ya kadar dolu denilen Söğütlüçeşme Caddesi gösteri ile ilgisi olmayan her zamanki kendi kalabalığındaydı. Kürsüye yakın İş Bankasının hizasına kadar birtakım insanlar vardı. Hınca hınç dolu denilen alanda yerlere serilip içkilerini içerek vakit geçiriyorlardı. Toplasanız, m2 'hesabı ortada' en iyimser tahminle 4-5 bin kişi ancak vardı.

Televizyon ekranında her türlü çekim hilesi kullanılıyordu. Hep aynı açıdan verilen görüntü topluluğun bitiminde kızıllıklar içinde bulanıklaştırılarak sanki kalabalıklar devam ediyormuş hissi uyandırılıyordu.

İnsanları çekmek için mitinge festival deyip birçok sanatçıyı katmalarına ve bunlara sahnede yer vermelerine rağmen istenilen sonuç alınamamıştı. Bırakın festivali bir sanatçının konseri olsa ancak bu kadar gelen olurdu. Tam Nasreddin Hocalık bir durum, kedi buysa et nerde, et buysa kedi nerde? Festivale gelenler bunlarsa mitinge gelenler nerde, mitinge gelenler bunlarsa festivale gelenler nerde? Aslında profile baktığınızda eğlenmek için festivale gelenlerin oluşturduğu bir topluluk olduğu hemen fark ediliyordu. Küçük kızım “anne su şişesinden çok içki şişesi var” diyerek ortamı en güzel şekilde tarif etmişti. Hemen hemen herkesin elinde ya da yerlere atılmış içki şişeleri ve teneke içki kutuları vardı.

Palavra katılım sayısından başka dikkat çeken bir diğer husus da topluluk adına konuşanların hedeflerinin olmayışı idi. Hepsi sadece Başbakanı eleştiriyordu. Kendilerinin ürettikleri, toplumu sürükleyecek hiçbir hedefleri, politikaları yok. Samimi olarak destek veren insanların emeklerini, zamanlarını, hatta yeri gelip canlarını da heba ediyorlar.

Yine aynı küflü teraneler; derin güçlerin MOSSAD’ın suikastlarını hala inançlı insanlara bağlama çabasındalar ve camilere dil uzatmaktan da çekinmiyorlar.

Herkesimden insan destekliyor görüşü de tamamen palavra.

Direnişe katılanların üniversite öğrencisi oldukları belirtilip üniversiteler açılınca bunların olayların devamını getireceklerine olan inançları açıkça vurgulanıyordu. Üniversitelerin açılışı sonrası için tahrikler de şimdiden başlamış oluyordu.

Gezi Parkı olayları nedeni ile karizması çizilen sadece Kasımpaşalı Erdoğan olmadı ümit edilen mecraya ulaşmayışı, şuursuzlukları ve uğrattıkları hayal kırıklığı ile kendilerinin de karizması çizildi. Amaç artık çok ses çıkararak haklı görünmeye döndü. Sandıkta kazanamayacaklarını görünce “oyum çıkmıyorsa sesim çıksın” diyorlar. Kullanılıyorlar fakat farkında değiller ancak onları kullananlarda kullanılıyorlar.


Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner782

banner817