Çerçeve Yasa diye isimlendirdiğimiz “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” 10 Ağustos’ta ne tesadüftür ki Sevr’in imzalandığı gün Meclis’te kabul edildi. Sözüm ona Sevr de taraflar arasında bir “barış” antlaşması idi.
Bu süreci salt hukuki olarak değerlendirmek eksik ve yanıltıcı olacaktır. Çünkü bu tür düzenlemelerin siyasi bir karşılığı da vardır.
Ülkemiz üzerinde oynanan oyunları, ülkemizi bölmek istediklerini, siyonizmi, Teodor Heltz’i, Haim Nahum doktrinini, İkiz Yasalar ile ülkemizi nasıl federasyon haline getirmek istediklerini, İkiz Yasaları entegre etmek ve bölünmenin temelini oluşturmak için Anayasa ile Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu değişikliklerinin yapılmak istendiğini, aslında Büyük israil Projesi olan BOP’u, arz-ı mevud’u, arz-ı mevud’a ulaşma adımlarında Türkiye’de dahil olmak üzere bölgemizdeki 4 ülkeden parça alarak bir Kürdistan devleti kurmak istediklerini, sonrasında bu devleti nasıl israil’e vilayet yapacaklarını, İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğunu tekrar etmeye gerek yok. Artık bunları sadece biz değil Gazze’deki soykırımdan sonraki uyanışla tüm dünya biliyor.
Çerçeve Yasa bu yolda atılan önemli adımlardan biri olmuştur. Zaten feraset sahipleri bilir ki siyonizm ve siyonizmin uşağı ABD bir işin içindeyse o işin sayfalar dolusu faydasını anlatmaya gerek yoktur, matematikteki sıfırla çarpma gibidir ve her şeyi sıfırlar. ABD Büyükelçisi Tom Barrack süreçle ilgili “Takdir ediyor ve hayranlık duyuyorum” ve “Çözüm süreci dört ülkedeki Kürtleri bir araya getirecek.” demişti, daha önce de Kürtler ile ilgili olarak "Kürtlerin dört farklı ülkede yaşadığını ve uzun süredir kendi yolunu çizmeye çalıştığını" söylemiş, “Zaman içinde kendi devletlerini kuramamış olmaları talihsiz" diyerek üzüntüsünü belirtmişti. DEM Parti Eş Genel Başkanı da kanunun kabulünden sonraki konuşmalarında bu “4 parçalı Kürdistan” dan bahsetmişti. Hatta DEM Parti Eş Genel Başkanı bu hedefleri doğrultusunda ayrımcılığı körüklemek için o kadar ileri gitti ki “Kürtler, Aleviler, Hristiyanlar ve tüm inançlar kendi dilleriyle konuşabilmeli.” dedi, Hristiyanların ve Alevilerin ayrı dili mi var?
10.08.2026 tarihinde Meclis Genel Kurulunda kabul edilen ve dört sayfadan müteşekkil "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" Cumhurbaşkanının onayından geçerek 7595 sayılı Kanun numarası ile 18.08.2026 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı bu yasa ile ilk etapta 3.800-3.900 civarında tutuklunun cezaevlerinden çıkacağını ve düzenlemenin soruşturma ve kovuşturmalarla birlikte yaklaşık 125.000 dosyayı etkileyeceğini söyledi.
Çerçeve Yasanın bir kısım maddelerini tahlil etmek gerekirse:
(Bu kısımda madde alıntılarına yer verilmiş olup kanunun tam metni dip not olarak verilmiştir.)
Öncelikle bu yasanın teröristlere yönelik TOPLU BİR ÖZEL AF olduğunu bilmemiz gerekiyor.
T.C. Anayasası
II. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri
A. Genel olarak
Madde 87
“Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.” demektedir.
Kanunun 1. Maddesi:
Amaç ve kapsam
Madde 1
“Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir…” demektedir.
Ancak Milli Güvenlik Kurulunca daha bu tespit yapılmadan terör örgütünden önce devlet silah bırakmış, İçişleri Bakanlığının kararı ile 2.763 kontrol noktası kaldırılmış, yurt dışından terör örgütü üyeleri gelmeye ve elini kolunu sallayarak gezmeye başlamıştır.
Kanuna göre terör örgütlerinin her türlü silah ve mühimmatı teslim etmesi gerekmektedir. ABD’nin terör örgütlerine verdiği binlerce tır dolusu silah, mühimmat ve ağır silahlar da teslim edilecek midir?
Kanunun 3. ve 6. Maddesi:
Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi
Madde 3
“…örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere…” demektedir.
Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi
Madde 6
“…örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere…” demektedir.
Yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005 tarihi esas alınmıştır.
Kasten öldürme suçunu işleyenler ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeni ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alıp mahkûm olanlar ve 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı soruşturması ve kovuşturması devam edenler dışında tüm suçlular af kapsamında.
Özetle; kasten öldürme dışında,
1 Haziran 2005 öncesi müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların dışındaki tüm mahkumlar,
1 Haziran 2005 öncesi müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı soruşturması ve kovuşturması devam edenler dışındaki tüm şüpheliler ve sanıklar af kapsamında.
Müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar hangileri diye bakarsak af kapsamında olup, aramıza karışacak ve hatta siyaset yapacak kişilerin kimler olduğunu daha iyi anlayabiliriz.
Müebbet Hapis Cezası Gerektiren Suçlar
Kasten Öldürme
Askeri Komutanlıkların Gasp Edilmesi
Düşmanla İşbirliği Yapma
Savaş Sırasında Yalan Haber Yayma
Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Açıklama
Devlet Güvenliğine İlişkin Belgelere İlişkin Suçlar
Devlet Sırlarından Yararlanma, Devlet Hizmetlerinde Sadakatsizlik
Devletin Güvenliğine İlişkin Bilgileri Temin Etme
Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası Gerektiren Suçlar
Soykırım
Kasten Öldürmenin Nitelikli Halleri
Yasaklanan Bilgileri Siyasal veya Askeri Casusluk Maksadıyla Açıklama
İşkence Sonucu Ölüme Neden Olma
Cinsel Saldırı Sonucu Ölüme Neden Olma
Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak
Siyasal veya Askeri Casusluk
Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açıklama
Yasaklanan Bilgilerin Casusluk Maksadıyla Temini
(Kanuna göre affedilenler kasten öldürme suçu dışındakiler)
Kasten öldürme hariç tutulunca af kapsamına alınan suçlar hafifmiş gibi bir algı da oluşuyor. Halbuki; taksirle öldürme, kasten yaralama ve taksirle yaralama da dahil olmak üzere, tecavüz, eziyet, işkence, alıkoyma, konut dokunulmazlığını ihlal, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (adam kaçırma), tehdit, şantaj, yağma, kaçakçılık, uyuşturucu gibi bilumum suçlar af kapsamında. Hatta bu af kapsamına Anayasa’ya aykırı bir şekilde, ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar da dahildir.
T.C. Anayasası
A. Ormanların korunması ve geliştirilmesi
Madde 169
“Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.”
Kanunda kasten öldürme hariç denilmektedir, bu durum bu suçtan mahkûm olanlar ile ilgili nettir ancak soruşturması veya kovuşturması devam edenlerle ilgili dosyaların sümen altı edilmeyeceğinden emin olabilir miyiz?
Örgüt yöneticilerinden öldürme emri verenlerin TCK’ya göre azmettiren olarak aynı cezayı alması ve dolayısı ile af kapsamında olmaması gerekir. Bu saatten sonra örgüt yöneticilerinin bu suçlardan yargılanacağını düşünebilir miyiz?
Türk Ceza Kanunu Azmettirme Suçu
Madde 38/1:
"Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır." demektedir.
Çerçeve Yasa 1 Haziran 2005 öncesini kapsamadığı için terörist başı Öcalan affedilmedi deniyor. Peki 1 Haziran 2005 tarihinden sonra verdiği emirler uyarınca işlenen ve yasa kapsamına giren suçlardan doğan cezai sorumluluğu kalkmadı mı? Tabii ki kalktı. Bazıları iyiniyetli bir biçimde hapisteki insan nasıl suç işleme emri versin diyor, birebir vermiş olduğu emirleri bir kenara bırakırsak örgütü silahsızlandırma gücü varken bunu kullanmamanın anlamı bu katliamların yapılmasını istediği yönünde değil midir? Verdiği emirler doğrultusunda işlenen katliamların azmettiricisi olarak onun da ceza alması gerekmez mi?
Üstelik bu aftan yararlanmak için hiçbir teröristin bırakın etkin pişmanlığı, pişmanlık dahi göstermesi gerekmiyor. Bu sebepledir ki çok rahat bir şekilde “Her yer Gazze olur” diyebiliyorlar.
Üstelik eski suçları affedilirken, yeni işlenen suçları da görmezden geliniyor. Teröristler şehit, katliamları kahramanlık, terörist başı önder diye bize sunuluyor.
İnsanımızı katleden teröristler de hatip olarak katliamlarını öven konuşmalar yaparak siyasetteki yerlerini hazırlıyorlar.
Terörle Mücadele Kanunu
Madde 7/2:
"Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur." demektedir.
Terörle Mücadele Kanunu halen yürürlüktedir ancak şu anda fiilen uygulanmamaktadır.
Kanunun 7. Maddesi:
Takip, koordinasyon ve uygulama
Madde 7
“…bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.” demektedir.
Öcalan’ın "Silahsızlanma ve Stratejik Alt Komisyon”nun başına getirileceği söyleniyor. Yani Öcalan bu komisyonun toplantısına devlet makamlarının temsilcilerini de davet edip katabilecek ve komisyon başkanı olarak toplantıda ve akabinde de alınan kararlar doğrultusunda onları yönetebilecek.
Madde 7
“…örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir.” demektedir.
Bu gözlem raporlarının kimler tarafından veya hangi komisyonlarca hazırlanacağı yönünde bir açıklık bulunmuyor. Muhtemelen Öcalan’ın başında olduğu komisyonun raporları da dikkate alınacaktır. Yani terörist başı, teröristler hakkında beyanda bulunacak biz de buna doğrudur deyip kabul edeceğiz.
Madde 7
“…Kurulun gerekli görmesi hâlinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur…” demektedir.
Kurul yasama, yürütme ve yargının idaresine ve iradesine müdahil oluyor. Şu anda bile tam bağımsız kurumlar yokken “talep” diye yumuşatılan isteklerin yerine getirileceğinden şüphe duymamak gerekir.
Madde 7
“…(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi hâlinde;
a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,
b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden, Kurul tarafından talep edilir.
Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir…” demektedir.
Yani maddeye göre soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki şüpheli ve sanıklar HEMEN,
Mahkûm olanlar ise:
Cezasının infazı 5 yıl süreyle ertelenen, toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin, erteleme kararından İKİ YIL SONRA,
Cezasının infazı 10 yıl süreyle ertelenen, 15 seneden fazla hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin, erteleme kararından ÜÇ YIL SONRA,
hak mahrumiyetleri kaldırılacak ve siyaset sahnesinde olacaklar.
Soruşturma ve kovuşturma aşamasındakiler önümüzdeki genel seçimlerde milletvekili olarak Meclis’e girebilir, milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı yardımcısı hatta seçilirlerse cumhurbaşkanı bile olabilirler; yerel seçimlerde belediye başkanı, belediye başkan yardımcısı, belediye encümen üyesi, muhtar, muhtar azası olabilirler.
Mahkumlar ise önümüzdeki genel seçimin tarihine denk gelmese de genel seçim sonrası, 2 veya 3 yılları dolduktan hemen sonra cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan da dahil olmak üzere devlet makamlarında görev alabilirler; önümüzdeki yerel seçimlerde belediye başkanı, belediye başkan yardımcısı, belediye encümen üyesi, muhtar, muhtar azası olabilirler.
Teröristlerin Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı olduğunu düşünebiliyor musunuz? Mesela; 12 vatandaşımızı yakarak öldüren, hiç pişmanlığı olmayan, aleni bir biçimde işlediği suçu öven, kanunun kabulü ile toplantı toplantı gezip hatiplik yapmaya başlayan terörist karşımıza siyasetçi olarak çıkabilir.
Hatta daha da ileri seviyede düşünürsek, her iki durumda da (mahkumlar ile soruşturması ve kovuşturması devam edenler) bu kanunun uygulanmasından sorumlu Kuruldaki görevlilerin yerine geçip, kurulda yer alabilirler…
Madde 7-
“…(1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç hâlinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir…” demektedir.
Kanunun 10. Maddesi:
Görev ve sorumluluk
Madde 10
“(1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.
(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz.” demektedir.
Kanunda “görevleri yerine getiren kişiler” denilerek çok geniş bir manada yorumlanmasının önü açılmıştır, hassaten Kurul üyeleri, komisyon üyeleri denmemiştir. Dolayısıyla Kanuna göre; Kurulun, komisyonların ve onların emirlerini yerine getiren kamu görevlileri de dahil tüm kişilerin hukuki, idari ve cezai hiçbir sorumluluğu yok. Bu tamamen Anayasamıza ve Türk Ceza Kanunu’na açıkça aykırı bir durumdur ve hiçbir kanun Anayasa’ya aykırı olamaz.
T.C. Anayasası
J. Kanunsuz emir
Madde 137
“Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.
Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.” demektedir.
Türk Ceza Kanunu
Kanunun hükmü ve amirin emri
Madde 24
“(1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
(2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.” demektedir.
Anayasamıza göre kamu görevlileri, görevlerini ifa ederken amiri durumundaki kişilerden aldıkları emirleri hukuka aykırı bulmaları halinde, bu emri yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirirler. Ancak emir hukuka aykırı olmakla beraber amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse emir yerine getirilir. Bu halde emri yerine getiren sorumlu olmaz. Bu durumda emri yerine getiren açısından bir hukuka uygunluk nedeni değil, bir sorumsuzluk nedeni söz konusudur. Yerine getirme zorunluluğu esasen hukuka aykırı olan emri hukuka uygun hale getirmez. Ancak hiyerarşik yapı dolayısıyla emri yerine getiren sorumlu olmaz. Bu durumda sorumluluk emri verene aittir. Emir hukuka aykırı olmanın yanı sıra ayrıca suç da teşkil edebilir. Anayasamız konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilmesine hiçbir surette izin vermemektedir. Bu durumda emri yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
Unutmayalım ki Anayasa bir kere delindiyse her zaman delinebilir hale gelmiş demektir ve bu da zaten tartışmalı hale gelen “hukuk devleti” ilkesine de aykırıdır.
Sonuç olarak:
Teröristler Anayasal değişiklik için zemininin artık uygun hale geldiğine karar verdiklerinden silahlı terör olaylarının bir sonraki aşaması olarak gördükleri; ideallerini Anayasa'ya geçirme aşaması için silahlarını bırakıp siyasete geçiyorlar. Kendileri de artık “bir sonraki evreye geçtik”, “bir sonraki boyuta geçtik” diyorlar. Anayasa değişiklikleri için yeni bir süreç başlatılacağını hepimizin görmesi gerekiyor.
Süreci masumlaştırmak için zaman zaman IRA ve ETA gibi örnekler verilip kafa karıştırılıyor. Bunlarla yapılan müzakere süreçleri bizdeki gibi olmamıştır. İspanya terör örgütünü muhatap almamıştır. Hiçbirinde ülkelerin bölünmesi söz konusu olmamıştır. Hiçbir anlaşma terör örgütünü ve yandaşlarını daha da cesaretlendirmemiş, daha da azgın hale getirmemiştir.
Durumun en acı tarafı BOP uyarınca kurulmak istenen Kürdistan’ın, toprakları parçalanarak kurulacağı söylenen 4 ülke denilenlerden biri olan Türkiye'nin dışında, Irak ve Suriye savaşarak bu noktaya geldi, İran ise halen büyük bir savaş veriyor, Türkiye ise bir kurşun bile atılmadan bu plana teslim oldu. İşte Trump bu sebeple Türkiye’deki iktidarı bu kadar seviyor.
Dünyadaki tüm insanların arzuladığı “barış”, “özgürlük”, “eşitlik”, ‘kardeşlik”, “demokrasi”, “diyalog” gibi kelimelerin içi boşaltıldı ve bu kelimelerin kullanıldığı süslü cümleler ile en ağır sömürülerin kapısı pandoranın kutusu gibi açıldı.
Dip not 1:
Ecevit-Bahçeli-Yılmaz koalisyonunun 2000 yılında imzaladığı ancak Meclis onayından geçirmediği İkiz Sözleşmeler/İkiz Yasalar olarak söylenegelen Birleşmiş Milletler Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ile BM Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’ni AKP iktidarı 2003 yılında Meclisten onaylayarak geçirdi. 4867 ve 4868 sayılı kanunlarla uygun bulunan ikiz yasalar aşağıdaki hükümleri içermektedir ve yeni anayasa adı altında temel taşları döşenmeye çalışılacaktır:
Madde 1- Bütün halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla ilerlemelerini serbestçe sürdürebilirler.
Madde2- Bütün halklar uluslararası hukuka ve çıkar ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiçbir koşulda yoksun bırakılamaz.
Madde3- Kendini yönetemeyen ve vesayet altındaki ülkelerden sorumlu olan devletler de dahil, bu sözleşmeye taraf bütün devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler şartına uygun olarak bu hakka saygı gösterir.
Dip not 2:
I. Dünya Savaşı sonunda, 10 Ağustos 1920’de savaşı kaybeden Osmanlı Devleti'nin topraklarının paylaşılması için Osmanlı Devleti ile itilâf devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşmasında şu madde de vardı:
"ileride belirlenecek Ermenistan’ın güneyinde ve 27. maddede belirtilen Suriye ve Irak sınırlarının kuzeyinde Kürtler’in sayıca üstün olduğu bölgelere verilecek yerel özerkliğin şartları antlaşmanın yürürlüğe girmesini izleyen altı ay içinde İstanbul’da toplanacak İngiliz, Fransız ve İtalyan ortak komisyonu tarafından hazırlanacaktı. Bu plan bölgede yaşayan Süryânî, Keldânî ve diğer etnik ve dinî azınlıkların korunmasına ilişkin güvenceleri de kapsayacaktı. Kürtler’in antlaşmanın yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra, bölgede yaşayan halkın çoğunluğunun Türkiye’den bağımsız olmak istediğini kanıtlayarak Milletler Cemiyeti Konseyi’ne müracaat etmesi ve konseyin de bu nüfusun bağımsızlığa yetenekli olduğu kanaatine varıp onlara bağımsızlık tanımayı Türkiye’ye tavsiye etmesi durumunda Türkiye bu tavsiyeye uyacağını şimdiden taahhüt ediyordu (md. 62-64)."
Dip not 3:
Öcalan’ın mahkumiyetinin kesinleştiği tarih 25 Kasım 1999, Bahçeli’nin Öcalan için umut hakkı istediği tarih 22 Ekim 2024, AİHM’in umut hakkı için öngördüğü süre azami 25 yıl, 25 yılın dolmasına 1 ay 3 gün kala gündeme getirilmiş. Yazılan senaryo oynanıyor, vatandaş yine seyirci.
Çerçeve Yasanın kabulü sonrasında hukuki düzenlemelerin en kısa sürede yapılmasının istenmesinin sebebi teröristlerin salıverilmesinin dışında bir an önce Anayasa değişikliği sürecine geçilmesinin istenmesidir. Ancak yeni Anayasadan önce Çerçeve Yasanın mimarlarından, “kurucu önder”in de bu süreçlerde “özgürce” aktif olarak yer alması için “UMUT HAKKI” söylemlerini çokça duymaya başlayacağız.
İktidar terörist başına paye vererek Gazi Meclisimizde konuşmasını istediğini zaten en baştan ortaya koydu. Bununla ilgili tüm hukuki zemini de hazırlıyorlar.
TAVSİYE NİTELİĞİNDE olmakla birlikte AİHM MÜEBBET HAPİS CEZASININ VERİLMESİNDEN EN GEÇ 25 YIL SONRASINDA UMUT HAKKININ DOĞDUĞUNU SÖYLÜYOR. En geç dediği 25 yıl Öcalan için doldu. Terörist başının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay’ın 25 Kasım 1999 tarihli onama kararı ile kesinleşmişti.
Ancak 25 yıl dolunca otomatik olarak umut hakkı doğmuyor, AİHM MAHKÛMUN DURUMUNUN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYOR. Umut hakkının karşılığı bizim hukukumuzda “KOŞULLU SALIVERİLME” ve burada böylesi bir değerlendirmeye/gözden geçirmeye dair bir sistem olmadığı için AİHM bu hususu Türkiye açısından ihlal teşkil eden bir durum olarak kabul ediyor.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’muzun 107. maddesinin 16. fıkrası sebebi ile ÖCALAN’IN KOŞULLU SALIVERİLMEDEN DE FAYDALANMASI MÜMKÜN DEĞİL. 107/16 madde şu şekilde: “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" başlıklı Dördüncü Bölüm, "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı Beşinci Bölüm, "Milli Savunmaya Karşı Suçlar" başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, KOŞULLU SALIVERİLME HÜKÜMLERİ UYGULANMAZ.”.
Bir an için bu hükmün kaldırıldığını bile düşünsek AİHM kararlarına göre süre doldu hadi tamam serbest bırakalım da denilemez. Çünkü AİHM; “DEVLETİN TOPLUMU KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNDEN HAREKETLE, TEHLİKELİLİĞİ DEVAM EDEN MAHKÛMLARIN SERBEST KALMASINA ASLA İMKÂN VERİLMEMELİDİR.” diyor. Devletlerin toplumu ağır suçlara karşı koruma görevi vardır ve toplumun korunmasının gerekli olduğu hallerde ağır bir suç işleyen failin müebbet hapis cezasını çekmesi Sözleşme’nin ihlali anlamına gelmez. Mahkûm tehlikeli olarak kaldığı müddetçe, devletler müebbet hapis cezasını devam ettirmek suretiyle sorumluluklarını yerine getirirler.
İşin sonu yine bizim bu kişiye “bebek katili, terörist başı” dememiz, iktidarın ise “sayın kurucu önder” demesi ayırımına geliyor. Bu yaklaşımları ile ne yazık ki bir süre sonra serbest bırakmaları işten bile değil.
Dip not 4:
PKK ve uzantısı terör örgütleri sırayla bir sonraki aşamaya geçiyor!
PKK'nın uzantısı terör örgütü SDG esas itibarıyla kendini fesh etmedi, Türkiye'deki PKK gibi bir sonraki aşamaya geçti. SDG hem askeri hem idari olarak Suriye yönetiminde yer alacak ve daha önce dile getirdikleri gibi Anayasal düzenlemeler yapılmasını istiyorlar.
SDG'de dahil PKK ve uzantılarına ağır silahlar da olmak üzere binlerce tır mühimmat veren, bununla yetinmeyip eğitip kendine hizmet eden bir ordu haline getiren ABD bu "fesih" sürecinden çok memnun. ABD'nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack bu "fesih" ile ilgili "ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Planı'nın devamında, kararlı bir ortak ulusal bir çerçeveye adım atılıyor" diyor yani BOP'un planlandığı şekilde işlediğini söylüyor.
Aynı Tom Barrack daha önce Kürtler ile ilgili olarak "Kürtlerin dört farklı ülkede yaşadığını ve uzun süredir kendi yolunu çizmeye çalıştığını" söylemiş, “Zaman içinde kendi devletlerini kuramamış olmaları talihsiz" diyerek üzüntüsünü belirtmişti.
Siyonizmin uşağı ABD'nin kendi planı doğrultusunda ve açıkça BOP çerçevesinde gerçekleştiğini ifade ettiği bir sürecin güzellemesini kimse yapmasın. Dört ülke denilen; Türkiye, Suriye, Irak ve İran. Maalesef ki Çerçeve Yasa ile de gördüğümüz üzere Türkiye' de dahil olmak üzere Suriye ve Irak yönetimleri yumuşak lokma haline gelmiştir, sırada İran var ve bundan sonra ABD tırlar dolusu bu silahları PKK'nın uzantısı PJAK vasıtasıyla İran'a karşı kullanacak.
Bu arada ABD, SDG'nin "fesih" kararından sonra Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkardı. Ne kadar trajikomik değil mi? Teröre destek veren ülkeler listesinden çıkmak için terör örgütünü devlete entegre etmek gerekiyormuş.
Dip not 5: Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanununun tam metni aşağıdaki şekildedir:
MİLLÎ DAYANIŞMA VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN
GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR KANUN
Kanun Numarası : 7595
Kabul Tarihi : 10/8/2026
Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih: 18/8/2026 Sayı: 33344
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.
(2) Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.
Tanımlar
MADDE 2- (1) Bu Kanunda geçen;
a) Örgüt: PKK/KCK terör örgütünü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumlarını,
b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu,
ifade eder.
Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi
MADDE 3- (1) Örgütün fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı on beş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.
(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.
(3) Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.
Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar
MADDE 4- (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması hâlinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.
(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.
Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi
MADDE 5- (1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
(2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet hâlinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.
Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi
MADDE 6- (1) Örgütün fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;
a) Toplam on beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,
b) Toplam on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle,
infaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fıkranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.
(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.
(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.
(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi hâlinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.
Takip, koordinasyon ve uygulama
MADDE 7- (1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç hâlinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.
(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir.
(3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi hâlinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.
(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi hâlinde;
a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,
b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden,
Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.
(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.
(6) Kurulun sekreterya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.
Silah ve malzeme teslimi
MADDE 8- (1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.
(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.
Süre
MADDE 9- (1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.
Görev ve sorumluluk
MADDE 10- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.
(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz.
Yürürlük
MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
