Şimdi soruyorsunuz bu erkek isimleri de nereden çıktı diye..
İsimlerin ideolojileri ve niyetleri taşıdığına inanan bir insan olarak gelin size anlatayım bu isimleri; Tevfik Fikret ve Mehmet Akif ‘in ideolojilerinin yan çarı olarak kelimede vücut bulmuş şu iki isme odaklanmak gerektiği kanaatindeyim.
Tevfik Fikret’in oğlu Haluk'tan esinlenerek ona ithafken yazdığı deist ve yer yer ateisttik şovenizmi olan Haluk’un amentüsünü bilmeyenler için açalım.
Amentü Arapçada inandım manasına gelen geçmiş bir zamana ait eylem fiilinin ötesine geçerek Allah'ın varlık ve birliğine imân etmeyi, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmayı dile getiren sözcüktür.
Haluk’un amentüsü ise insan merkezli iman anlayışı, akıl, terakki ve dünya birliği düşüncelerini öncülleyerek bildiğimiz amentüye diss atıyor.
Tevfik Fikret’in idealize ettiği insanlığın sonucu ne mi oluyor, Robert kolejini bitiren aydın Haluk tamda babasının yüzünü döndüğü batıya İskoçya’ya gidiyor. Sonra Amerika ve deist babasının amentüsüne diss atarak Bir Hristiyan olarak 1965’te Park Lake Presbyterian Kilisesinde rahipken ölüyor.
Gelelim Mehmet Akif’e, Akif Asım ‘ın nesli projesinde vatanına duyarlı, millet sevgisi yüksek yürekli ve islamik bir Türk genci manifestlerken belki oğlu için belki de genel olarak oğlu içki esrar ve kumar üçgeninde ölüyor.
Asım’ın nesli önder olacaktır, toplumu iyiye ve güzele yönlendirecektir projesi eleniyor. Tıpkı Tevfik Fikret’in amentüsündeki haluk gibi, tıpkı Türkiye gençliği gibi…
Şimdi gelelim Yusuf’un maarifine bu a yine yeniden bir insan yetiştirme modeli manifesti olarak önümüze sürülen yönergelerden biri. Ancak Yusuf’un maarifi en başından marifetli başlayamadı.
Yetkin ve erdemli insanlar yetiştirmek ideali ile yola çıkan Yusuf ahlaken övülen meziyetleri olan insan yetiştirme projesinde kuyulara düştü. Hemen birkaç örnekleme yapalım:
"Maarifin erdemli insanımsıları adana da dinozor parkındaki kuş yuvalarını tarumar etmekteyken, Ahmet ve atlas yaşıtları tarafından canice öldürüldüler, Urfa’da yine maarif ’in erdeminden nasibini alamamış bir yaratık yaşıtı sayılan bir MESEM kurbanı olarak öldürüldü.
Restoranlarda insanca yemek yemenin lüks sayıldığı şu günlerde maarifin erdemli gollumları ise garsonların yemek taşımlarını engelleyerek, yemek yiyen insanları ses duvarının nasıl yıkılabilir olduğu şovunu yapmaktaydı.
Özgür çocuk yetiştiren ebeveynlik mertebesi çevreye verilen rahatsızlıktan hoşnutsuz dahi değildi. Zira ahlaken övülen erdemli çocuklara sahipti onlar. Peki maarifin askerleri o güzide öğretmenler ne mi yapıyor onlar gelişim raporu dolduruyorlar, zira maarif halkının anadil yetkinliğini erdem konuşmaktan unutmuş olsa gerek; deyil, beyenmedim, sen ne biçüm hocasın, anlamüürüm verdiğin övei, çohhh ödev veriyünn, sen zaten erkek çocuh sevmiyün” naralarını duymamış olacak ki 1. Sınıf çocuğunun resim yeteneğinin” perspektifler bağlamında uygun çizimi yeterli olarak yapıyor.
"Kolaj çalışmasında malzeme seçerken doğal yapay ayrımı yapıyor, müzik bileşenlerini fark ediyor” gibi söylemlerle eski karneleri aratırcasına çocuğunun ne konuda zayıf ne konuda yeterli olduğunu bilmeyen avare ebeveynlerini kutsayan bu tutumla eskiden gerçek hayata hazırlayan yer olan okulları şimdi Thomas More’un ütopyasından hallice bir dünyaya hazırlayan okullara dönüştürme projesi.
İşte maarif bunlarla başladı, sonunu tahmin etmek güç olmasa da bundan 10 yıl sonra yine Türkiye’nin girişine yazdırmak istediğim o en sevdiğim ve durumları en özetleyen Ahmet Kaya sözleri ile bitirmek isterim yazımı "Başım belada senelerce kuralsız yaşamışım, nere gitsem çaresi yok… yanmışım, nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça."
Gül YILMAZ
Haritalar Değişmeden Önce
Ali DENİZ
Abartı çağında yaşıyoruz
Hüseyin ZORKUN
Söyleyecek çok söz var ama..
Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)
Hocalı Soykırımı
Esma TURANBAYBURT
Helikopter Ebeveyn
Dr. Meryem ÇILDIR
Sahurda zamana karşı yarı uykulu direniş
Tamer ÇEVİK
Ölüm En Çok Fakire Yakışır
Ülkü REYHANİOĞLU
Vahşice Besleniyoruz