Uzun zamandır böyle bir yazıyı kaleme almayı düşünüyordum. Parkinson hastasıyım. Yaklaşık 5 yıldır dönüşümlü olarak Adana Şehir ve Seyhan Devlet Hastanelerinde tedavi görüyorum. Bunun adına tedavi denir mi, bilmiyorum ama doktorların tüm iyi niyetine rağmen 'ver ilacı gönder hastayı' mantığının yürürlükte olduğunu söylemek durumundayım. Ne yazık ki böyle bir tedavi yöntemi ile bir arpa boyu yol gidilemeyeceği aşikar.
Türkiye’de sağlık sistemi kronik hastalıkların tedavisinde çoğunlukla ilaç odaklı bir yaklaşım sergiliyor; araştırmaya dayalı, yenilikçi yöntemler tercih edilmiyor.
Kronik hastalıkların tedavisinde genellikle belirtileri baskılayan ilaçlar tercih ediliyor. Bu, hastaların uzun vadeli yaşam kalitesini artırmak yerine günü kurtarmaya yönelik bir çözüm olarak öne çıkıyor.
Klinik araştırmalar ve yenilikçi tedavi yöntemleri son derece sınırlı. Bu durum, yeni tedavi sonuçlarının geliştirilmesini engelliyor veya yavaşlatıyor.
Biyoteknoloji ve genetik araştırmalar tamamen özel kuruluşların inisiyatifine terkedilmiş durumda. Özellikle kök hücre pazarında milyon liralar uçuşuyor. Çanakkale 19 Mayıs, Mersin Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi , Sakarya ve Kayseri Erciyes Hastanesi gibi akademik kuruluşlar nezdinde ise daha çok, estetik, gençleştirme ve sınırlı sayıdaki hastalıkların tedavileri ile yetiniliyor.
Adana Şehir Hastanesi'nde ise hareket hastalıkları merkezinde basmakalıp uygulamalar mevcut. Sonuç odaklı üretken uygulamalar yerine, hastalığın yavaşlamasına yönelik hedefler yeterli sayılıyor.
Biyoteknoloji ve genetik alanında klinik araştırmaların kapsamı da yetersiz. Bu da doktorları kısa vadeli ilaç tedavilerine yönlendiriyor.
Türkiye’de sağlık sistemi hâlâ ağırlıklı olarak ilaç odaklı bir çizgide ilerliyor. Bu gidişatın değişmesi için devlet politikalarının süratle güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Üniversite hastane iş birliğinin sağlanması ve klinik araştırmalar için yeterli fon desteğinin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Gönül Sohbetleri
İnsan neden kaybeder | Teslim olunca her şey değişir. Zorlamayınca akar, beklemeyince gelir, kabul edince iyileşir
Orhan ERGEZER
Terörsüz Türkiye! Asıl Hesap PKK’dan sonra başlıyor
Özlem ERDOĞAN
Çopan Dede Türbesi İçler Acısı durumda
Fal Dünyası
“Teraziyi dengede tut, yıldızını parlat, halkın güneşini gölgede bırakma.”
Av. Alev SEZEN
Eken Seçim Değil Zamanında Seçim
Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)
Sevr'in 106'ncı Yılında
Nedim BAYAR
"Seçilene kadar baş tacıyız, seçildikten sonra yabancı"
Ali DENİZ
Abartı çağında yaşıyoruz.
Güler ALTUNKOL
Kaos Meydanında İnsanlık