HSK’nın Şikâyet Mekanizması ve E-Devlet Portalı

Orhan ERGEZER

23-11-2025 00:21

Teknolojik Bir Çözümün Kurumsal Bir Sorunu İyileştirme Gücü Var mı?

Bürokrasinin dili bazen insanı yorar; çünkü hakikatin kendisi değil, onun gölgesi dolaşır koridorlarda. Son günlerde adliye personeli, savcı ve hâkimlerle ilgili e-devlet üzerinden yeni bir şikayet portalı açılacağına dair haberler de böyle bir gölgeyi andırıyor. 

İlk bakışta kulağa hoş geliyor: “Vatandaş başvursun, devlet dinlesin.” Ne var ki bu söz, gerçeğin kendisini taşımıyor; yalnızca onun yankısını taşıyor.

Çünkü şikayet kapısının nereden açıldığı değil, kapının ardında gerçekten bir odaya çıkıp çıkmadığı önemlidir. Bizim yargı sisteminde yıllardır işleyen mesele de tam olarak bu: Kapılar çoğalıyor ama odalar aynı kalıyor. Mekanizma işlemiyor demek kaba olur; daha doğrusu, vatandaşın anladığı anlamda işlemiyor. Şikayetler alınıyor, dosyalar açılıyor, formlar dolduruluyor; fakat iç denetim mekanizmasının kendi içine kıvrılan yapısı, bu çabaları çoğu zaman boşa çıkarıyor.

Yargı denetiminin taşıyıcı kolonları sağlam olsa, portalın nereden açıldığının pek bir önemi olmazdı. Fakat işin pratiğinde, dosya gerçekten inceleniyor mu, yoksa bir bürokratik soğutucu tünelden geçirilip teskin edici bir cevapla mı geri dönüyor, kimse bilmiyor. Bu kapalı devre çalışan bir sistem. Şeffaflık değil, tebliğ üretiyor; güven değil, “gereği yapıldı” cümlesini.

Bu yüzden, e-devlet portalının açılacak olması, yeni bir hak arama yolu sunmaktan çok, yargının üzerindeki baskıyı başka bir kanala yönlendirme çabasını hatırlatıyor. Sanki, ağırlaşan yükü omuzlamak yerine rafların yerleri değiştiriliyormuş hissi. Vatandaşın öfkesi, hayal kırıklığı ya da çaresizliği forum sayfalarına, çevrim içi başvuru formlarına aktarılacak; fakat mesele yine aynı dar koridor sıkışacak. Portal, sorun çözmeyecek. Sadece gözden ırak bir yere taşıyacak.

Buradaki temel arıza yapısaldır. İç denetim, kendi personelini soruşturma konusunda yıllardır gönülsüz. Görünürde çok katı bir disiplin rejimi var; fakat gerçekte uygulama başka bir ritimle ilerliyor. Bu yüzden vatandaşın şikayetin gerçek bir yaptırımla sonuçlanacağına dair güveni yok. Portal, bu güven açığını kapatacak bir adım da değil. Yalnızca “biz açtık, siz yazın” demenin dijital bir versiyonu.

Yargıya olan inanç, modern devletlerin kalp ritmidir. Ritim bozulduğunda toplum nefes alamaz. Dijital kapılar açmak, ritmi düzeltmiyor. Hatta bazen ritmin bozuk olduğunu daha görünür hâle getiriyor. Çünkü insanlar başvuruyor, anlatıyor, belgeler gönderiyor… 

Sonuç ise çoğu zaman bir e-posta kalıbı: “İncelenmiştir.”, ’’Şikayetiniz kabul edilmemiştir.’’

Oysa mesele, incelenmiş olup olmaması değil; incelenen şeyin gerçekten kavranıp kavranmadığı. Devlet, vatandaşın meseleleri karşısında kendini tedirgin eden bir soruyu cevaplamaktan kaçıyor: Adalet ne durumda? Eğer bu soruya cevap net değilse, portal açmanın da pek bir anlamı yok.

Bizim sistem, kendi gövdesini büyütmüş ama sinir uçlarını köreltmiş. Yargının iç denetimi yıllardır dokunulmazlık sınırlarında dolaşıyor. Vatandaşın sesinin nereye gittiği ise belirsiz. Portal, bu belirsizliği gidermiyor; sadece dijitalleştiriyor.

Yine de her karanlığın içinde bir ışık kırıntısı olur. Bu portal ki, iyi uygulanırsa ve samimi bir siyasi iradeyle desteklenirse teorik olarak denetimin önünü açabilir. Fakat mevcut koşullarda bu daha çok bir ihtimal, pek de güçlü olmayan bir ihtimal. Çünkü asıl mesele teknolojide değil, sistemin kalbinde.

Kağıt kalabalığıyla yüzleşmek yerine adaletin özüne dönmek gerekiyor: bağımsızlık, tarafsızlık ve hesap verebilirlik. Bunların olmadığı bir düzende dijital bir başvuru kapısı, suyu başka bir kanala yönlendiren bentten ibaret kalacaktır.

Belki de bu yüzden, bazı insanlar bu yeni portalın kendilerine nefes aldırmayacağını hissediyor. Ben de o duyguyu anlıyorum. Çünkü kapıların çoğalması, odanın değiştiği anlamına gelmez. Yargının odağında insan yoksa, portal ne kadar parlak olursa olsun yol yine aynı duvara çıkar.

Sistemi iyileştirmek istiyorsak önce şu basit soruyu sormamız gerekiyor: 

Sorunu duyan kim?

Duyan gerçekten duyuyor mu?

Bu sorulara samimiyetle cevap verilmediği sürece de, portalın açılması yalnızca var olan tıkanıklığı daha sessiz hâle getirmekten öteye geçmeyecek.

DİĞER YAZILARI CHP’nin Asıl Krizi: Kayyum Değil, Zihinsel Çöküş 01-01-1970 03:00 Gübre Krizi Kapıda mı? 01-01-1970 03:00 Bu mu Halkçılık? Adana Gibi Adam Tarifesi: Ekmek 18, Ulaşım 42-55 lira.. 01-01-1970 03:00 Uluslararası Su Yollarında Hak ve Güç 01-01-1970 03:00 Sessiz Savaşın Yeni Cephesi: Gübre Üzerinden Kurulan Küresel Baskı 01-01-1970 03:00 Polis Meslek Kanunu: Reform mu, Evrim mi? 01-01-1970 03:00 Devletin Sırrı Sokağa Düşerse 01-01-1970 03:00 Faturalar Yükselirken Sessizce Büyüyen İşsizlik  01-01-1970 03:00 Polnet'teki Delik 01-01-1970 03:00 Sınır Ötesi Operasyonları ve Ahlaki Çizgi 01-01-1970 03:00 Tek Gözlü Tanrı, Kör Dünya 01-01-1970 03:00 Yargı Sokakla Kuşatılırsa.. 01-01-1970 03:00 Yapılan Operasyonlar ve Sessiz Ahlâk 01-01-1970 03:00 Trump-Putin Hattı ve Dünyanın Gerçek Haritası 01-01-1970 03:00 Putin-Trump Görüşmesinin İptali: Yeni Soğuk Dönemde Diplomatik Satranç 01-01-1970 03:00 Görünmez Terör ve Batı’nın Çifte Standardı: Psikolojik Harpte Yenik Kaldığımız Gerçekler 01-01-1970 03:00 Gargat Ağacı'nın halk anlatılarında çelişkileri üzerine 01-01-1970 03:00 Gazze Kurtarıcıların Sahnesinde Suskun Vicdanlar 01-01-1970 03:00 İki Tabela, Bir Kapı: Dernek mi, Parti mi? 01-01-1970 03:00 Baklavanın Fıstığı İtalya’dan: Kültür İthal Edilir mi? 01-01-1970 03:00 Adana’da CHP Belediyeciliğinin Gerçek Yüzü: Çürük Diş Misali 01-01-1970 03:00 Cemaat Gibi Gündem Açılmaz: Diyanet ve Devletin Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Orman Yangınları ve 'Keçi Yasağı' Meselesi 01-01-1970 03:00 Bir Diploma Kadar Gerçek: "Devletin Sözünden Döndüğü Yerde Umutlar Ölür"  01-01-1970 03:00 Vergide Adalet mi, Yaşam Tarzına Ceza mı?  01-01-1970 03:00 Zeytinlikler, Madenler ve Aklın Taksimatı Üzerine 01-01-1970 03:00 HALA SULTAN'IN TOPRAĞINDA RUM VİLLASI 01-01-1970 03:00 Yeni Nesil Savunma Biçimi: "Unutkanlıkla Aklamak" 01-01-1970 03:00 Zabıtanın Vicdanı: Yüreğir’de Sessiz Bir Kitap Devrimi 01-01-1970 03:00 BAKICI DİLİYLE: ADALET Mİ DEDİNİZ, PEKİ YOKSULLARIN HAKKI NE OLDU SAYIN ÖZGÜR ÖZEL? 01-01-1970 03:00 Lozan’a Saldırı: PKK’nın Meşruiyet Krizi Mühendisliği ve Yeni Kurucu Antlaşma Tehdidi" 01-01-1970 03:00 Trump’ın Marine Le Pen Çıkışı: Batı Demokrasilerinde Hukuk ve Siyaset Çatışması Derinleşiyor! 01-01-1970 03:00 Sokak Çağrılarıyla Siyaset: Tehlikeli Bir Kumar! 01-01-1970 03:00 "Hukuk Devleti mi, Sokak Anarşisi mi? İmamoğlu’nun Gözaltısı Üzerinden Tehlikeli Oyunlar" 01-01-1970 03:00 Özgürlük bir temennidir - Ta ki Savaşla Kanıtlanana Kadar 01-01-1970 03:00 Küresel Finansal Hegamonya ve Çağdaş Kölelik Düzeni 01-01-1970 03:00 Terörün Kimliği Yoktur! Küresel Tehdit Karşısında Ortak Tavır ve Mücadele.. 01-01-1970 03:00 Donald Trump'ın Evanjelistler Tarafından Mesih İlan Edilmesinin Etkileri 01-01-1970 03:00 Din işleri ve Döviz girişi 01-01-1970 03:00 Tek sorun Akademisyenler 01-01-1970 03:00 Lüks Nermin'in Diplomasiye Kazandırdıkları  01-01-1970 03:00 KANAL İSTANBUL PROJESİ 01-01-1970 03:00 Suriyelilerin taşınmaz edinimi 01-01-1970 03:00 Dış güçler ve sayı saymasını bilmek 01-01-1970 03:00 Anadolu kale haline gelmezse yanarız  01-01-1970 03:00 Lupercalia 'Day/Kurt' günü bayramı 01-01-1970 03:00 Belediye başkanlarına hapis yolu açıldı 01-01-1970 03:00 Herkesin evinde Covid-19 aşısı var 01-01-1970 03:00 Çetin mi, Kocaispir mi? 01-01-1970 03:00 Karalar'ın Koyunu! 01-01-1970 03:00 Başkansız belediyeler 01-01-1970 03:00 Zeydan Karalar'dan Sahra Hastanesi Skandalı 01-01-1970 03:00 Soner Çetin'den yurt hikayeleri 01-01-1970 03:00 Başkan Zeydan Karalar'a Açık Mektup II 01-01-1970 03:00 B.Şehir Belediye Başkanı Karalar'a 01-01-1970 03:00 Karataş Kruvaziyer ve Yat Limanı Neden Önemli? 01-01-1970 03:00 Adana gibi 01-01-1970 03:00