google.com, pub-7197687656137963, DIRECT, f08c47fec0942fa0
banner815
Müteahhit Zişan Bey Adana'daki ilk yerel televizyonlardan Tempo TV'yi satın aldığında ziyaretine gitmiştim.

Herkes gittikten sonra dert yanmaya başladı. "Vallahi ilk günden pişman ettiler" dedi.

Şaşırdım. "Hayırdır" diye sordum. Gazeteciler tebrik ziyaretine geldiklerinde yaşanan traji komik bir olayı anlattı.

Gazetecilerin sohbet sırasında birbirlerinin ardından yaptıkları dedikoduya şaşırdığını söyledi. "İnan olsun, benim hakkımda da konuşmasınlar diye tuvalete gitmeye korktum" diye konuştu.

Ne yazık ki her camia gibi gazetecilik de kokuşmuşluktan nasibini almış durumda.
Dedikodu insan fıtratına yakışmayan bir şey. Özellikle de topluma örnek olması gereken kişilerde.
. . .

Rahmetli bir meslek büyüğümüzün evlatlarından birisine "baba mesleğini neden devam ettirmiyorsunuz" diye bir soru yöneltmiştim. "bilemiyorum, yapabilir miyim" deyince yardımcı olabileceğimi söyledim.

Sonradan vazgeçtiğini söyleyince işin içinde bir çapanoğlu olduğunu anladım.
Biraz eşeleyince o çapanoğlunun 5 Ocak gazetesi sahibi Savaş Çokduygulu olduğunu anladım.

Bu kardeşimiz tüm iyi niyeti ile konuyu Savaş Duygulu'ya açmış. 
O da, karakterine yakışır bir izah tarzı ile kararından vazgeçirmeye çalışmış.
Anlayacağınız eline çamuru alıp sıvamış da sıvamış.

Malum, Savaş'ın ağababası Bülent Özülkü hakkında en çok yazanlardan biri de benim. Savaş efendi kimden ya da kimlerden besleniyorsa bir çoğunun kuyruğuna basan/basmakta da tereddüt etmeyen birisiyim. 

Bunca yıl edindiğim tecrübelerin ışığı altında insan sarrafı olduğumu söyleyebilirim.
Onlarca kişinin arasından elini gülerek uzatan Savaş'ın karakteristik yapısını yakınen bildiğim için hiç yadırgamadım.

Fıtratına yakıştırdığım kişilerin marifetlerini hiç unutmam...
Bu da benim özelliğim...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner816