TEK GÖZLÜ TANRI, KÖR DÜNYA
Odin bilgeliği bedelsiz istemedi. Bir gözünü verdi.
Görmenin bir kısmından vazgeçti ki, görmenin ötesine geçebilsin. Mitoloji bunu açık söyler. Hakikat, konforu sevmez. Bedel ister. Hem de sahibinden.
Bugün karşımızda bunun tam karşısında duran bir karanlık tip var. Epstein meselesi bir ahlaksız birey hikayesi değildir. O, modern çağın sistemli kötülük mimarisidir. Bilgiyi fedakârlıkla değil, başkalarının bedeniyle satın alan bir düzendir bu. Odin kendinden eksiltir; Epstein başkalarını yok eder. İki figür arasındaki fark, mitolojiyle güncel skandal arasındaki mesafeden çok daha derindir; biri kozmik sorumluluk, diğeri ontolojik çürümedir.
İskandinav mitlerinde Odin, kadınlara ait kabul edilen bilgiyi seiðr’i öğrenmek için erkekliğin sınırlarını ihlal etmeyi göze alır. Aşağılanmayı, dışlanmayı, düzene aykırı sayılmayı kabul eder. Çünkü bilgelik, çoğu zaman toplumun ayıp dediği yerden gelir. Ama dikkat, Odin bu bilgiyi öğrenirken kimseyi kurban etmez. Bedel kendinedir. İşte kadim ahlakın çizgisi buradan geçer.
Oğuz töresi de aynı çizgidedir. Bilgi kutsaldır ama kirli değildir. Sır vardır ama şantaj yoktur. Güç vardır ama çocuk üzerinden kurulmaz. Kadın ana’dır, bacı’dır, eş’tir ama av değildir. Çocuk gelecektir; ona dokunmak, yalnız bireye değil soya ve düzene savaş açmaktır. Epstein tipi yapı tam da buraya saldırır. Kılıçla değil, ahlâkın sinir uçlarına dokunarak.
Bu yüzden mesele Batı’nın iç çürümesi falan değildir. Bu karanlık, töreli bütün kültürlere yönelmiş örtük bir saldırıdır. Oğuz’a da, İslam’a da. Ama ironik olan şudur, en sessiz kalanlar, İslami geleneğe bağlı ülkeler olmuştur.
Neden?
Çünkü bugün birçok yerde din, ahlâk üreten bir vicdan olmaktan çıkarılıp, istikrar üreten bir aparata dönüştürülmüştür.
Konuşmayan din, itiraz etmeyen ahlak makbuldür. Epstein gibi vakalar ise konuşulursa yalnız bireyleri değil, koruma ağlarını, uluslararası ilişkileri, kirli masaları görünür kılar.
Sessizlik burada iman değil, jeopolitiktir.
Oysa İslam’ın özü sessizliği kutsamaz. Emanet der: beden de emanettir, çocuk da.
Haya der: ayıbı örtmek suçu normalleştirmek değildir.
Adalet der: güçlü korunurken zayıf eziliyorsa, orada din değil zulüm vardır.
Kur’an’ın en sert dili hep yukarıya yöneliktir; Firavun’a, Karun’a, müstekbire. Aşağıya değil. Bugün ise ahlâk, zayıfın üzerinden denetleniyor; güçlü karmaşık dosyalarla korunuyor.
İşte İslam’ın özüne saplanan balta tam olarak buradadır. Camiyi yıkmaz, ayeti yasaklamaz; anlamı işlevsizleştirir. Günahı sistem, suçu ağ, sessizliği erdem haline getirir.
Mitoloji masal değildir. Töre nostalji değildir. Din slogan değildir.
Hepsi aynı şeyi söyler.
Bilgi bedel ister ama bedeli kendin ödersin.
Güç sorumluluk getirir ama sorumluluğu başkasına yıkamazsın. Çocuğa dokunan, yalnızca bireye değil düzene savaş açmıştır.
Odin gözünü verdi.
Modern dünya ise gözlerini kapattı.
Ve bugün mesele kim suçludan çok daha ağırdır: Kim susuyor ve neden susuyor?
Gül YILMAZ
Haritalar Değişmeden Önce
Ali DENİZ
Abartı çağında yaşıyoruz
Hüseyin ZORKUN
Söyleyecek çok söz var ama..
Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)
Hocalı Soykırımı
Esma TURANBAYBURT
Helikopter Ebeveyn
Dr. Meryem ÇILDIR
Sahurda zamana karşı yarı uykulu direniş
Tamer ÇEVİK
Ölüm En Çok Fakire Yakışır
Ülkü REYHANİOĞLU
Vahşice Besleniyoruz