Bebek ve katil asla yan yana gelmemesi gereken kelimeler. İnsanda inanılmaz uç noktada karmaşık duygular oluşmasına neden oluyor.
BEBEK; Masumiyet, korunma, hayat, aile, mutluluk, merhamet, yuva ve çaresizlik duygularini çağrıştırıyor.
KATİL ise; bilinçli şekilde yaşamı sona erdiren, öldürme eylemini acımasızca gerçekleştiren kişi, kan, kin, nefret, öfke, yas, korku ve dehşeti çağrıştırıyor.
Bu iki (zıt) kavram birleştiğinde, insan zihninde “Kendini savunamayacak kadar masum ve güçsüz birine yönelik acımasız ve insanlığa sığmayacak bir katletme” düşüncesini oluşturuyor.
Bebek Katili, yalnızca bir kişiyi tanımlamaz; ahlaki açıdan en ağır suçlardan biri olan bebek öldürme üzerinden kişiye yönelik çok güçlü bir toplumsal kınama ve nefreti de beraberinde getirir.
BEBEK KATİLİ APO
Ülkemizde bebek katili denildiğinde akla gelen tek isim PKK Terör Örgütü lideri Abdullah Öcalan'dır.
Kendisine "Kurucu Önder", "Sayın" yakıştırmalarının yapıldığı bu günlerde biz biraz geçmişe gidelim, "Bebek Katili" unvanı ne zaman ve niçin verildi onu hatırlayalım.
PKK tarafından 21 Ekim 1993 günü Baykan-Derince Köyünde gerçekleştirilen hain saldırıda, 13’ü çocuk, 9’u kadın olmak üzere toplam 22 masum sivil vatandaşımız vahşice katledildi.
Bu acımasızca öldürülen çocuklardan Serkan ERDEM 3 yaşındaydı.
Leyla ERDEM ise sadece 9 aylıktı.
Abdullah Öcalan bu tarih öncesinde ve sonrasında pek çok kanlı katliam emrini vermişti. Ancak bu katliamdan sonra Türk Halkı ve medya tarafından "Bebek Katili" tabiri haklı olarak kullanılmaya başlandı.
Peki sizce;
Polis, asker, öğretmen, işçi, memurlarla birlikte
Kundaktaki Kürt bebeklerini,
Okuldaki Kürt çocuklarını,
Evdeki Kürt kadınlarını,
Tarladaki Kürt erkeklerini acımasızca katleden PKK gerçekten Kürtlerin hakkını savunuyor olabilir mi?