‘Yapay Zeka’ artık hacker mı yetiştiriyor, yoksa devletlerin bilgi tekelini mi yıkıyor?

Orhan ERGEZER

23-06-2026 17:39

Bir zamanlar devletler casuslardan korkardı.

Sonra terör örgütlerinden.

Ardından siber saldırganlardan.

Şimdi ise dünyanın en güçlü istihbarat ittifaklarından biri olan Beş Göz (Five Eyes), kamuoyuna alışılmadık bir uyarıda bulunuyor: Yapay zekâ o kadar hızlı gelişiyor ki, bugün geçerli olan siber güvenlik varsayımları birkaç ay içinde geçersiz hale gelebilir.

Bu sıradan bir teknoloji haberi değil.

Çünkü ilk kez istihbarat kurumları gelecekte ortaya çıkabilecek varsayımsal bir tehdidi değil, gözlerinin önünde şekillenen bir güç dönüşümünü açık biçimde kabul ediyor.

Asıl dikkat çekici olan cümle şu:

“Siber risk varsayımları artık yıllar içinde değil, aylar içinde geçerliliğini yitirebilir.”

İlk bakışta teknik bir değerlendirme gibi görünüyor.

Oysa bu ifade, modern devlet aklının karşı karşıya kaldığı yeni gerçekle yüzleşmesidir.

İnsanlık son iki yüzyıldır teknolojik ilerlemeyi belirli bir ritim içinde yaşadı.

Bir buluş ortaya çıkar.

Toplum ona uyum sağlar.

Hukuk düzenleme getirir.

Devlet yeni kurallar koyar.

Sonra sistem yeniden dengeye oturur.

Fakat yapay zekâ bu döngüyü kırıyor.

Çünkü ilk kez insanlığın karşısında, öğrenme kapasitesi ölçeklendikçe çok farklı uzmanlık alanlarına hızla nüfuz edebilen sistemler bulunuyor.

Dün bir güvenlik uzmanının yıllar içinde edindiği teknik birikim, bugün gelişmiş bir model tarafından dakikalar içinde sentezlenebiliyor.

Dün bir yazılım açığını keşfetmek için haftalarca çalışan ekipler gerekiyordu.

Bugün aynı süreç çok daha kısa sürelerde gerçekleştirilebiliyor.

Mesele yapay zekânın insanlardan daha zeki hale gelmesi değildir.

Asıl mesele, bilgiye erişim ve bilgiyi işleme maliyetini tarihte görülmemiş ölçüde düşürmesidir.

Devletlerin asıl endişesi de burada başlıyor.

Tarih boyunca iktidarın temel kaynağı bilgi tekeliydi.

Rahipler kutsal metinleri yorumlayabildikleri için güçlüydü.

Aristokrasiler eğitime erişimi kontrol ettikleri için güçlüydü.

Modern devletler ise veri, istihbarat ve teknik uzmanlığı merkezileştirdikleri için güç kazandı.

Bugün ise yapay zekâ bu tarihsel denklemi sarsıyor.

Çünkü bilgi ortadan kalkmıyor; fakat onu işleme kapasitesi olağanüstü ucuzluyor.

Bir zamanlar yalnızca devlet laboratuvarlarında, askerî araştırma merkezlerinde veya büyük teknoloji şirketlerinde bulunan imkânlara artık çok daha küçük ekipler erişebiliyor.

Siber güvenlik tartışmalarının merkezindeki gerçek mesele de budur.

Sorun birkaç hacker’ın daha yetenekli hale gelmesi değildir.

Sorun, onlarca yıldır devletlerin sahip olduğu teknik üstünlüğün giderek ucuzlamasıdır.

Tarih boyunca devletler silah üretimini kontrol ederek egemenlik kurdu.

Dijital çağda ise egemenliğin yeni hammaddesi bilgidir.

Yapay zekâ, bu hammaddenin işlenmesini olağanüstü hızlandırıyor.

Endişe tam olarak burada başlıyor.

Bu nedenle ABD merkezli yapay zekâ şirketi  Anthropic’in en gelişmiş modellerine getirilen erişim kısıtlamaları son derece dikkat çekicidir.

Resmî gerekçe ulusal güvenlik.

Fakat satır aralarında daha büyük bir gerçek saklı.

Washington yönetimi uzun süredir yapay zekâ yarışının hızlandırılması gerektiğini savunuyor.

Ancak aynı anda bazı gelişmiş modellerin yabancı kullanıcılar tarafından erişilmesini sınırlıyor.

Bu çelişki değildir.

Tam tersine yeni dönemin mantığıdır.

Serbest piyasa söylemi devam edecek.

Fakat stratejik teknolojiler giderek askerî kapasite gibi değerlendirilecek.

Aynı yaklaşımı son yıllarda Çin’e yönelik çip kısıtlamalarında, yarı iletken teknolojilerinde ve kuantum araştırmalarında gördük.

Şimdi aynı mantık yapay zekâ alanında da belirginleşiyor.

Çünkü ABD artık ileri düzey yapay zekâyı yalnızca ticari bir ürün olarak değil, ulusal güç unsuru olarak görüyor.

Aslında bu yalnızca bir teknoloji politikası değil, yeni bir jeopolitik doktrindir.

21. yüzyılın güç mücadelesi petrol sahalarında değil; veri merkezlerinde, çip fabrikalarında ve algoritmalarda yaşanıyor.

Dünün savaş gemileri neyse, bugünün büyük dil modelleri de giderek aynı stratejik değere kavuşuyor.

Burada sıkça yapılan bir benzetmeye de dikkat etmek gerekiyor.

Bazıları yapay zekâyı nükleer teknolojiye benzetiyor.

Kısmen doğru.

Ancak arada kritik bir fark var.

Nükleer teknolojiyi kontrol etmek mümkündü.

Çünkü uranyum zenginleştirme tesisleri, reaktörler ve fiziksel altyapılar gizlenemezdi.

Yapay zekâ ise farklıdır.

Bir algoritmanın sınırları yoktur.

Bir kez geliştirildiğinde kopyalanabilir, dağıtılabilir ve dünyanın dört bir yanına yayılabilir.

Devletlerin yapay zekâ karşısındaki tedirginliğinin önemli nedenlerinden biri de budur.

Onlar ilk kez, kontrol edilmesi son derece zor bir stratejik güçle karşı karşıya olduklarını görüyorlar.

Daha da önemlisi, bu güç yalnızca devletlerin elinde değil.

Bugün bazı teknoloji şirketleri, bütçeleri, işlem kapasiteleri ve veri hacimleri bakımından birçok devleti geride bırakmış durumda.

Dolayısıyla soru yalnızca devletlerin bilgi tekelini kaybedip kaybetmeyeceği değildir.

Bilginin yeni sahiplerinin kim olacağıdır.

Çünkü tarih bize bir tekelin yıkılmasının her zaman özgürleşme anlamına gelmediğini de öğretir.

Bazen eski elitlerin yerini yenileri alır.

Bugün manşetlerde “yapay zekâ destekli siber tehditler” konuşuluyor.

Oysa perde arkasında çok daha büyük bir kırılma yaşanıyor.

İlk kez insanlık tarihinde bilgi üretme kapasitesi, onu denetleme kapasitesinden daha hızlı büyüyor.

Beş Göz’ün yayımladığı uyarı aslında bir güvenlik raporundan çok bir itiraftır.

Devletler, yüzyıllardır güçlerini üzerine inşa ettikleri bilgi üstünlüğünü koruyabileceklerinden artık eskisi kadar emin değiller.

Tarih boyunca iktidarlar ordularını kaybetti, topraklarını kaybetti, hatta tahtlarını kaybetti.

Ama bilgi üzerindeki hâkimiyetlerini kaybettiklerinde çağlar değişti.

Matbaa kilisenin bilgi tekelini parçaladı.

Sanayi Devrimi aristokrasinin ekonomik üstünlüğünü sarstı.

İnternet medya imparatorluklarının duvarlarını yıktı.

Şimdi ise yapay zekâ, modern devletlerin ve teknoloji elitlerinin üzerine oturduğu son büyük ayrıcalığı sorgulamaya başlıyor: bilgiyi işleme ve anlamlandırma üstünlüğünü.

Belki de önümüzdeki yılların asıl meselesi yapay zekânın ne kadar akıllı olacağı değildir.

Asıl mesele, bilgi üzerindeki tarihî tekel çözülürken devletlerin ve küresel güç merkezlerinin buna nasıl karşılık vereceğidir.

Çünkü iktidarlar çoğu zaman yeni teknolojilerden korkmaz.

Onlar, o teknolojilerin gücü kimlere dağıtacağından korkar.

Ve belki de Beş Göz’ün satır aralarına gizlenmiş gerçek endişe tam olarak budur:

Yapay zekâ bir gün insanın yerini alır mı?

Değil.

İnsanlık tarihinde ilk kez, bilgiyi kontrol edenlerin yerini alabilir mi?

İşte asıl soru budur.

DİĞER YAZILARI CHP’nin Asıl Krizi: Kayyum Değil, Zihinsel Çöküş 01-01-1970 03:00 Gübre Krizi Kapıda mı? 01-01-1970 03:00 Bu mu Halkçılık? Adana Gibi Adam Tarifesi: Ekmek 18, Ulaşım 42-55 lira.. 01-01-1970 03:00 Uluslararası Su Yollarında Hak ve Güç 01-01-1970 03:00 Sessiz Savaşın Yeni Cephesi: Gübre Üzerinden Kurulan Küresel Baskı 01-01-1970 03:00 Polis Meslek Kanunu: Reform mu, Evrim mi? 01-01-1970 03:00 Devletin Sırrı Sokağa Düşerse 01-01-1970 03:00 Faturalar Yükselirken Sessizce Büyüyen İşsizlik  01-01-1970 03:00 Polnet'teki Delik 01-01-1970 03:00 Sınır Ötesi Operasyonları ve Ahlaki Çizgi 01-01-1970 03:00 Tek Gözlü Tanrı, Kör Dünya 01-01-1970 03:00 Yargı Sokakla Kuşatılırsa.. 01-01-1970 03:00 Yapılan Operasyonlar ve Sessiz Ahlâk 01-01-1970 03:00 Trump-Putin Hattı ve Dünyanın Gerçek Haritası 01-01-1970 03:00 HSK’nın Şikâyet Mekanizması ve E-Devlet Portalı 01-01-1970 03:00 Putin-Trump Görüşmesinin İptali: Yeni Soğuk Dönemde Diplomatik Satranç 01-01-1970 03:00 Görünmez Terör ve Batı’nın Çifte Standardı: Psikolojik Harpte Yenik Kaldığımız Gerçekler 01-01-1970 03:00 Gargat Ağacı'nın halk anlatılarında çelişkileri üzerine 01-01-1970 03:00 Gazze Kurtarıcıların Sahnesinde Suskun Vicdanlar 01-01-1970 03:00 İki Tabela, Bir Kapı: Dernek mi, Parti mi? 01-01-1970 03:00 Baklavanın Fıstığı İtalya’dan: Kültür İthal Edilir mi? 01-01-1970 03:00 Adana’da CHP Belediyeciliğinin Gerçek Yüzü: Çürük Diş Misali 01-01-1970 03:00 Cemaat Gibi Gündem Açılmaz: Diyanet ve Devletin Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Orman Yangınları ve 'Keçi Yasağı' Meselesi 01-01-1970 03:00 Bir Diploma Kadar Gerçek: "Devletin Sözünden Döndüğü Yerde Umutlar Ölür"  01-01-1970 03:00 Vergide Adalet mi, Yaşam Tarzına Ceza mı?  01-01-1970 03:00 Zeytinlikler, Madenler ve Aklın Taksimatı Üzerine 01-01-1970 03:00 HALA SULTAN'IN TOPRAĞINDA RUM VİLLASI 01-01-1970 03:00 Yeni Nesil Savunma Biçimi: "Unutkanlıkla Aklamak" 01-01-1970 03:00 Zabıtanın Vicdanı: Yüreğir’de Sessiz Bir Kitap Devrimi 01-01-1970 03:00 BAKICI DİLİYLE: ADALET Mİ DEDİNİZ, PEKİ YOKSULLARIN HAKKI NE OLDU SAYIN ÖZGÜR ÖZEL? 01-01-1970 03:00 Lozan’a Saldırı: PKK’nın Meşruiyet Krizi Mühendisliği ve Yeni Kurucu Antlaşma Tehdidi" 01-01-1970 03:00 Trump’ın Marine Le Pen Çıkışı: Batı Demokrasilerinde Hukuk ve Siyaset Çatışması Derinleşiyor! 01-01-1970 03:00 Sokak Çağrılarıyla Siyaset: Tehlikeli Bir Kumar! 01-01-1970 03:00 "Hukuk Devleti mi, Sokak Anarşisi mi? İmamoğlu’nun Gözaltısı Üzerinden Tehlikeli Oyunlar" 01-01-1970 03:00 Özgürlük bir temennidir - Ta ki Savaşla Kanıtlanana Kadar 01-01-1970 03:00 Küresel Finansal Hegamonya ve Çağdaş Kölelik Düzeni 01-01-1970 03:00 Terörün Kimliği Yoktur! Küresel Tehdit Karşısında Ortak Tavır ve Mücadele.. 01-01-1970 03:00 Donald Trump'ın Evanjelistler Tarafından Mesih İlan Edilmesinin Etkileri 01-01-1970 03:00 Din işleri ve Döviz girişi 01-01-1970 03:00 Tek sorun Akademisyenler 01-01-1970 03:00 Lüks Nermin'in Diplomasiye Kazandırdıkları  01-01-1970 03:00 KANAL İSTANBUL PROJESİ 01-01-1970 03:00 Suriyelilerin taşınmaz edinimi 01-01-1970 03:00 Dış güçler ve sayı saymasını bilmek 01-01-1970 03:00 Anadolu kale haline gelmezse yanarız  01-01-1970 03:00 Lupercalia 'Day/Kurt' günü bayramı 01-01-1970 03:00 Belediye başkanlarına hapis yolu açıldı 01-01-1970 03:00 Herkesin evinde Covid-19 aşısı var 01-01-1970 03:00 Çetin mi, Kocaispir mi? 01-01-1970 03:00 Karalar'ın Koyunu! 01-01-1970 03:00 Başkansız belediyeler 01-01-1970 03:00 Zeydan Karalar'dan Sahra Hastanesi Skandalı 01-01-1970 03:00 Soner Çetin'den yurt hikayeleri 01-01-1970 03:00 Başkan Zeydan Karalar'a Açık Mektup II 01-01-1970 03:00 B.Şehir Belediye Başkanı Karalar'a 01-01-1970 03:00 Karataş Kruvaziyer ve Yat Limanı Neden Önemli? 01-01-1970 03:00 Adana gibi 01-01-1970 03:00