Uluslararası Su Yollarında Hak ve Güç

Orhan ERGEZER

29-04-2026 17:43

Boğazlar meselesi, çoğu zaman haritaya bakarak hüküm verilen bir tartışmaya indirgeniyor. Oysa mesele harita değil; hukukun ve gücün nasıl örgütlendiği. Tam da bu yüzden Marco Rubio’nun Hürmüz Boğazı üzerine yaptığı sert çıkış, yüzeyde İran’ı hedef alıyor gibi görünse de, aslında çok daha geniş bir jeopolitik sinire dokunuyor.

Rubio’nun cümleleri net: Uluslararası bir su yolunda kim geçecek, ne kadar ödeyecek, buna bir devlet karar veremez…. Bu, ilk bakışta evrensel bir hukuk savunusu gibi duruyor. Ama satır arası daha sert: Bu iş normalleşirse, küresel düzen çatlar.

Şimdi bu çıkışı alıp Süveyş Kanalı ve İstanbul Boğazı ile birlikte düşünelim. Çünkü asıl gerilim burada başlıyor.

Süveyş’te Mısır para alıyor. Kimse de çıkıp uluslararası su yolu gasp ediliyor demiyor. Neden? Çünkü orası bir kanal. İnsan yapımı. Alternatif sunuyor. İstersen kullanırsın, istemezsen dolaşırsın. Bu yüzden orada alınan ücret, bir egemenlik dayatması değil, bir seçim ekonomisi.

Ama Hürmüz öyle değil. İstanbul da öyle değil. Bunlar doğal boğazlar. Kaçınılmaz geçişler. Yani mesele sadece para değil; zorunluluk üzerinden güç kurma ihtimali. Rubio’nun asıl itirazı da tam olarak bu: Eğer İran, Hürmüz’de öde ya da geçme modelini dayatırsa, bu sadece bir ücretlendirme değil, küresel ticaretin boğazına el koyma girişimi olur.

Ve işte burada Türkiye’ye doğru uzanan o ince ama tehlikeli hat beliriyor.

Çünkü dışarıdan bakıldığında şu soru kaçınılmaz; Eğer İran bunu yaparsa, Türkiye neden yapmasın?

Cevap basit değil ama nettir. 

Çünkü Montrö Boğazlar Sözleşmesi diye bir gerçek var. Montrö, Türkiye’ye egemenlik verirken aynı anda bir sınır çizer; Geçiş serbest olacak. Türkiye, boğazdan geçen gemilere geçiş bedeli dayatamaz. Ancak sunduğu hizmetler için sınırlı ücret alabilir.

Yani Türkiye’nin elindeki güç, paraya çevrilebilir bir güç değil; daha sofistike bir şey. Bir kapıyı kontrol ediyorsun ama o kapıyı kapatma hakkın yok.

Rubio’nun açıklamasındaki asıl eksiklik de burada yatıyor. O, meseleyi eğer biri yaparsa herkes yapar şeklinde bir zincirleme reaksiyon gibi okuyor. Oysa uluslararası hukuk böyle işlemez. Her boğaz, kendi rejimine tabidir. Hürmüz genel deniz hukukuna, İstanbul ise özel bir sözleşmeye bağlıdır. Yani İran’ın atacağı bir adım, Türkiye’ye otomatik bir hak doğurmaz.

Ama işin politik tarafı hukuktan daha kaygan. 

Çünkü uluslararası düzen, sadece metinlerle değil, alışkanlıklarla da ayakta durur. Eğer bir gün İran gerçekten bu sistemi zorlar ve dünya buna alışırsa, o zaman hukuk değil, fiili durum konuşmaya başlar. 

Ve işte o zaman Türkiye dahil herkes için yeni kapılar aralanır ama bu, hak genişlemesi değil, düzenin aşınması olur.

Tam da bu yüzden Kanal İstanbul gibi projeler tartışmanın ortasına düşüyor. 

Kanal İstanbul, Süveyş modeline yaklaşma girişimi gibi okunabilir. Yapay bir yol aç, ücret al. Teoride mantıklı. Ama pratikte şu soruya çarpar; Gemiler neden ücretsiz boğaz varken ücretli kanala girsin?

Cevap açık: Girmez.
O hâlde ya boğazı zorlaştıracaksın ya da kanalı cazip kılacaksın. İlki Montrö’yü zorlar, ikincisi ise ekonomik olarak şüphelidir.

Sonuçta ortaya şu sert gerçek çıkıyor…

Türkiye isterse bugün Süveyş gibi davranamaz. Ama isterse, Montrö’nün sınırlarını zorlayarak yeni bir denge arayabilir. Bu ise hukuki değil, doğrudan jeopolitik bir hamle olur.

Rubio’nun korkusu da tam burada anlam kazanıyor. 

Mesele Türkiye değil, İran da değil. 

Mesele şu; Uluslararası su yolları bir gün geçiş hakkı olmaktan çıkıp geçiş pazarına dönüşürse, dünya ticareti artık hukuka değil, güç pazarlığına göre akmaya başlar.

Ve o noktada, kimsenin elindeki metinler kimseyi kurtarmaz.

DİĞER YAZILARI Gübre Krizi Kapıda mı? 01-01-1970 03:00 Bu mu Halkçılık? Adana Gibi Adam Tarifesi: Ekmek 18, Ulaşım 42-55 lira.. 01-01-1970 03:00 Sessiz Savaşın Yeni Cephesi: Gübre Üzerinden Kurulan Küresel Baskı 01-01-1970 03:00 Polis Meslek Kanunu: Reform mu, Evrim mi? 01-01-1970 03:00 Devletin Sırrı Sokağa Düşerse 01-01-1970 03:00 Faturalar Yükselirken Sessizce Büyüyen İşsizlik  01-01-1970 03:00 Polnet'teki Delik 01-01-1970 03:00 Sınır Ötesi Operasyonları ve Ahlaki Çizgi 01-01-1970 03:00 Tek Gözlü Tanrı, Kör Dünya 01-01-1970 03:00 Yargı Sokakla Kuşatılırsa.. 01-01-1970 03:00 Yapılan Operasyonlar ve Sessiz Ahlâk 01-01-1970 03:00 Trump-Putin Hattı ve Dünyanın Gerçek Haritası 01-01-1970 03:00 HSK’nın Şikâyet Mekanizması ve E-Devlet Portalı 01-01-1970 03:00 Putin-Trump Görüşmesinin İptali: Yeni Soğuk Dönemde Diplomatik Satranç 01-01-1970 03:00 Görünmez Terör ve Batı’nın Çifte Standardı: Psikolojik Harpte Yenik Kaldığımız Gerçekler 01-01-1970 03:00 Gargat Ağacı'nın halk anlatılarında çelişkileri üzerine 01-01-1970 03:00 Gazze Kurtarıcıların Sahnesinde Suskun Vicdanlar 01-01-1970 03:00 İki Tabela, Bir Kapı: Dernek mi, Parti mi? 01-01-1970 03:00 Baklavanın Fıstığı İtalya’dan: Kültür İthal Edilir mi? 01-01-1970 03:00 Adana’da CHP Belediyeciliğinin Gerçek Yüzü: Çürük Diş Misali 01-01-1970 03:00 Cemaat Gibi Gündem Açılmaz: Diyanet ve Devletin Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Orman Yangınları ve 'Keçi Yasağı' Meselesi 01-01-1970 03:00 Bir Diploma Kadar Gerçek: "Devletin Sözünden Döndüğü Yerde Umutlar Ölür"  01-01-1970 03:00 Vergide Adalet mi, Yaşam Tarzına Ceza mı?  01-01-1970 03:00 Zeytinlikler, Madenler ve Aklın Taksimatı Üzerine 01-01-1970 03:00 HALA SULTAN'IN TOPRAĞINDA RUM VİLLASI 01-01-1970 03:00 Yeni Nesil Savunma Biçimi: "Unutkanlıkla Aklamak" 01-01-1970 03:00 Zabıtanın Vicdanı: Yüreğir’de Sessiz Bir Kitap Devrimi 01-01-1970 03:00 BAKICI DİLİYLE: ADALET Mİ DEDİNİZ, PEKİ YOKSULLARIN HAKKI NE OLDU SAYIN ÖZGÜR ÖZEL? 01-01-1970 03:00 Lozan’a Saldırı: PKK’nın Meşruiyet Krizi Mühendisliği ve Yeni Kurucu Antlaşma Tehdidi" 01-01-1970 03:00 Trump’ın Marine Le Pen Çıkışı: Batı Demokrasilerinde Hukuk ve Siyaset Çatışması Derinleşiyor! 01-01-1970 03:00 Sokak Çağrılarıyla Siyaset: Tehlikeli Bir Kumar! 01-01-1970 03:00 "Hukuk Devleti mi, Sokak Anarşisi mi? İmamoğlu’nun Gözaltısı Üzerinden Tehlikeli Oyunlar" 01-01-1970 03:00 Özgürlük bir temennidir - Ta ki Savaşla Kanıtlanana Kadar 01-01-1970 03:00 Küresel Finansal Hegamonya ve Çağdaş Kölelik Düzeni 01-01-1970 03:00 Terörün Kimliği Yoktur! Küresel Tehdit Karşısında Ortak Tavır ve Mücadele.. 01-01-1970 03:00 Donald Trump'ın Evanjelistler Tarafından Mesih İlan Edilmesinin Etkileri 01-01-1970 03:00 Din işleri ve Döviz girişi 01-01-1970 03:00 Tek sorun Akademisyenler 01-01-1970 03:00 Lüks Nermin'in Diplomasiye Kazandırdıkları  01-01-1970 03:00 KANAL İSTANBUL PROJESİ 01-01-1970 03:00 Suriyelilerin taşınmaz edinimi 01-01-1970 03:00 Dış güçler ve sayı saymasını bilmek 01-01-1970 03:00 Anadolu kale haline gelmezse yanarız  01-01-1970 03:00 Lupercalia 'Day/Kurt' günü bayramı 01-01-1970 03:00 Belediye başkanlarına hapis yolu açıldı 01-01-1970 03:00 Herkesin evinde Covid-19 aşısı var 01-01-1970 03:00 Çetin mi, Kocaispir mi? 01-01-1970 03:00 Karalar'ın Koyunu! 01-01-1970 03:00 Başkansız belediyeler 01-01-1970 03:00 Zeydan Karalar'dan Sahra Hastanesi Skandalı 01-01-1970 03:00 Soner Çetin'den yurt hikayeleri 01-01-1970 03:00 Başkan Zeydan Karalar'a Açık Mektup II 01-01-1970 03:00 B.Şehir Belediye Başkanı Karalar'a 01-01-1970 03:00 Karataş Kruvaziyer ve Yat Limanı Neden Önemli? 01-01-1970 03:00 Adana gibi 01-01-1970 03:00