ADANAHABER
Cezaevlerinin kapıları ardında sessiz bir mücadele sürüyor.
İnfaz ve koruma memurları, her gün yüzlerce hükümlü ve tutukluyla birebir temas halinde görev yapıyor. Fiilen güvenlik hizmeti yürütüyorlar; risk, stres ve sorumluluk yükü ağır. Fakat özlük hakları hâlâ bu gerçeği yansıtmıyor.
Bugün Meclis gündemine taşınan tartışmalar aslında yıllardır süren bir adaletsizliğin yansıması. Görev sınıfı hâlâ Genel İdare Hizmetleri içinde. Oysa polis ve jandarma gibi güvenlik sınıfında olmaları gerektiği açık. Maaş düzenlemesi, yıpranma payı, erken emeklilik ve yeşil pasaport talepleri de bu eksikliğin doğal sonucu.
Sorunun Kalbi
Sorun sadece ekonomik değil; aynı zamanda saygınlık ve statü meselesi. Bir memurun fiilen güvenlik hizmeti vermesine rağmen kâğıt üzerinde farklı bir sınıfta tanımlanması, onun emeğini görmezden gelmek demektir. Bu durum, devletin kendi personeline karşı adil davranıp davranmadığının da göstergesidir.
Yargı Paketi ve Beklentiler
Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı 12. Yargı Paketi’nde ceza adaleti sistemine dair düzenlemeler konuşuluyor. Ancak infaz ve koruma memurlarına dair doğrudan bir başlık olup olmayacağı belirsiz. Bu belirsizlik, yıllardır beklenti içinde olan binlerce personelin umutlarını törpülüyor.
Gözler Meclis’te
Bugün TBMM’de yapılacak düzenlemeler, sadece bir meslek grubunun değil, aynı zamanda adalet sisteminin vicdanını ilgilendiriyor. Çünkü cezaevlerinde güvenliği sağlayan bu memurlar, toplumun huzuru için görünmez bir görev üstleniyor. Onların haklarını görmezden gelmek, aslında adaletin kendisini eksiltmek anlamına geliyor.
































