Kocavezir/Sucuzade mahallesinde otururken, sanki aynı ailenin birer fertleriymiş gibi samimi olduğumuz komşularımızdan biri de Mehmet amca ve Necmiye teyzelerdi.
Sık sık onlar bize gelir, biz de onlara giderdik. Oturdukları ev (tıpkı bizim oturduğumuz ev gibi) çamur ve saman karışımından yapılmış tek bir oda idi. Anne, baba ve beş çocuk o küçücük tek bir oda da (tıpkı bizim gibi) yaşıyorlardı.
Necmiye teyzeler, kışın ısınmak için gaz ocaklarını yakar üstüne de genişçe bir teneke parçası koyar ve öylece ısınırlardı. Onlar yedi kişi biz de yedi kişiydik.
Gaz ocağının üzerindeki teneke parçasıyla ısınan on dört can ve çamurdan bir ev.
Bu buram buram, burcu burcu sevgi kokan rahmet evlerinde babam, bize Esat Mahmut Karakurt'un "Dağları Bekleyen Kız" romanını Mehmet amca da "HZ. Ali'nin, Kan Kalesi Cengi" kitabını okurdu.
Melek Anneciğim, gaz ocağının üzerindeki teneke parçasının üzerine çiğ nohutu koyar, üzerine de biraz su biraz da tuz serpip az bekler ve o çiğ nohut çok güzel taptaze leblebi olurdu.
Tam on dört kişi o leblebileri inanılmaz bir keyifle yerdik. Bizi, bizleri mutlu edecek hiç bir maddiyata sahip değildik ama dünyanın en mutlu insanlarıydık.
Çünkü, dinimizin emrettiği gibi küçük şeylerle mutlu oluyor, elimizde ki sınırlı olanakları komşumuz ya da arkadaşlarımız ile paylaşıyorduk. Sahip olduklarımızı paylaşmaktan mutluluk duyardık. Ve eskiden, çok eskiden hayatlarımız mutluluğun resmi gibiydi.
Av. Alev SEZEN
STK Anlayışımız ve Yardımlarımız
Özlem ERDOĞAN
Koro İşkencesi
Buket ÇOKAN
“Ben Koç’um”, “Ben Başak burcuyum", “Ben Balık burcuyum”…
Ali DENİZ
Abartı çağında yaşıyoruz.
Güler ALTUNKOL
Kaos Meydanında İnsanlık
Orhan ERGEZER
Kelimelerle Başlayan Tasfiye: “Kurtuluş Savaşı”ndan Kim Rahatsız?
Tamer ÇEVİK
Medeniyet Sessizliktir
Nedim BAYAR
Davet Kültürü Gerçek Dostluğun En Önemi Göstergesidir