Söyleyecek çok söz var
Ama insan bazen kelimeleri toparlayamıyor.
6 Şubat 2023.
Saat 04.17.
Bir sesle uyandık.
Gök gürültüsünden daha sert.
Hayatımızdan daha ağır.
Yatak duvardan duvara gidiyordu.
Bina yerinden kayıyor gibiydi.
O an anladım; bu sıradan bir deprem değildi.
Karanlık.
Soğuk.
Çığlıklar.
İlk iki buçuk gün…
Hatay yalnızdı.
Enkaz altındaki sesler göğe yükseliyordu.
Bir ben bilirim çektiğimi,
Bir de Allah bilir.
Üç yıl geçti.
Sadece üç.
Sayı olarak küçük.
Yaşanmışlık olarak bir ömür.
Evet, yapılanlar var.
Yükselen binalar var.
Dünyanın en büyük şantiyelerinden biri burada.
Emek var.
Gayret var.
Ama hâlâ çamur var.
Hâlâ bozuk yollar var.
Hâlâ kesilen su, elektrik, internet var.
Ve biz hâlâ mücadele ediyoruz.
Prefabrik bir iş yerinde…
Tavandan akan suyun altında…
Masamı korumaya çalışıyorum.
Tablet ıslanıyor.
Bilgisayarın içine su giriyor.
Kitaplar kabarıyor.
Evraklar dağılıyor.
Sudan bile yoruldum.
Bir hayat kaynağından yorulur mu insan?
Yoruluyormuş.
Hasta halde ayakta duruyorum.
Soğukta.
Bazen bir bardak sıcak çay bile olmadan.
Ama yine de yazıyorum.
Yine de haber yapıyorum.
Yine de yetiştirmeye çalışıyorum.
Çünkü bu şehir düştü.
Ama biz tamamen düşmedik.
Bu süreçte yalnız da kalmadım.
Press Haber Ajansı büyüyor.Basın Bülteni Yayınlama
Press.tr büyüyor.
Haberci.tr büyüyor.
Yeni yazar arkadaşlarım aramıza katıldı.
Yeni temsilcilikler oluşturduk.
Dayanışma büyüdü.
Dostluk büyüdü.
Meslektaşlık güçlendi.
Hatay merkezli ama sesi daha uzağa giden bir yapı kuruyoruz.
Fakat imkânlarımız hâlâ sınırlı.
Üç yıl önce bilgisayarlarımız enkaz altında kaldı.
Bir daha da almadım.
Kimseden istemedim.
İstemeyeceğim.
Şimdilik birkaç cep telefonu,Hüseyin Zorkun Fotoğrafları
Borçla alınmış bir tablet,
Kırık dökük bir sistemle çalışıyorum.
Ve buna rağmen harikalar çıkardığımıza inanıyorum.
Ama ben hızlı biriyim.
Anında üretmeyi severim.
Mükemmeliyetçiyim.
Bazen tıkanıyorum.
Bekleyen haberler var.
Yazılacak köşe yazıları var.
Hazırlanacak reklam çalışmaları var.
Tanıtılacak yeni temsilciler var.
Yayına girmeyi bekleyen güzel yazılar var.
Hepsi sırada.
Hepsi önümde.
Hepsi aklımda.
Geçen hafta sonu ofis savaş alanına döndü.
Tavandan su damlıyor.
Zeminden su giriyor.
Islak koltuklar.
Taşınan masalar.
O gün bir tiyatrocu dostum geldi.
Keşke başka bir ortamda ağırlasaydım.
Ama geldi.
Gördü.
Eşofmanla, terlikle, elimde paspasla karşıladım misafirimi.
Ayakta, küçük bir kuru köşe açarak kahve içtik.
Ben her zaman misafirini özenle ağırlayan biriyim.
O gün suyun ortasında ağırladım.
Hayat bazen insanı böyle sınıyor.
Ama bu mücadele bir gün bitecek.
Buna inanıyorum.
Şimdi bir iki güçlü editör arkadaş arıyorum.
Yükümü paylaşacak,
Sorumluluk alacak,
Bu davaya inanacak insanlar.
Ekip büyüdükçe yük hafifleyecek.
Daha güçlü olacağız.
Daha hızlı olacağız.
Daha profesyonel olacağız.
Yorgunum.
Ama vazgeçmiş değilim.
Kırgınım.
Ama küsmüş değilim.
Zorlanıyorum.
Ama pes etmiyorum.
Anlayışınıza sığınıyorum.
Çünkü biz hâlâ buradayız.
Ve ayağa kalkmayı öğreniyoruz.
Azmi ERTAN
Mustafa Tuncel'i Bir de Benden Dinleyin
Adana Haber Diyor ki
Adana neden ileri gitmiyor? Mersin, Gaziantep ekonomisi hızla büyürken, bir zamanların sanayi devi Adana neden geriliyor?
Hüseyin ZORKUN
Yaşamak mı, Beklemek mi?
İsmail GÖKTÜRK
Çocukluğumun Adana'sı..
Av. Alev SEZEN
Siyasi Umutsuzluk
Nedim BAYAR
FETÖ’nün Adana Medya Yapılanması ve protokol Listesi
Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu - Ceylan CENGİZ
Kamu Görevlisinin Özel Hayatı İzlenebilir mi, Sahi kimdir bu adam?
Özlem ERDOĞAN
Okullarda Şiddet ve Yaşanan Can Pazarı
Orhan ERGEZER
Sessiz Savaşın Yeni Cephesi: Gübre Üzerinden Kurulan Küresel Baskı