Boğazlar meselesi, çoğu zaman haritaya bakarak hüküm verilen bir tartışmaya indirgeniyor. Oysa mesele harita değil; hukukun ve gücün nasıl örgütlendiği. Tam da bu yüzden Marco Rubio’nun Hürmüz Boğazı üzerine yaptığı sert çıkış, yüzeyde İran’ı hedef alıyor gibi görünse de, aslında çok daha geniş bir jeopolitik sinire dokunuyor.
Rubio’nun cümleleri net: Uluslararası bir su yolunda kim geçecek, ne kadar ödeyecek, buna bir devlet karar veremez…. Bu, ilk bakışta evrensel bir hukuk savunusu gibi duruyor. Ama satır arası daha sert: Bu iş normalleşirse, küresel düzen çatlar.
Şimdi bu çıkışı alıp Süveyş Kanalı ve İstanbul Boğazı ile birlikte düşünelim. Çünkü asıl gerilim burada başlıyor.
Süveyş’te Mısır para alıyor. Kimse de çıkıp uluslararası su yolu gasp ediliyor demiyor. Neden? Çünkü orası bir kanal. İnsan yapımı. Alternatif sunuyor. İstersen kullanırsın, istemezsen dolaşırsın. Bu yüzden orada alınan ücret, bir egemenlik dayatması değil, bir seçim ekonomisi.
Ama Hürmüz öyle değil. İstanbul da öyle değil. Bunlar doğal boğazlar. Kaçınılmaz geçişler. Yani mesele sadece para değil; zorunluluk üzerinden güç kurma ihtimali. Rubio’nun asıl itirazı da tam olarak bu: Eğer İran, Hürmüz’de öde ya da geçme modelini dayatırsa, bu sadece bir ücretlendirme değil, küresel ticaretin boğazına el koyma girişimi olur.
Ve işte burada Türkiye’ye doğru uzanan o ince ama tehlikeli hat beliriyor.
Çünkü dışarıdan bakıldığında şu soru kaçınılmaz; Eğer İran bunu yaparsa, Türkiye neden yapmasın?
Cevap basit değil ama nettir.
Çünkü Montrö Boğazlar Sözleşmesi diye bir gerçek var. Montrö, Türkiye’ye egemenlik verirken aynı anda bir sınır çizer; Geçiş serbest olacak. Türkiye, boğazdan geçen gemilere geçiş bedeli dayatamaz. Ancak sunduğu hizmetler için sınırlı ücret alabilir.
Yani Türkiye’nin elindeki güç, paraya çevrilebilir bir güç değil; daha sofistike bir şey. Bir kapıyı kontrol ediyorsun ama o kapıyı kapatma hakkın yok.
Rubio’nun açıklamasındaki asıl eksiklik de burada yatıyor. O, meseleyi eğer biri yaparsa herkes yapar şeklinde bir zincirleme reaksiyon gibi okuyor. Oysa uluslararası hukuk böyle işlemez. Her boğaz, kendi rejimine tabidir. Hürmüz genel deniz hukukuna, İstanbul ise özel bir sözleşmeye bağlıdır. Yani İran’ın atacağı bir adım, Türkiye’ye otomatik bir hak doğurmaz.
Ama işin politik tarafı hukuktan daha kaygan.
Çünkü uluslararası düzen, sadece metinlerle değil, alışkanlıklarla da ayakta durur. Eğer bir gün İran gerçekten bu sistemi zorlar ve dünya buna alışırsa, o zaman hukuk değil, fiili durum konuşmaya başlar.
Ve işte o zaman Türkiye dahil herkes için yeni kapılar aralanır ama bu, hak genişlemesi değil, düzenin aşınması olur.
Tam da bu yüzden Kanal İstanbul gibi projeler tartışmanın ortasına düşüyor.
Kanal İstanbul, Süveyş modeline yaklaşma girişimi gibi okunabilir. Yapay bir yol aç, ücret al. Teoride mantıklı. Ama pratikte şu soruya çarpar; Gemiler neden ücretsiz boğaz varken ücretli kanala girsin?
Cevap açık: Girmez.
O hâlde ya boğazı zorlaştıracaksın ya da kanalı cazip kılacaksın. İlki Montrö’yü zorlar, ikincisi ise ekonomik olarak şüphelidir.
Sonuçta ortaya şu sert gerçek çıkıyor…
Türkiye isterse bugün Süveyş gibi davranamaz. Ama isterse, Montrö’nün sınırlarını zorlayarak yeni bir denge arayabilir. Bu ise hukuki değil, doğrudan jeopolitik bir hamle olur.
Rubio’nun korkusu da tam burada anlam kazanıyor.
Mesele Türkiye değil, İran da değil.
Mesele şu; Uluslararası su yolları bir gün geçiş hakkı olmaktan çıkıp geçiş pazarına dönüşürse, dünya ticareti artık hukuka değil, güç pazarlığına göre akmaya başlar.
Ve o noktada, kimsenin elindeki metinler kimseyi kurtarmaz.
Orhan ERGEZER
Gübre Krizi Kapıda mı?
Sultan ÇAPAR
Bir Mektup: İçimde Kalan Tüm Teşekkürler
Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)
Ermeni İftiraları
ŞİKAYETİNİ BANA ANLAT
Lider Koleji Hakkındaki Şikayetler
Ülkü REYHANİOĞLU
Uluslararası İşbirliği Kalkınma Vakfı (UİKV)
İsmail GÖKTÜRK
Cennetin Çocukları Gibiydik
Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu - Ceylan CENGİZ
Kamu Görevlisinin Özel Hayatı İzlenebilir mi, Sahi kimdir bu adamlar
Tamer ÇEVİK
Yaş Ayrımcılığı
Ali DENİZ
Anılarınla Barışırsan Özgürleşirsin
Azmi ERTAN
Mustafa Tuncel'i Bir de Benden Dinleyin