Adana siyasetinde bazı isimler vardır ki, görevleri sona erse bile hatıraları ve bıraktıkları izler silinmez. İşte o isimlerden biri de Bahir Yıldırım'dır.
Uzun yıllar İHA’da görev yaptıktan sonra MHP Adana’da mesleğini sürdüren Bahir Yıldırım’a sadece 'basın danışmanı' demek ona yapılabilecek en büyük haksızlık olur.
O, kalemiyle bir davanın ruhunu, bir teşkilatın heyecanını ve bir şehrin sesini yansıtan bir köprüydü. İl başkanlarının ne düşündüğünü, ne yapmak istediğini, aklından geçenleri kağıda dökmekteki ustalığıyla tanınırdı. Bu ustalığı en iyi bilenlerden biri de şimdiki il Başkanı Hakan Yıldırım'ın merhum babası Recai Yıldırım idi.
Bahir Yıldırım’ın İHA’daki yılları, Adana’nın gündemini en doğru ve en hızlı şekilde kamuoyuna aktarmasıyla hatırlanır. Bir seçim gecesinde, sandık sonuçları henüz açıklanmamışken, sabaha kadar süren mesaisinde tek bir satırda bile hata yapmaması meslektaşlarının hafızasında yer etmiştir.
MHP Adana’da ise sadece basın bülteni hazırlamakla kalmadı; teşkilatın sesini Türkiye’ye duyuran bir misyon üstlendi. Bir miting öncesinde, il başkanının konuşmasını son dakikada yeniden kaleme alarak meydandaki coşkuyu ikiye katlaması hâlâ anlatılır. Onun kalemi, kimi zaman bir açıklamanın stratejik önemini, kimi zaman bir davanın heyecanını satırlara döktü.
Bugün Yusuf Kanlı’dan bayrağı devralan yeni yönetimin ilk icraatlarından biri, Bahir Yıldırım ile çalışmama kararı oldu. Bu karar, ahde vefanın gölgelendiği bir an olarak hafızalara kazındı. Çünkü Bahir Yıldırım, bir basın danışmanından çok daha ötesiydi; teşkilatın dili, kalemi ve vicdanıydı.
Onun yokluğu daha ilk günden hissedilmeye başladı. Günde en az iki kere yayınlanan basın bültenleri görünmez oldu. Teşkilatın sesi il binasının kapalı kapıları ardında sıkıştı.
Dileriz Hakan Yıldırım, babası merhum Recai Yıldırım’ın yolundan sapmaz ve Bahir Yıldırım gibi bir değeri yeniden kazanma yoluna gider. Çünkü Bahir Yıldırım, sadece bir görevli değil; bir davanın kalemi, bir teşkilatın sesi ve bir şehrin hafızasıdır.
Hakan Yıldırım'ın il başkanlığı rüştünü ispatlamaktaki ilk sınavı kuşkusuz budur.