BALKAN VE AVRUPA TURUMDAN İNSAN MANZARALARI

Özlem ERDOĞAN

22-09-2022 12:37

18 gün süren Balkanlar ve Avrupa turumdan izlenimlerime bu yazımda da devam etmek istedim. Ancak  bu yazımda daha çok  gezdiğim yerlerdeki yemek kültürü ya da gördüğüm güzelliklerden değil, insan davranışları üzerine edindiğim izlenimlerimden bahsetmek istiyorum.

Gezdiğim tüm ülke ve şehirler arasında en çok Budapeşte’nin doğa ve tarih güzelliğinden bahsetmiştim. İlgimi çeken bir şey daha oldu orada.

Belki tüm gezdiğim Avrupa ülkelerinde aynı durum söz konusu idi, fakat Budapeşte'de buna bizzat şahit oldum. Tuna nehrinin gece saat 12.00- ya da 13.00 gibi gençler banklara oturmuşlar sevgilileri ile şaraplarını yudumluyorlardı. Ya da genç kızlar kısa şort ya da mini etekleri ile nehir kıyısında kaldırımlara oturmuşlar bira içiyorlar. Kimse de onları rahatsız etmiyordu. Bu durum bana çok ilginç geldi, son derece medeni buldum. Öğrendim ki, eğer biri ya da birileri tarafından rahatsız edilirler ve de bu bir yabancı ise polis tarafından hemen sınır dışı ediliyormuş.

Bana ilginç gelen bir davranış şekli de Fransızların aşırı milliyetçi tutum ve davranışlarıydı. Yıllar önce Fransa-Paris’e gittiğimde Louvre müzesinin karşısındaki üç katlı ünlü bir parfümeri mağazasından parfüm almak istedim, mağazaya girdim. İngilizce olarak almak istediğim parfümü sordum. Ancak mağazadaki satıcı Fransızca konuşmadığım ve derdimi Fransızca anlatmadığım için kaba bir şekilde başını çevirdi, cevap vermedi. Bu gittiğimde aynı mağazaya girdim, Türk asıllı bir satıcıdan istediğim parfümü bu kez satın alabildim nihayet.

Sen nehri kıyısında tekne ile nehir üzerinde  gezerken, 5 ya da 6 farklı dilde size etrafta gördüğünüz tarihi yapıları ve altından geçtiğiniz köprülerin özelliklerini tanıtıyorlar ancak, Japonca da dahil 6 farklı dil  arasında tüm dünyada en çok konuşulan dil olan İngilizce olarak tanıtım yapılmıyor. Bu çok dikkatimi çekti. Ülkelerinde İngilizce konuşulmasına karşı Fransızların tarihten gelen bir yara ve tepkileri var. Bu nedenle Fransızları aşırı milliyetçi buldum.

Paris’te Eyfel kulesini gezerken fotoğraf çekeyim derken turdaki arkadaşlarımı kaybettim, kısacası kayboldum. Tek başımayım akşam saat 10 gibi ve telefonumun şarjı bitmek üzere, telefonumun  interneti yok yani yurtdışı konuşmasına açtırmamışım ve en kötüsü de İngilizcem iyi değil. Bir restoranta  girdim, kahve içmek istediğimi ve işletmenin internetini kullanabilir miyim diye sordum. Ancak sadece orada yemek yiyebileceğimi aksi taktirde oturamayacağımı söyledi garson. Oradan çıktım bir kafeye girdim kahve içmek istediğimi söyledim ve barmenin yanına giderek iyi olmayan İngilizcem ile tur arkadaşlarımı kaybettiğimi söyledim ve yardım istedim. Büyük bir şans eseri barmen de Türkmüş. Hemen telefonumu şarja taktı. Şarjım dolduktan sonra tur rehberimizi aradım ve kaybolduğumu bildirdim. Eyfel kulesinin ayakları altında çimlerin üzerinde oturduklarını söyledi. Bu sırada Türk olan barmenin İngilizcem iyi olmadığı için  bana söylediği sözü hiç unutmayacağım. Atatürk ne demiş dedi bana;  "bir dil bir insandır"  demiş dedi. Bu anlamda biraz mahcup barmene teşekkür ederek cafeden ayrıldım ve tur arkadaşlarımı aramaya koyuldum.

Ancak Eyfel kulesinin dört tane ayağı var ve hangisinde ve ne tarafta oturduklarını bir türlü bulamıyorum sürekli Eyfel kulesinin ayakları etrafında yürüyorum vakit bir hayli geç oldu ortalık tenhalaşmaya başladı dolayısı ile de ben artık korkmaya başladım. Henüz yeni başlayan tatilim bitti herhalde gidip güvenli bir otelde kalayım diye düşünüp tur arkadaşlarımı ararken tesadüf karşıma çıktılar onlar da telaş ile beni arıyorlarmış. Çevredeki cafelere bakmışlar her yerde beni aramışlar onlar da çok telaşlanmışlar. Neyse ki tura tekrar katılabildim ve arkadaşlarımı buldum. Ancak bu arada o gün içinde yaklaşık  37000 adım atmışım. Fransa’da Eyfel kulesi çevresinde kayboluş hikayem mutlu sonla bitti ancak bu olaydan şu sonucu çıkardım. Kesinlikle bir yabancı dili iyi derecede konuşmanız gerekiyor ve ‘’bir dil bir insan’’ sözü çok doğru. Yurtdışına tur ile gidecekseniz kaybolma durumuna karşı yurtdışına çıkmadan önce  mutlaka telefonunuza internet paketi satın almanız şart. Neticede bana kaybolduğum sırada Fransızların yardım etmemesini de asla unutmayacağım doğrusu.

DİĞER YAZILARI Kronos 01-01-1970 03:00 Okullarda Şiddet ve Yaşanan Can Pazarı 01-01-1970 03:00 Hediye Verme Adabı 01-01-1970 03:00 Komik Bir Anı 01-01-1970 03:00 Öğrencisinin elinde can vermek 01-01-1970 03:00 Medine’de kutsal mekanları ziyaret 01-01-1970 03:00 Umre İbadeti 01-01-1970 03:00 Umre yolcularının havalimanındaki zemzem çilesi 01-01-1970 03:00 Bir Erkeğin Yanında Karısına Küfür Edilemez 01-01-1970 03:00 Öğretmerlerin CİMER Çilesi 01-01-1970 03:00 Kavram Karmaşası 01-01-1970 03:00 Adı Bende Saklı Bir Kadın 01-01-1970 03:00 114 No.lu Belediye Otobüsü.. Bir Güzergahın Nefes Alamayan Yolcuları 01-01-1970 03:00 Avrupa gezisi izlenimlerim -3- 01-01-1970 03:00 Avrupa Gezisi İzlenimlerim -2- 01-01-1970 03:00 Süha Turizm Şirketi Üzdü 01-01-1970 03:00 Avrupa Gezisi İzlenimlerim -1- 01-01-1970 03:00 Benim Canım Kız Kardeşim 01-01-1970 03:00 Vefa Yazısı 01-01-1970 03:00 İSİMLERİN  TAŞIDIĞI  ENERJİ  VE MİSYON  01-01-1970 03:00 HEM  DE BİLE İSTEYE.. 01-01-1970 03:00 Öğretmenevlerinde Öğretmenlerden Başka Herkes Kalıyor 01-01-1970 03:00 Dizilerdeki çürümüşlük  01-01-1970 03:00 Utanç taraf değiştirdi (Bu çağın kadın ve utanç davası) 01-01-1970 03:00 Mor Cepken 01-01-1970 03:00 Kadının adı yok 01-01-1970 03:00 Her Kadın Anne Olabilir Ama Her Anne 'Ana' Olamaz 01-01-1970 03:00 Fikrimin İnce Gülü 01-01-1970 03:00 Umut Sokağın Tavanı Kadar (2) 01-01-1970 03:00 "Bugün benim doğum günüm" 01-01-1970 03:00 Duçar duruma düşürülmek 01-01-1970 03:00 Portakal Çiçeği Karnavalının ardından 01-01-1970 03:00 Bayramda Kayseri ziyareti ve izlenimlerim 01-01-1970 03:00 Umut Sokağın Tavanı Kadar 01-01-1970 03:00 Küfür 01-01-1970 03:00 Telefon işkencesi 01-01-1970 03:00 Evlat sevgisinin kudsiyeti 01-01-1970 03:00 65 yaş üstüne iade edilen itibar 01-01-1970 03:00 Uğur Mumcu Bulvarı Çöp ve Pislik içinde 01-01-1970 03:00 Mum Sanat İle Buluşuyor 01-01-1970 03:00 Öğretmen Maaşı 01-01-1970 03:00 Deprem ve alışkanlıklarımız 01-01-1970 03:00 Telefon rehberimizden sildiklerimiz 01-01-1970 03:00 SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL 01-01-1970 03:00 AÇLIKTAN MİNÜBÜSTE BAYILDIĞINI ANLATAN ÖĞRENCİM 01-01-1970 03:00 Başıboş dolaşan sokak köpekleri tehlike arzediyor 01-01-1970 03:00 OKUL YOLU ÖLÜM YOLU OLMASIN! 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM VE FRANZ KAFKA 01-01-1970 03:00 BALKANLAR VE AVRUPA GEZİ İZLENİMLERİM  01-01-1970 03:00 Tik Tok canlı yayınları 01-01-1970 03:00 Oğlumun örnek alınası başarı öyküsü 01-01-1970 03:00 Tunceli, munzur Çayı, Elazığ, Malatya gezi izlenimlerim 01-01-1970 03:00 Mutlu Anneler Mutlu Çocuklar Yetiştirir 01-01-1970 03:00 Z kuşağında psikiatri vakalarındaki artış 01-01-1970 03:00 Bergen filmi neden bu kadar sevildi? 01-01-1970 03:00 Aldatma üzerine bir anekdot 01-01-1970 03:00 Satranç sporu 01-01-1970 03:00 Aldatma üzerine bir anektot 01-01-1970 03:00 Ensest ilişkiler sapkınlığın ve toplumsal yaranın sırlı aynada yansımasıdır 01-01-1970 03:00 Hayatından çıkarabilmek 01-01-1970 03:00 Mutlu insanların hikayesi olmazmış 01-01-1970 03:00 Aşı krizi 01-01-1970 03:00 Sevebileceğiniz birine öyle kolayca rastlayamazsınız 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim'den gelen yazılar bilmece gibi 01-01-1970 03:00 Sevgi Tekleşmektir 01-01-1970 03:00 Müzisyenlerin enstrümanlarını kırması acı verici 01-01-1970 03:00 Aşk iki kişiliktir 01-01-1970 03:00 Kuma dramı 01-01-1970 03:00 Ünzile 01-01-1970 03:00 Covit 19 aşısı sağlık iksirim 01-01-1970 03:00 Pandemi süresince eğitim 01-01-1970 03:00 Kiracın mı var derdin var 01-01-1970 03:00 Bayıltıcı spreylere dikkat! 01-01-1970 03:00