Bazı insanlar vardır; geçmişin kırık aynasında kendini arar durur. Her hatırlayış, her acı, onlara bir tür teselli sunar. Çünkü acı tanıdıktır. Güvenlidir. Onlar için mutluluk, bilinmezliğin ürkütücü kıyısıdır.
Bu yüzden geçmişin mutsuzluklarıyla kendilerini sarıp sarmalarlar. Ve zamanla bu karanlığı paylaşmak isterler.
Bu tür insanlar, yalnızca kendi acılarına tutunmakla kalmaz; çevresindekileri de o acının içine çekmeye çalışırlar. Sanki mutsuzluk bir tür dayanışma biçimiymiş gibi. Sanki ne kadar çok kişi mutsuz olursa, kendi acıları o kadar meşrulaşırmış gibi. Bu davranış biçimi, psikolojide 'duygusal vampirlik' ya da 'negatif duygusal yayılım' olarak tanımlanabilir. Ama ben bugün bu insanlara başka bir isim vermek istiyorum: Karanlıkta Konfor Arayanlar!
Bu kişiler, takıntılı düşüncelerle geçmişin hayaletlerini besler. Her yeni gün, eski bir yarayı yeniden kanatmak için bir fırsattır. Ve ne yazık ki, bu döngüde yalnız kalmak istemezler. Etraflarındaki neşeyi tehdit olarak görürler. Çünkü neşe onların acı anlatısını bozar. Bu yüzden neşeyi küçümser, hafife alır, hatta yok etmeye çalışırlar.
Ama burada durup düşünmeliyiz: Bu insanlar gerçekten kötü niyetli mi? Yoksa sadece iyileşmeyi bilmeyen, acıyı tek gerçeklik sanan insanlar mı? Belki de bu yazının amacı, onları yargılamak değil; bu davranış biçimini tanımak, anlamak ve toplumsal bağışıklık geliştirmek.
Çünkü mutsuzluk bulaşıcıdır. Ama umut da öyle.
Ve doğruyu salt gerçeklik olarak görenler, hangi duyguyu yayacağına karar verebilecek yetkinliğe sahip olanlardır.
Orhan ERGEZER
Harran’daki KPSS Olayı
İsmail GÖKTÜRK
İkbalden zillete Adana..
Ülkü REYHANİOĞLU
Kendine geç kalmadan
Ali DENİZ
Artık kimse için hiç bir çabam yok, ki gerekte yok...
Özlem ERDOĞAN
Çoban Dede Türbesi İçler Acısı durumda
Av. Alev SEZEN
Çerçeve Yasanın Hukuki Ve Siyasi Açıdan Değerlendirmesi
Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)
Eğitim dilinin ana dilde olmasının bedeli
Gönül Sohbetleri
Gıybet Fil Eti Yemekle Eşdeğerdir (Mevlana Celalettin Rumi)