Devlet kurumları, sıradan cemaatler gibi “ben öyle düşünüyorum, öyle yapacağım” mantığıyla hareket edemez.
Anayasayı, kanunları veya evrensel hukuk ilkelerini kendi kafalarına göre bükmek, devletin kurumsal yapısıyla bağdaşmaz.
Diyanet, kahve köşesinde sohbet eden bir grup emekli değildir; o, devletin resmi bir organıdır ve her açacağı gündemin, ortaya çıkacak etkilerin ve Türkiye’nin toplumsal dokusunda yaratabileceği sonuçların farkında olmak zorundadır.
Bir düşünün; Sosyal medyada birkaç beğeni, birkaç paylaşım ile viral olacak sözler uğruna, toplumda gerilimi tırmandırmak, insanlar arasında yapay bir çatışma yaratmak…
Bunlar sıradan hatalar değil; bilinçli bir tercihin ürünüdür.
“Şeriatçı-laik kavgası” gibi ateşli bir konuya körükle gitmek, “masumiyet” diye pazarlanamaz. Masumiyet varsa, o masumiyet Türkiye’nin kendi içinde barışını ve hukuksal düzenini dikkate alır.
Devlet diliyle konuşmak, kamu vicdanını gözetmek ve “hadi bakalım ne olacak?” diyerek toplumu manipüle etmemek demektir.
Her gündem maddesi, yalnızca birkaç dakikalık sosyal medya şovundan ibaret değildir; onun arkasında toplumsal etkiler, ulusal ve uluslararası politik riskler vardır. Diyanet, bu tabloyu görmeden rastgele gündem açamaz; açarsa, sorumluluğu ağırdır ve bu sorumluluk hafife alınacak bir yük değildir.
Kısaca; Devlet kurumları keyfi hareket edemez. Diyanet bir cemaat gibi takılmaz. Türkiye’yi kasıtlı olarak şeriatçı-laik çatışmasının içine sürükleyen zihniyetin masumiyetini savunmak, hem mantık hem hukuk hem de etik açısından mümkün değildir. Mizahla geçiştirilebilecek bir konu hiç değildir; çünkü devlet kurumu mizah yapmaz, devlet sorumluluk makamıdır.
Orhan ERGEZER
Terörsüz Türkiye! Asıl Hesap PKK’dan sonra başlıyor
Özlem ERDOĞAN
Çopan Dede Türbesi İçler Acısı durumda
Fal Dünyası
“Teraziyi dengede tut, yıldızını parlat, halkın güneşini gölgede bırakma.”
Av. Alev SEZEN
Eken Seçim Değil Zamanında Seçim
Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)
Sevr'in 106'ncı Yılında
Nedim BAYAR
"Seçilene kadar baş tacıyız, seçildikten sonra yabancı"
Ali DENİZ
Abartı çağında yaşıyoruz.
Güler ALTUNKOL
Kaos Meydanında İnsanlık
Tamer ÇEVİK
Medeniyet Sessizliktir