İnsanların dünyanın hızına yetişmeye çalışırcasına koşuşturmasını şaşkınlıkla izliyorum. Benmerkezci, narsist, duygusuz insanlar içerisinde, her birinin omuzuna çarpmadan, aralarından sıyrılmaya çalışıyorum.
Oturdum dünyayı seyre daldım;
İstanbul’un en kalabalık meydanı gibi hıncahınç dolu bir meydan. Herkes tedirgin, herkes mutsuz. Kim diğerini önce sırtından vuracak tedirginliği, gizli bir savaş.
Kimi cebindeki paranın peşinde, kimi leşini kirini saklayacak yer arıyor. Kimi nasıl öfkemi atsam, kime çatsam diye bahane arıyor. Kimisi üstünlük savaşında, ilk darbeyi vurmanın zamanını kolluyor.
Ürkütücü bir film sahnesini andırıyor; her an bir yerden katil çıkacak gibi herkes nefesini tutmuş, sonunun gelmesini bekliyor.
İnsanlık yolunu kaybetmiş, yol gösterenlerle, yön işaretlerini değiştirenler aynı. Kaos içinde kaybolan sesler, yardım çığlıkları boğulup gidiyor. Nefes almak her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Doğrunun, güzelin, iyinin yadırgandığı, aşağılandığı bir yüzyılda yaşamak... İyiyle, doğruyla, güzel olanla dalga geçmek moda.
Kötüler ve en çok sesi çıkanlar revaçta. Kısık ses, nezaket, saygı ayaklar altında. Saygılı olanı ezmekse son moda.
Yalakalar, alkışlananlar ve en çok alkışlayanlar bir arada. Gizli, sessiz bir anlaşma. Kötülüğün üstünü kapatanın, günahlarının silindiği bir mecra. Yokla var arasında bir savaş. İyi ve kötünün, doğru ve yanlışın, haklı ve haksızın savaşı.
Savaşın kazananı her an değişebilir, kılıçlar el değiştirebilir. Çünkü her yerde bir bezirgan. Her köşe başında gurur, haysiyet satıcıları. Alan memnun, satan memnun.
Alışverişin sonunda, yolun ucunda pişmanlık çıkmazı. Dar, çıkmaz bir sokak…
Pişmanlıkta beş para etmiyor artık. Ders alınamayan, yeniden başa saran hatalar. Günahları sileceklerini söyleyen şaklabanlar. Eski zaman hokkabazları gibi iyi ile kötünün yerini değiştiren karanlık adamlar.
Bu kaostan yalınayak çıkmaya çalışan çocuklar. En çok onlar yorgun, onlar yönsüz, onlar kayıp. Çocuklara reva görülen savaş alanları, kumar masaları, insan satıcıları. Kötü bakan gözler, doymayan nefisler. Onlara uzanan kirli eller...
Ellerinden tutup çıkaracak olanlar kilit altında. Nefesini tutmuş kurtuluş gününü bekliyor. O gün yakın mı bilinmez… Kim bilir belki o gün bu günün yarında…