İstanbul’da on yedi yaşındaki öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülen Fatma Nur Çelik öğretmen ilk değil, bu gidişle son da olmayacak.
Otuz beş yıldır görev yapan bir öğretmen olarak şunu söyleyebilirim ki; bunun yegane sorumlusu çocuklarına evde sınır koymayan, her konuda çocuğunu haklı görüp öğretmeni şikayet eden, öğretmene bu anlamda hesap soran, evde kendi kuramadığı disiplin ve otoriteyi okulda öğretmenden bekleyen velilerdir.
Bir çok aile ne yazık ki, sevgi adı altında şımarık, otorite tanımayan, özgürlük adı altında başıboş bırakılan, yanlış yaptığında hesap vermeyen, sorumluluktan kaçan bireyler yetiştiriyor.
Bazı veliler de gençliğinde kendi yaşamadıklarını çocukları üzerinden yaşamaya çalışan ya da başaramadıklarını çocuklarına dayatan baskıcı ve bencil aileler oluyor.
Kimi aileler ise evde baş edemediği çocuğunu sırf, 'başımdan gitsin' diye okula gönderiyor.
Bir çok veli de öğretim yılı boyunca ilgilenmediği arayıp sormadığı çocuğunun sınıfta kalacağını anlayınca sene sonunda okulun yolunu mesken tutuyor ve öğretmenlere ajitasyon yapıyor ve hatta çocuğunun zayıf notu için öğretmenin eğitimini eleştiriyor.
Biz üniversitede dört yıl boyunca 'pedagojik formasyon' dersi alarak öğretmen olduk. Fakat velilerin birçoğu bizden daha bilgili ve daha öğretmen (!)
Bunun dışında okullarda okul kapısında güvenlik elemanımız yok. Her okulun kapısında güvenlik görevlisi olması gerekir. Çünkü okula başka okullardan öğrenci, mezun ettiğimiz öğrenciler ya da ceza vererek başka okula gönderdiğimiz öğrenciler gelebiliyor.
Hatta akran zorbalığı yaşamış olan çocuğunun intikamını diğer çocuktan almak için de veliler okul kapısına dayanıyor.
Okula gelen velilerin ve eski öğrencilerimizin hangi niyetle ve amaçla okula geldiğini bilemeyiz.
Bu anlamda okullarda güvenlik zafiyeti var ve can güvenliğimiz yok.
Okullardaki sorunlardan bahsetmişken temizlik sorunundan bahsetmeden geçemeyeceğim.
Her gün düzenli olarak sınıfların, öğretmenler odasının, tuvaletlerin temizlenmesi gerekiyor. Ancak okullarda yeterli temizlik görevlisi olmaması nedeni ile sınıfların temizliğini öğrenciler kendileri yapmaya çalışıyor. Öğrencilerin kendi aralarında para toplayarak aldıkları hemen hemen her sınıfın kendine ait faraş ve süpürgesi var.
Bazı gönüllü velilerin okul çıkışında gelip sınıfı temizlediklerini biliyorum. Benim toza allerjim var ve bazen öğretmenler odası ve sınıfların pisliğinden nefesim tıkanıyor ya da boğazım ağrıyor.
Bu nedenle, sık hastalanıyorum, vücut direncim düşüyor. Günün sonuna doğru tuvaletlerden gelen keskin kokudan rahatsız oluyoruz.
Bütün bu imkansızlıklar içinde ve kalabalık sınıflarda ders anlatmaya çalışan, sorunlu öğrencileri kazanmak için onlara anne ve baba şefkati ile yaklaşan, maddi ihtiyacı olan öğrencilere elinden gelen desteği veren öğretmenler olarak saygıyı hak ediyoruz bence.
Bunun yanı sıra 'öğretmenler yata yata para kazanıyor' deyip tatil sürecini diline dolayan, aldığımız maaşı fazla bulan (okulumuzdaki temizlik görevlisi bizden fazla maaş alıyor) öğretmenliğin zorluğunu ve risklerini bilmeden bu mesleği küçümseyen kişilerin zannedildiğinin aksine evde de ders için hazırlık, plan yaptığımız ya da yazılı kağıdı okumak gibi işler için eve de iş getirdiğimiz ve okuldaki gün boyu yaşanan gürültüden rahatsız olduğumuzdan evimize geldiğimizde ses ve gürültüye tahammül edemeyecek hale geldiğimizden haberleri yok.
Bütün gün ayakta ders anlattığımızdan ve gençler ile uğraştığımız için yaşadığımız stresten kaynaklı meslek hastalıkları olan 'varis, mide ülseri, faranjit' gibi kronikleşen hastalıklar ile mücadele ettiğimizden de kimsenin haberi yok.
Nöbet tutarken koridorda kavga çıksa biz sorumluyuz ve müdahale etmek zorundayız.
Koridor nöbetinde bir öğrenci sınıfın penceresinden düşse geçireceğimiz soruşturma sonucunda öğretmenlik mesleğinden olma ihtimali de mevcut.
Bütün bu riskler ve imkansızlıklar içinde mesleğimizi yapmaya çalışırken velilerden biraz saygı ve anlayış bekliyoruz.
Bizim için en büyük ödül ise mezun ettiğimiz bir öğrencinin toplum içinde meslek sahibi olarak iyi yerlere geldiğini görmekten başka bir şey değil.
Fatma öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi kabul edilir gibi değil. Fakat toplumun öğretmenlere bakış açısı düzelmezse, aileler evde çocuklarına gerekli terbiyeyi vermezse ve okullardaki güvenlik zafiyeti için önlem alınmaz ise daha çok öğretmenimiz öğrencisinin eli ile can verir.
Bu anlamda öğretmenlik mesleğinin toplum içinde yine saygın ve kutsal bir meslek olarak görüldüğü, velilerin öğretmenlere hak ettiği değeri verdiği günleri yeniden yaşamayı ve görüp şahit olmayı bir öğretmen olarak yürekten diliyorum.
Gül YILMAZ
Haritalar Değişmeden Önce
Ali DENİZ
Abartı çağında yaşıyoruz
Hüseyin ZORKUN
Söyleyecek çok söz var ama..
Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)
Hocalı Soykırımı
Esma TURANBAYBURT
Helikopter Ebeveyn
Dr. Meryem ÇILDIR
Sahurda zamana karşı yarı uykulu direniş
Tamer ÇEVİK
Ölüm En Çok Fakire Yakışır
Ülkü REYHANİOĞLU
Vahşice Besleniyoruz