BALKANLAR VE AVRUPA GEZİ İZLENİMLERİM 

Özlem ERDOĞAN

31-08-2022 01:46

2 Ağustos tarihinde  karayolu ile Balkanlar ve Avrupa turuna çıktım. Bu benim yıllardır hayalini kurduğum bir geziydi. Sırbistan,Macaristan,Çek Cumhuriyeti, Hollanda, Belçika, Fransa, İsviçre, İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Karadağ, Makedonya,Yunanistan olmak üzere 13 ülke ve yaklaşık 23 şehir ve kasabayı görüp gezme imkanı buldum.

Hollanda, Fransa, Belçika gibi bazı ülkeleri daha önceden görmüştüm. Ancak beni tarihi yapıları ve halkın medeniyeti anlamında etkileyen Budapeşte ve Prag oldu. Budapeşte’yi  içinden geçen Tuna nehri etrafındaki tarihi yapılar ile İstanbul’a benzettim. 

Prag’ın her yeri tarihi binalar ile dolu ve hiç savaş görmemiş. Çünkü 2.Dünya savaşında bombalanmaması şartı ile şehrin anahtarı Hitler’e teslim edilmiş. Bu yüzden bütün tarihi yapılar korunmuş. İsviçre’nin doğası ve Alp dağları muhteşemdi. Hollanda' da ki Hobbit köyünün doğası, güzelliği ve sakinliği beni büyüledi adeta. Paris ve Eyfel kulesi onca gezdiğim yerler arasında bir hayal kırıklığı idi. Aynı hisse Paris’i daha önce gördüğümde de kapılmıştım. Pariste görülmeye değer ve mutlaka gidilmesi gereken yer kesinlikle Louvre Müzesi. Dünyanın en büyük müzesi tamamını gezmek için aslında bir haftanızı ayırmanız gerekiyor bence. Eğer Louvre Müzesini gezme imkanı yakalarsanız mutlaka Leonardo da Vinci’nin dünyanın en ünlü ve gizemli tablosu olarak görülen ve ayrı bir odada korunaklı bir şekilde sergilenen Mona Lisa tablosunu mutlaka görmeniz gerekir. 

Hollanda (Netherlands) ,yani alçak diyarlar demek. Yerleşim olarak denizin altında olmasından kaynaklanıyor. Yollarda araba sayısından fazla bisiklet var ve bisiklet yollarından yürümemeniz gerekiyor. Ve birkaç katlı  otomobil yerine, bisiklet otoparkları var. Amsterdam ise kanallar ve özgürlükler şehri. Orada belli bir miktarda uyuşturucu içmek serbest ve yollarda uyuşturucu içerek gezen insanlara rastlayabiliyrsunuz, satışı da serbest. Bir istatistik yapılmış ve uyuşturucu kullanımının serbest bırakıldıktan sonra azaldığı tesbit edilmiş.  

İtalya’da Milano’ya gittik. Gerçekten dünyada modanın başkenti. Dünyanın en ünlü giyim markalarının merkezlerinin bir arada bulunduğu bir şehir. Dünyaca ünlü bir çanta markasının vitrininde gördüğüm bir çantanın fiyatı 2400 euro idi. Sonra Venedik’e yol aldık. Venedik kazıklar üzerine kurulmuş ve sonradan doldurulmuş bir kanallar şehri. Bazı sokaklardan ancak gondollarla geçebiliyorsunuz. Ve küresel ısınma sonucunda suların yükselmesi sonucunda dünyada yok olacak ilk şehir olarak gösterilmekte. Musk ve cam takıları ile ünlü. 

Belçika’dan bahsetmeden edemeyeceğim. Belçika biraları dünyaca ünlü ve hayatımda içtiğim en güzel biraydı kesinlikle. Belçika'da özellikle Brugge kasabasının tarihi dokusu hiç zarar görmemiş  ve sokaklarında gezerken kendinizi ortaçağda gibi hissediyorsunuz. El yapımı çikolataları ile ünlü, ancak bu çikolatalar oldukça pahalı. 

Gezi boyunca en sıkıcı olay sınırlarda bekletilmemizdi. Özellikle Hırvatistan sınırında bir buçuk saat bekletildik, bavullarımız arandı, otobüsün içindeki el bagajlarımıza kadar bakıldı. Avrupa plakalı otobüsleri anında sınırdan geçiriyorlar. Bizi Sırbistanda da sınırda çok beklettiler ve otobüste  arama yaptılar. Ancak schengen ülkelerine doğru gittikçe bu sıkıcı durumdan kurtulmuş olduk. Avrupa ülkelerinin medeniyet düzeyi gerçekten yatsınamaz. Yaya geçitlerinde adımını attığınız anda bütün araçlar hemen durup size sabırla ve nezaketle yol veriyorlar.Yollarda bazı yerlerde kulübe gibi minik kütüphaneler var. İsteyen kitap alıp okuyup yerine iade ediyor. 

Ancak, Karadağ-Budva’da yaşadığımız bir olaydan bahsetmek isterim. Budva’da öğlen yemeği yemek istedik ve bir restauranta oturduk. Gezi arkadaşlarım ile bir aradayız. Bazılarımız pizza bazımız da makarna siparişi verdik.Yemekler geldi yendi ve henüz kendi aramızda sohbet etmeye başlamıştık ki, garson yanımıza gelerek hesabı ödememiz gerektiğini ancak o zaman eğer istersek oturabileceğimizi söyledi. Biz biraz daha oturup hesabı zaten ödeyeceğimizi söyledik. Garson bu talebin işletme sahibinden geldiğini işletme sahibini bize işaret ederek söyledi. İşletme sahibi ile göz göze geldik. Adam gözlerini dikmiş ‘’kalkın gidin’’ der gibi bize bakıyordu. Biz hesabı ödeyelim oturalım talebinde bulunduk, hesap geldi biraz sonra fakat hesap  bize menüde yazılandan rakamlardan daha fazla yazılmış olarak geldi. Hesaba itiraz ettik ve menüde yazan yemek fiyatlarından fazla olduğunu söyledik. Biraz sonra restoranın sahibi masamıza geldi ve kaba bir tavırla masadaki tuzluk, kül tablasını vs. topladı ve bize de eli ile de işaret ederek bizi masadan ve restoranından kovdu resmen. Masaya da 'rezerve' yazısını koydu. O zaman nerede bizim Türk misafirperverliğimiz diye düşündüm kendi kendime…. 

Her şeye rağmen gezimiz neşe içinde geçti. Ertesi gün Makedonya Ohrid’de tekneye bindik bizim ülkemizdeki Muğla-Akyakadaki azmak Çayına çok benziyordu. 

Özellikle yurtdışına yapılan geziler ve seyahat etmek; hayatı ve kendini keşfetmek adına çıkılan bir içsel yolculuktur bence. Çünkü bu tür gezilerde alışkanlıklarınızın ve hayattaki önceliklerinizin ne olduğunu anlarsınız. Doğayı mı yoksa tarihi mi daha çok seviyosunuz, dolayısı ile  kendinizi keşfediyorsunuz. Ya da alışkanlıklarınızda önceliğiniz nedir kendinizi keşfe çıkıyorsunuz aynı zamanda. Örneğin ben çay ve kahve alışkanlığımı ve tutkumu biliyordum ama  çorbayı çok sevdiğimi bu uzun gezide farkettim. Her gittiğim yerde çorba aradım menüde ve baktım olacak gibi değil hazır çorbalar satın aldım ve bardakta keyifle içtim. 

Yunanistan –Selanikte Atamızın doğduğu evi gördük müze haline getirmişler fakat saatini geçirdiğimiz için içini gezemedik. Hep ilkokul kitaplarında gördüğümüz gibi dimdik ayakyaydı çok duygulandık. Selanikten sonra artık dönüş yolundaydık. Hepimiz ülkemizi, evimizi ve sevdiklerimizi çok özlemiştik. 18 gün sonra ülkemize ve sevdiklerimize kavuştuk.

Yeni bir gezide buluşmak üzere… 

DİĞER YAZILARI Kronos 01-01-1970 03:00 Okullarda Şiddet ve Yaşanan Can Pazarı 01-01-1970 03:00 Hediye Verme Adabı 01-01-1970 03:00 Komik Bir Anı 01-01-1970 03:00 Öğrencisinin elinde can vermek 01-01-1970 03:00 Medine’de kutsal mekanları ziyaret 01-01-1970 03:00 Umre İbadeti 01-01-1970 03:00 Umre yolcularının havalimanındaki zemzem çilesi 01-01-1970 03:00 Bir Erkeğin Yanında Karısına Küfür Edilemez 01-01-1970 03:00 Öğretmerlerin CİMER Çilesi 01-01-1970 03:00 Kavram Karmaşası 01-01-1970 03:00 Adı Bende Saklı Bir Kadın 01-01-1970 03:00 114 No.lu Belediye Otobüsü.. Bir Güzergahın Nefes Alamayan Yolcuları 01-01-1970 03:00 Avrupa gezisi izlenimlerim -3- 01-01-1970 03:00 Avrupa Gezisi İzlenimlerim -2- 01-01-1970 03:00 Süha Turizm Şirketi Üzdü 01-01-1970 03:00 Avrupa Gezisi İzlenimlerim -1- 01-01-1970 03:00 Benim Canım Kız Kardeşim 01-01-1970 03:00 Vefa Yazısı 01-01-1970 03:00 İSİMLERİN  TAŞIDIĞI  ENERJİ  VE MİSYON  01-01-1970 03:00 HEM  DE BİLE İSTEYE.. 01-01-1970 03:00 Öğretmenevlerinde Öğretmenlerden Başka Herkes Kalıyor 01-01-1970 03:00 Dizilerdeki çürümüşlük  01-01-1970 03:00 Utanç taraf değiştirdi (Bu çağın kadın ve utanç davası) 01-01-1970 03:00 Mor Cepken 01-01-1970 03:00 Kadının adı yok 01-01-1970 03:00 Her Kadın Anne Olabilir Ama Her Anne 'Ana' Olamaz 01-01-1970 03:00 Fikrimin İnce Gülü 01-01-1970 03:00 Umut Sokağın Tavanı Kadar (2) 01-01-1970 03:00 "Bugün benim doğum günüm" 01-01-1970 03:00 Duçar duruma düşürülmek 01-01-1970 03:00 Portakal Çiçeği Karnavalının ardından 01-01-1970 03:00 Bayramda Kayseri ziyareti ve izlenimlerim 01-01-1970 03:00 Umut Sokağın Tavanı Kadar 01-01-1970 03:00 Küfür 01-01-1970 03:00 Telefon işkencesi 01-01-1970 03:00 Evlat sevgisinin kudsiyeti 01-01-1970 03:00 65 yaş üstüne iade edilen itibar 01-01-1970 03:00 Uğur Mumcu Bulvarı Çöp ve Pislik içinde 01-01-1970 03:00 Mum Sanat İle Buluşuyor 01-01-1970 03:00 Öğretmen Maaşı 01-01-1970 03:00 Deprem ve alışkanlıklarımız 01-01-1970 03:00 Telefon rehberimizden sildiklerimiz 01-01-1970 03:00 SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL 01-01-1970 03:00 AÇLIKTAN MİNÜBÜSTE BAYILDIĞINI ANLATAN ÖĞRENCİM 01-01-1970 03:00 Başıboş dolaşan sokak köpekleri tehlike arzediyor 01-01-1970 03:00 OKUL YOLU ÖLÜM YOLU OLMASIN! 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM VE FRANZ KAFKA 01-01-1970 03:00 BALKAN VE AVRUPA TURUMDAN İNSAN MANZARALARI 01-01-1970 03:00 Tik Tok canlı yayınları 01-01-1970 03:00 Oğlumun örnek alınası başarı öyküsü 01-01-1970 03:00 Tunceli, munzur Çayı, Elazığ, Malatya gezi izlenimlerim 01-01-1970 03:00 Mutlu Anneler Mutlu Çocuklar Yetiştirir 01-01-1970 03:00 Z kuşağında psikiatri vakalarındaki artış 01-01-1970 03:00 Bergen filmi neden bu kadar sevildi? 01-01-1970 03:00 Aldatma üzerine bir anekdot 01-01-1970 03:00 Satranç sporu 01-01-1970 03:00 Aldatma üzerine bir anektot 01-01-1970 03:00 Ensest ilişkiler sapkınlığın ve toplumsal yaranın sırlı aynada yansımasıdır 01-01-1970 03:00 Hayatından çıkarabilmek 01-01-1970 03:00 Mutlu insanların hikayesi olmazmış 01-01-1970 03:00 Aşı krizi 01-01-1970 03:00 Sevebileceğiniz birine öyle kolayca rastlayamazsınız 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim'den gelen yazılar bilmece gibi 01-01-1970 03:00 Sevgi Tekleşmektir 01-01-1970 03:00 Müzisyenlerin enstrümanlarını kırması acı verici 01-01-1970 03:00 Aşk iki kişiliktir 01-01-1970 03:00 Kuma dramı 01-01-1970 03:00 Ünzile 01-01-1970 03:00 Covit 19 aşısı sağlık iksirim 01-01-1970 03:00 Pandemi süresince eğitim 01-01-1970 03:00 Kiracın mı var derdin var 01-01-1970 03:00 Bayıltıcı spreylere dikkat! 01-01-1970 03:00