Gazetecilik, toplumun haber alma hakkını koruyan en temel meslektir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu hakkı kullanan gazeteciler cezalandırılmakta, basın özgürlüğü ağır müdahalelerle daraltılmaktadır. Nitekim şahsım hakkında verilen ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesinleştirilen 1 yıl 8 ay hapis cezası, yalnızca bana değil, tüm internet gazetecilerine yönelik bir gözdağıdır.
Haberde adı geçen şahısların isimlerini zikretmek, kamusal olayların taraflarını belirtmekten ibarettir. Bu, gazeteciliğin doğasıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesinin kamu yararını gözeten haberleri sansürlemek için kullanılması kabul edilemez. Bu karar, Anadolu basınında otosansür dalgası yaratmayı hedefleyen ölçüsüz bir müdahaledir.
Basın özgürlüğü Anayasa’nın 28. maddesiyle güvence altındadır. Biz Çukurova İnternet Gazetecileri Derneği olarak, bu hukuki hatanın düzeltilmesi için sürecin takipçisi olacağız. Çünkü haber verme hakkı engellenemez.
Metin Öksüz Olayı
Basının susturulmaya çalışıldığı bir dönemde kamuoyuna yansıyan bazı olaylar da toplumun değerlerinin nasıl çürüdüğünü gözler önüne seriyor. Bursa’da Türk Eğitim-Sen eski şube başkanı Metin Öksüz hakkında ortaya atılan iddialar mide bulandırıcıdır.
Sendikanın açıklamalarına göre, bu şahıs öğrencisiyle gayri ahlaki bir ilişki yaşamış, evlilik vaadiyle kandırmış, kürtaj yaptırmış ve tehditkâr davranışlarda bulunmuştur. Ses kayıtları sosyal medyaya düşmüş, kamuoyunda büyük tepki uyandırmıştır. Eğer bu kayıtlar montaj değilse, hem ilgili şahıs hem de kürtajı gerçekleştiren doktor yargılanmalıdır. Öğrencisini mağdur eden bir kişinin öğretmenlik yapması kabul edilemez.
Sosyal medyada gündeme gelen bir başka iddiada ise Öksüz’ün 15 yaşındaki bir çocuğa istismarda bulunduğu ve bu nedenle Ülkü Ocakları üyeleri tarafından darp edildiği ileri sürülmüştür. Öksüz bu iddiaları reddetmiş, ses kaydının montaj olduğunu öne sürerek Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştur. Ayrıca darp edildiğini, Ülkü Ocakları binasında 6-7 kişinin saldırısına uğradığını iddia etmiştir.
Resmi Süreç
Bursa Valiliği, olayın ardından Metin Öksüz’ü öğrencisiyle gayri ahlaki ilişki yaşadığı ve tehdit ettiği gerekçesiyle açığa almış, hakkında hem adli hem de idari soruşturma başlatmıştır.
Bu olay yalnızca bir sendika içi kriz değil; aynı zamanda eğitim camiasında güvenin nasıl zedelendiğinin göstergesidir. Çocuk istismarı iddiaları, toplumun en hassas yarasına dokunmaktadır. Basın olarak görevimiz, bu tür olayların üstünü örtmek değil, kamuoyunu bilgilendirmek ve adaletin tesis edilmesini sağlamaktır.
Bugün iki farklı örnek üzerinden görüyoruz ki:
Bir yanda gazeteciler susturulmaya çalışılıyor, diğer yanda çocukların ve gençlerin güvenliği hiçe sayılıyor. Basın özgürlüğü işte tam da bu noktada hayati önem taşıyor. Çünkü biz susturulursak, bu tür olaylar karanlıkta kalır.
Ben, Azmi Ertan olarak, hem mesleğim hem de toplum adına şunu söylüyorum:
Gerçekler saklanamaz. Basın susturulamaz. Çocuklarımızın ve halkımızın hakkı korunmalıdır.