Seçim öncesi kapı kapı oy isteyip seçildikten sonra kaybolan milletvekillerinin halktan kopuşu parti disiplini, lider sultası ve merkeziyetçi yapı gibi siyasi ve yapısal nedenlere dayanır. Bu kopuşu bitirmek için dar bölge seçim sistemine geçilmeli, böylece vekilin yüzü genel merkeze değil doğrudan vatandaşa dönmelidir.
Seçim dönemi geldiğinde sokaklar, meydanlar rengarenk afişlerle dolur; siyasetçiler her kapıyı çalar, her eli sıkar, en tatlı vaatleri sıralar. O günlerde halkın en yakın dostu olan adaylar, oy sandıkları kapanıp Ankara’nın kapıları açıldıktan sonra ne yazık ki sırt dönmeler başlar.
Vatandaşın "Seçilene kadar baş tacıyız, seçildikten sonra yabancı" sitemi, Türkiye siyasetinin en köklü ve en haklı yakınmalarından biridir.
Bunun sebebi sadece kişisel bir vefasızlık değil; sistemi meslek haline getiren yapısal ve siyasi engellerdir.
Mevcut nispi temsil sisteminde seçmen, aslına bakarsanız adaya değil partiye oy verir. Aday listelerini halk değil, genel merkezdeki liderler hazırlar. Hâl böyle olunca milletvekili de halka değil, kendisini o koltuğa lâyık gören parti liderine karşı sorumlu hisseder.
Ankara’nın ihtişamlı bürokrasisine alışan vekiller zamanla taşranın tozunu, vatandaşın derdini unutur. İlk iş olarak evler Ankara'ya taşınır. Buna bir de Parti içi grup baskısı eklenine, halkın talepleri geriye düşer. Vekil artık kendi şehrinin değil, genel merkezin çekim alanı içindedir.
Bu kopuşu engellemenin ve siyaseti yeniden halkla buluşturmanın en etkili yolu, dar bölge seçim sistemini getirmektir. Bu sistemde her seçim bölgesinden meclise yalnızca bir milletvekili girer. Dar bölge sistemi hayata geçildiğinde doğrudan sorumluluk başlar.
Dar Bölge Seçim Sisteminde, Milletvekili, genel merkezin iki dudağı arasında değil, doğrudan bölgesindeki seçmenin oyuyla var olacağını bilir. İsim tanınırlığı artar. Seçmen partinin amblemine değil, mahallesinde, sokağında gördüğü, tanıdığı ve güvendiği adaya oy verir.
Denetim kolaylaşır. Halk, sözünü tutmayan veya seçildikten sonra bir daha uğramayan vekili bir sonraki seçimde çok daha net bir şekilde sandıkta cezalandırır.
Siyasetin asıl sahibi halktır. Vekilin hatırından çıkmaması gereken tek gerçektir bu.
Demokrasi, sadece beş yılda bir oy atmaktan ibaret değil, her gün hesap sorabilmekten geçer.
Nedim BAYAR
"Seçilene kadar baş tacıyız, seçildikten sonra yabancı"
Buket ÇOKAN
29 Temmuz Gökyüzü: Jüpiter ve Güneş’in Kavuşumu Umudu Büyütüyor
Orhan ERGEZER
Yeni Parti Programının Hukuk ve Teknik Sınavı
Av. Alev SEZEN
STK Anlayışımız ve Yardımlarımız
Özlem ERDOĞAN
Koro İşkencesi
Ali DENİZ
Abartı çağında yaşıyoruz.
Güler ALTUNKOL
Kaos Meydanında İnsanlık
Tamer ÇEVİK
Medeniyet Sessizliktir