Devlet dediğimiz şey nedir?
Bayrak mı, bina mı, üniforma mı?
Hayır.
Devlet bilgidir.
Bilgiyi toplama, saklama ve gerektiğinde kullanma kapasitesidir.
O yüzden bir polis memurunun çete üyelerine Polis Bilgi Sistemi (POLNET) üzerinden veri sızdırdığı iddiası basit bir disiplin vakası değildir.
Bu, devletin hafızasına el uzatmak demektir.
POLNET sıradan bir yazılım değildir.
Orada bir plakanın geçmişi, bir kişinin arama kaydı, bir soruşturmanın seyri vardır. Devletin refleksi orada atar. O refleksin içine mafya gölgesi düşüyorsa mesele birkaç memurun zaafı değil, kurumsal bir alarmdır. Çünkü bilgi sızdığı anda güç de el değiştirir. Hukukun elindeki koz, suç örgütünün cebine girer.
Şimdi dürüst olalım.
Türkiye gibi güçlü devlet geleneği olan bir ülkede, içeriden veri sızması iddiası sadece adli değil, siyasal bir meseledir. Devlet içeriden delinirse dışarıdan kuşatma gereksizleşir. Tarih bunu defalarca gösterdi. İtalya’da mafyanın kolluk içindeki temasları, LatinAmerika’da kartellerin polis teşkilatlarına sızması… Çürüme hep küçük bir bilgi akışı ile başlar. Önce bir plaka, sonra bir adres, sonra bir operasyon planı.
Hukuki boyut açık.
Türk Ceza Kanunu’nda görevi kötüye kullanma, kişisel verilerin hukuka aykırı verilmesİ ve suç örgütüne yardım gibi maddeler böyle durumlar için var.
Eğer sızdırma sistematik ve örgütlü ise, burada bireysel zafiyet değil, suç ortaklığı vardır. Devlet memuru olmaktan çıkıp, örgütün lojistik unsuru hâline gelmek demektir bu. Ama asıl mesele hukuk maddelerinden önce güven meselesidir.
Sokaktaki vatandaş 'Devletin içindeki biri zaten bilgiyi mafyaya veriyor' diye düşünmeye başlarsa iş biter. İşte o an, hukuk devleti yara alır. Çünkü hukuk devleti, silah gücüyle değil güvenle ayakta durur. Güven kaybı başladığında insanlar adalete değil ilişkilere yaslanır. Tanıdık arar, aracı arar, ‘adam’ arar. Bu da devletin meşruiyet zeminini aşındırır.
Burada yapılması gereken şey slogan atmak değil.
Bağımsız, teknik ve şeffaf bir soruşturmadır.
POLNET gibi sistemlerde her erişimin dijital izi vardır. Log kayıtları, IP eşleşmeleri, zaman damgaları… Veri konuşur. Veri yalan söylemez.
Modern devlet kendini veriyle temize çıkarır ya da veriyle mahkum olur.
Şunu da kabul etmek gerekir.
Her büyük kurumda çürük unsurlar çıkabilir. Bu insan doğasının bir parçasıdır. Mesele çürüğün varlığı değil, sistemin o çürüğü ne kadar hızlı ayıkladığıdır.
Eğer mekanizma çalışıyorsa devlet güçlenir. Çalışmıyorsa çürüme yayılır.
Son tahlilde,
Mesele bir polis memurunun suçu değildir; mesele devlet aklının kendi kendini denetleyip denetleyemediğidir. Devlet aynaya bakabiliyorsa büyür. Aynadan kaçıyorsa küçülür.
POLNET’ten bilgi sızıyorsa sorun teknik değil, ahlaki ve kurumsaldır.
Ve böyle meseleler ya kökten temizlenir ya da kök salar. Arası yoktur.
Orhan ERGEZER
CHP’nin Asıl Krizi: Kayyum Değil, Zihinsel Çöküş
Tamer ÇEVİK
Kirli Siyaset
Ali DENİZ
İnancın ödülünü beklemelisin
ŞİKAYETİNİ BANA ANLAT
Mahallede Sürekli Lağım Kokusu Sağlık Sorunu Yaratıyor
Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)
15 Mayıs 1919’da İzmir işgaline direnenlere selam olsun...
Sultan ÇAPAR
Bir Mektup: İçimde Kalan Tüm Teşekkürler
Ülkü REYHANİOĞLU
Uluslararası İşbirliği Kalkınma Vakfı (UİKV)
İsmail GÖKTÜRK
Cennetin Çocukları Gibiydik
Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu - Ceylan CENGİZ
Kamu Görevlisinin Özel Hayatı İzlenebilir mi, Sahi kimdir bu adamlar