Advert

CHP’nin Asıl Krizi: Kayyum Değil, Zihinsel Çöküş

Orhan ERGEZER

24-05-2026 23:54

Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan mesele artık klasik bir parti içi kavga olmaktan çıktı. Ortada çok daha ağır bir tablo var: yönünü kaybetmiş bir muhalefetin, kendi kurduğu siyasi illüzyonun altında kalışı…

Bugün herkes mahkeme kararlarını konuşuyor. Mutlak butlan deniyor, kayyum ihtimali tartışılıyor, Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri dönüş senaryoları masaya yatırılıyor. Fakat olayın özü hukuk değil. Hukuk burada sadece sonuçtur. Sebep ise CHP yönetiminin yıllardır büyüttüğü siyasal ciddiyetsizliktir.

Çünkü bir siyasi hareket önce kendi meşruiyetini korur. Kendi zeminini sağlamlaştırır. Kendi evinin kolonlarını ayakta tutar. CHP yönetimi ise aylar boyunca binanın çatısına pankart asıp demokrasi sloganı attı ama aşağıda temel çatlıyordu.

Şimdi o çatlak duvarı yıktı.

Özgür Özel’in siyaseti başından beri fazla sosyal medya siyaseti oldu. Çok ses vardı ama derinlik yoktu. Çok slogan vardı ama strateji yoktu. Sert konuşmalar, meydan retoriği, kameraya oynayan çıkışlar… Fakat devlet dediğiniz mekanizma Twitter alkışıyla çalışmaz. Devlet, boşluk gördüğü yere girer.

CHP işte o boşluğu kendi eliyle üretti.

2023 kurultayından sonra ortaya atılan şaibe iddiaları küçümsendi. Delegeler üzerindeki baskı söylentileri ciddiye alınmadı. Mutlak butlan davası sanki birkaç muhalifin homurdanmasıymış gibi davranıldı. Oysa siyaset bazen rakibin ne söylediğinden çok, sizin neyi ihmal ettiğinizle ilgilenir.

CHP yönetimi meseleyi hukuk üzerinden sağlamlaştırmak yerine propaganda üzerinden bastırmaya çalıştı. “Darbe”, “vesayet”, “saray operasyonu” gibi sloganlar üretildi. Fakat slogan gerçekliği değiştirmedi.

Çünkü gerçek şu.

Bir partinin kendi kurultayı bile tartışmalı hale gelmişse, orada artık siyasi otorite zayıflamış demektir.

Ve otorite boşluk kaldırmaz.

Machiavelli bunu yüzyıllar önce yazmıştı. Güç zayıfladığı an başka bir güç merkezi doğar. CHP’de olan tam olarak budur. Parti yönetimi kendi kurumsal ağırlığını üretmeyince, süreç doğal olarak yargının ve devlet mekanizmasının alanına taşındı.

Şimdi dönüp bakınca insan şunu görüyor.

Özgür Özel yönetimi aslında CHP’yi büyütmedi; yalnızca daha yüksek sesle konuşturdu.

Ama yüksek ses başka şeydir, ağırlık ise başka şey…

Siyasette bazen en tehlikeli şey, alkışı güç zannetmektir. CHP tam olarak bu hataya düştü. Özellikle belediye seçimlerinden sonra oluşan psikolojik rüzgar, parti yönetiminde garip bir dokunulmazlık hissi oluşturdu. Sanki toplum desteği sonsuza kadar devam edecekmiş gibi davranıldı. Oysa siyasette kibir, düşüşün habercisidir.

Ekrem İmamoğlu merkezli kurulan denklem de bu yüzden çöktü.

Bir partinin bütün geleceğini tek bir figür üzerine inşa etmesi zaten başlı başına stratejik bir zaaf göstergesidir. Sonra o isim hukuki abluka altına girince, bütün yapı panik üretmeye başladı. Çünkü ortada kurumsal refleks yoktu. Her şey kişilere bağlanmıştı.

Roma’nın çöküşü de biraz böyleydi aslında…

Cumhuriyet zayıflarken kurumlar geri çekildi, şahıslar büyüdü. Sonra sistem kendi ağırlığını taşıyamadı. CHP’de bugün yaşanan görüntü de buna benziyor. Parti fikrinin yerini kişiler aldı. Kurumsallığın yerini PR çalışmaları aldı. Siyasetin yerini duygu yönetimi aldı.

Ve duygu siyaseti, gerçek kriz anlarında çöker.

Bugün vatandaşın gözünde oluşan tablo çok net.

Ekonomik kriz var, geçim sıkıntısı var, toplumsal gerilim büyüyor… Muhalefetin ana partisinin gündemi ne?

Kendi kurultayının meşruiyeti.

İnsanlar iktidar alternatifi görmek istiyor ama karşılarında sürekli birbirini yiyen bir yapı buluyor. Her gün başka bir klik kavgası, başka bir iç hesaplaşma, başka bir medya operasyonu…

Sonra dönüp halka “Türkiye’yi biz yöneteceğiz” diyorlar.

Toplum buna ikna olmuyor artık.

Çünkü halk bazen projeye değil, görüntüye bakar ve CHP bugün güven veren bir görüntü vermiyor. Dağınık görünüyor, telaşlı görünüyor en önemlisi de kontrolü kaybetmiş görünüyor.

Daha kötüsü şu.

Kendi gölgesinden korkan bir parti görüntüsü veriyor.

İşin ironik tarafı ise şu oldu…

Yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu’nu “pasif liderlik”, “seçim kaybetme psikolojisi” ve “kontrolsüz yapı” üzerinden eleştiren ekip, bugün CHP’yi daha büyük bir yönetim krizinin içine soktu. En azından eski dönemde parti içinde merkezi bir ağırlık vardı. Şimdi ise herkes başka bir merkeze çalışıyor.

CHP artık siyasi parti gibi değil, geçici çıkar ortaklığına dönüşmüş hizipler federasyonu gibi davranıyor.

Ve siyaset bunu asla affetmez.

Çünkü devlet yönetimine talip olan yapı önce kendi iç disiplinini kurmak zorundadır. Kendi kurultayını tartışmalı hale getiren bir organizasyonun ülke yönetimi konusunda topluma güven vermesi kolay değildir.

Bugün yaşanan kriz aslında yalnızca CHP’nin değil, Türkiye’deki muhalefet aklının krizidir.

Büyük laflar var.

Büyük sloganlar var.

Ama büyük strateji yok.

“Demokrasi” diyorlar, parti içi demokrasi tartışmalı.

“Hukuk” diyorlar, kendi kurultaylarının hukuki zemini delinmiş durumda.

“Kurumsallık” diyorlar, bütün yapı birkaç popüler ismin etrafında dönüyor.

Sonra mahkeme devreye girince herkes şaşırıyor.

Hayır…

Asıl şaşırılması gereken şey, bu kadar kırılgan bir yapının kendisini hâlâ iktidar alternatifi sanabilmesi.

Ve galiba CHP’nin en büyük problemi de tam burada başlıyor.

Kendi hikâyesine kendisinden fazla inanması…

DİĞER YAZILARI Harran’daki KPSS Olayı  01-01-1970 03:00 Terörsüz Türkiye! Asıl Hesap PKK’dan sonra başlıyor 01-01-1970 03:00 Yeni Parti Programının Hukuk ve Teknik Sınavı 01-01-1970 03:00 Kelimelerle Başlayan Tasfiye: “Kurtuluş Savaşı”ndan Kim Rahatsız? 01-01-1970 03:00 Güven Kişiye Dayalı Olursa Çöker  01-01-1970 03:00 ‘Yapay Zeka’ artık hacker mı yetiştiriyor, yoksa devletlerin bilgi tekelini mi yıkıyor? 01-01-1970 03:00 Gübre Krizi Kapıda mı? 01-01-1970 03:00 Bu mu Halkçılık? Adana Gibi Adam Tarifesi: Ekmek 18, Ulaşım 42-55 lira.. 01-01-1970 03:00 Uluslararası Su Yollarında Hak ve Güç 01-01-1970 03:00 Sessiz Savaşın Yeni Cephesi: Gübre Üzerinden Kurulan Küresel Baskı 01-01-1970 03:00 Polis Meslek Kanunu: Reform mu, Evrim mi? 01-01-1970 03:00 Devletin Sırrı Sokağa Düşerse 01-01-1970 03:00 Faturalar Yükselirken Sessizce Büyüyen İşsizlik  01-01-1970 03:00 Polnet'teki Delik 01-01-1970 03:00 Sınır Ötesi Operasyonları ve Ahlaki Çizgi 01-01-1970 03:00 Tek Gözlü Tanrı, Kör Dünya 01-01-1970 03:00 Yargı Sokakla Kuşatılırsa.. 01-01-1970 03:00 Yapılan Operasyonlar ve Sessiz Ahlâk 01-01-1970 03:00 Trump-Putin Hattı ve Dünyanın Gerçek Haritası 01-01-1970 03:00 HSK’nın Şikâyet Mekanizması ve E-Devlet Portalı 01-01-1970 03:00 Putin-Trump Görüşmesinin İptali: Yeni Soğuk Dönemde Diplomatik Satranç 01-01-1970 03:00 Görünmez Terör ve Batı’nın Çifte Standardı: Psikolojik Harpte Yenik Kaldığımız Gerçekler 01-01-1970 03:00 Gargat Ağacı'nın halk anlatılarında çelişkileri üzerine 01-01-1970 03:00 Gazze Kurtarıcıların Sahnesinde Suskun Vicdanlar 01-01-1970 03:00 İki Tabela, Bir Kapı: Dernek mi, Parti mi? 01-01-1970 03:00 Baklavanın Fıstığı İtalya’dan: Kültür İthal Edilir mi? 01-01-1970 03:00 Adana’da CHP Belediyeciliğinin Gerçek Yüzü: Çürük Diş Misali 01-01-1970 03:00 Cemaat Gibi Gündem Açılmaz: Diyanet ve Devletin Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Orman Yangınları ve 'Keçi Yasağı' Meselesi 01-01-1970 03:00 Bir Diploma Kadar Gerçek: "Devletin Sözünden Döndüğü Yerde Umutlar Ölür"  01-01-1970 03:00 Vergide Adalet mi, Yaşam Tarzına Ceza mı?  01-01-1970 03:00 Zeytinlikler, Madenler ve Aklın Taksimatı Üzerine 01-01-1970 03:00 HALA SULTAN'IN TOPRAĞINDA RUM VİLLASI 01-01-1970 03:00 Yeni Nesil Savunma Biçimi: "Unutkanlıkla Aklamak" 01-01-1970 03:00 Zabıtanın Vicdanı: Yüreğir’de Sessiz Bir Kitap Devrimi 01-01-1970 03:00 BAKICI DİLİYLE: ADALET Mİ DEDİNİZ, PEKİ YOKSULLARIN HAKKI NE OLDU SAYIN ÖZGÜR ÖZEL? 01-01-1970 03:00 Lozan’a Saldırı: PKK’nın Meşruiyet Krizi Mühendisliği ve Yeni Kurucu Antlaşma Tehdidi" 01-01-1970 03:00 Trump’ın Marine Le Pen Çıkışı: Batı Demokrasilerinde Hukuk ve Siyaset Çatışması Derinleşiyor! 01-01-1970 03:00 Sokak Çağrılarıyla Siyaset: Tehlikeli Bir Kumar! 01-01-1970 03:00 "Hukuk Devleti mi, Sokak Anarşisi mi? İmamoğlu’nun Gözaltısı Üzerinden Tehlikeli Oyunlar" 01-01-1970 03:00 Özgürlük bir temennidir - Ta ki Savaşla Kanıtlanana Kadar 01-01-1970 03:00 Küresel Finansal Hegamonya ve Çağdaş Kölelik Düzeni 01-01-1970 03:00 Terörün Kimliği Yoktur! Küresel Tehdit Karşısında Ortak Tavır ve Mücadele.. 01-01-1970 03:00 Donald Trump'ın Evanjelistler Tarafından Mesih İlan Edilmesinin Etkileri 01-01-1970 03:00 Din işleri ve Döviz girişi 01-01-1970 03:00 Tek sorun Akademisyenler 01-01-1970 03:00 Lüks Nermin'in Diplomasiye Kazandırdıkları  01-01-1970 03:00 KANAL İSTANBUL PROJESİ 01-01-1970 03:00 Suriyelilerin taşınmaz edinimi 01-01-1970 03:00 Dış güçler ve sayı saymasını bilmek 01-01-1970 03:00 Anadolu kale haline gelmezse yanarız  01-01-1970 03:00 Lupercalia 'Day/Kurt' günü bayramı 01-01-1970 03:00 Belediye başkanlarına hapis yolu açıldı 01-01-1970 03:00 Herkesin evinde Covid-19 aşısı var 01-01-1970 03:00 Çetin mi, Kocaispir mi? 01-01-1970 03:00 Karalar'ın Koyunu! 01-01-1970 03:00 Başkansız belediyeler 01-01-1970 03:00 Zeydan Karalar'dan Sahra Hastanesi Skandalı 01-01-1970 03:00 Soner Çetin'den yurt hikayeleri 01-01-1970 03:00 Başkan Zeydan Karalar'a Açık Mektup II 01-01-1970 03:00 B.Şehir Belediye Başkanı Karalar'a 01-01-1970 03:00 Karataş Kruvaziyer ve Yat Limanı Neden Önemli? 01-01-1970 03:00 Adana gibi 01-01-1970 03:00
Advert