Atatürk / TURAN

Ali DENİZ

30-03-2025 03:39

Finlandiya’da yayın yapan TURAN isimli bir gazete çıkarttırmış ve bizat el altından bu gazetenin finansını devlet bütçesinden sağlamıştır. Bu gazete Atatürk’ün ölümüne kadar yayınlanmış, Atatürk’ün ölümünden sonra devlet bütçesinden ayrılan tahsisata son verildiğinden yayın hayatına son vermiştir. Bu gazete Rusça, Fince ve Türkçe dâhil dört dilde yayın yapmakta ve çoğunluğu Rusya’da dağıtılmaktaydı. Bu gazetenin yayınlanmış olan birer nüshaları Ertuğrul Zekai Öktem’in özel arşivinde saklanmaktadır. 

 1933 yılının 29 Ekiminde Gazi Mustafa Kemal Paşa, bir genç doktorun sorusu üstüne bu fikri – saklanması kaydı ile- açıklamıştır!
Ülküler, devlet tarafından açıklanmaz; Millet tarafından yaşanır! Nasıl, bakarken, gözlerimizi görmüyor, onunla her şeyi görüyorsak, Ülkü de onun gibi, farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve her şeyi ona göre yaparız. Ben, Devlet Başkanıyım! Sorumluluklarım vardır! Bu sorumluluklarım altında konuşamam! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım.

Dr. Zeki’ye “Siz şöyle bu tarafa geçin“ dedi ve Atatürk, salonu dolduran alkışlar arasında kalktı; Dr. Zeki’yi de yanına alarak Genel Müdür Odası’na geçti. Oturdular. Atatürk’ün arkasında, duvarda bir Türkiye haritası vardı. Karşısında oturan Dr. Zeki’ye:

-Benim arkamdaki haritayı görüyor musun? Dedi

-Evet Paşam.

-O haritada, Türkiye’nin üstüne abanmış bir blok var; Onu da görüyormusun?

 -Evet, görüyorum, Paşa hazretleri.

-Hah, işte o ağırlık benim omuzlarımın üstündedir. Omuzlarımın üstünde olduğu için, ben konuşamam!

-Düşün bir kere… Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Daha dün, bunlar vardılar… Dünyaya hükmediyorlardı! Avrupa’yı ürküten Almanya’dan bu gün ne kaldı? Demek hiç bir şey, sür-git değildir. Bugün, “ölümsüz“ gibi görünen nice güçlerden, ileride belki pek az bir şey kalacaktır. Devletler ve Milletler, bu idrakin içinde olmalıdırlar. 

 Bugün dostumuz, ama yarın
Bu gün Sovyet Rusya, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir… Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir! Bugün, elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler… Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir!

İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir!

Bizim bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız!

“Hazır olmak“ yalnız o günü susup beklemek değildir; hazırlanmak lazımdır… Milletler, buna nasıl hazırlanırlar? Manevi köprüleri sağlam tutarak! Dil, bir köprüdür; inanç bir köprüdür; tarih bir köprüdür! Bugün biz, bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; Bizim onlara yaklaşmamız gerekli.

Bunları kim yapacak?

Elbette Biz! Nasıl yapacağız?

İşte görüyorsunuz, “Dil Encümenleri“, “Tarih Encümenleri“ kuruluyor.

Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, Tarihimiz ortak payda haline getirmeğe çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hale geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda; tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimimiz olması gerekli… Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi, Orta Asya’dan başlattık! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli…

İşte bunu sağlamak için de “Türkiyat Enstitüsü“ nü kurduk kültürlerimizi, bütünleştirmeğe çalışıyoruz! Ama bunlar, açıktan yapılmaz! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir.

İşitiyorum: Benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız; Paşanın işi yok! dil ile tarih ile uğraşmaya başladı diyorlarmış. Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın! Ben bugün çağdaş bir Türkiye kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye’sinin temellerini atmaya da o kadar dikkat ediyorum.

Bu yaptıklarımız hiç bir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız. Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum. Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran; çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap! İdealler, konuşulmaz, yaşanır! Olay; İhsan Sabri Çağlayangil’den dinlenmiş, Sebati Ataman, Kılıç Ali, Tevfik Rüştü Aras, Hikmet Bayur tarafından doğrulanmıştır. (Atatürk’ün Sofrası; İsmet Bozdağ, İstanbul, s.11-26, İsmet Bozdağ Atatürk’ün Avrasya Devleti, s.30.31.32) den nakil Yusuf Koç-Ali Koç, Tarihi Gerçekler Işığında Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk, sayfa 51-52 Ankara 2005)

Atatürk Türkiye dışındaki Türk devlet ve topluluklarına büyük bir önem vermekte idi. Azerbaycan elçisi İbrahim Abilof’a söylemiş olduğu aşağıdaki sözler O’nun Türkçülüğe ve Türk Birliğine verdiği önemi göstermesi açısından önemlidir:

Azerbeycan Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz gibi olduğu için, onların muratlarına nail olmaları hür ve müstakil olarak yaşamaları bizi pek ziyade sevindirir. Türk’ün saadeti ve mazlumların halası yolunda Azerbaycan Türklerinde kanını dökmeğe amade bulunduklarına dair olan beyanatınız istilacılara karşı Türk’ün ve mazlumların kuvvetini artıran pek kıymettar bir sözdür. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri cilt:2,s.21)

Sefir Hazretleri,

Bugün bize meserretli bir bayram yaşattığınızdan dolayı T.B.M.M. ve Hükümeti ve şahsım namına teşekkür ederim. Bu bayram gününün benim için mesut bir ciheti daha vardır ki oda müstakil Azerbaycan Şura Hükümeti’nin sancağını çekmek şerefini bana bahşetmiş olmasıdır. (Atatürk, Azerbaycan bayrağını bizzat elleriyle göndere çekmiştir)

Aziz arkadaşlarım Abilof Hazretleri; bugün Azerbaycan’ın istiklalini temsil eden bayrağı çekerken ellerim bir takım hissiyat ve teessürat ile müteharrik olduğunu duyuyorum. Filhakika bayrağı çeken benim ellerimdi. Fakat ellerimi tahrik eden bugünkü bayramda manen müşterek olan bütün Türkiye halkının hakiki ve samimi kardeşlik hissiyatı idi.

Sefir hazretleri; Azerbaycan sancağının Türkiye sancağının yanında Türkiye semasında temevvücünü görmek bütün milletimiz için büyük bir bayramadır. Bize böyle bir bayram günü yaşattığınızdan dolayı samimi teşekküratımı tekrar ederim (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri cilt 2, s.23-24/önüne gelen ve ihanet eden Gazi Mustafa Kemali kullanıyor yok öyle birşey ..Gazeteci/yazar..Ali Deniz. ✍️

DİĞER YAZILARI İnancın ödülünü beklemelisin 01-01-1970 03:00 Anılarınla Barışırsan Özgürleşirsin 01-01-1970 03:00 İçimden bir ses diyor ki; 01-01-1970 03:00 Hayat tehlikeli, insanlar güvenilmez, dünya kaotik bir yer 01-01-1970 03:00 Polislerin Çalışma Koşulları ve Temel Sorunlar 01-01-1970 03:00 Abartı çağında yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 Kaç zamandır yalnızdı aslında şuursuz ve sorumsuz kalabalıklar dünyasında yaşasa da. 01-01-1970 03:00 ‘Masumiyet Müzesi’ni başladım ve bitirdim. 01-01-1970 03:00 Geç Kalayım Demeyin 01-01-1970 03:00 Zehirli dil 01-01-1970 03:00 Kader 01-01-1970 03:00 Unutmayın Anneler Asla Ölmez! 01-01-1970 03:00 ‎‎İki yüzlülük ya da kötülük bir yol olarak seçildiğinde neler olur? 01-01-1970 03:00 Son Veda 01-01-1970 03:00 Eskiden insanlar “iyi” olmaya çalışırdı.  01-01-1970 03:00 Söylersen linç edileceğin bir fikrini söyle 01-01-1970 03:00 İnsan istemediği her şeyin bahanesini, istediği her şeyin bir çaresini mutlaka ki bulur 01-01-1970 03:00 40 yaşından Sonra Hayatımızdan Silinecek Kişiler Listesi 01-01-1970 03:00 Kalkacağınız Yere Asla Oturmayın 01-01-1970 03:00 Osmanlı'da Gayrimüslimlerin Ödediği Vergilerin Doğurduğu Sosyal Sonuçlar 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 YENİÇERİLERİN BİLİNMEYEN ÜSTÜVANESİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE OYUNA GELMEZ" 01-01-1970 03:00 YILDIZLARDAN GELEN HOPİ KARINCA İNSANLARI İLE ANUNNAKİLER ARASINDA KAYIP BİR BAĞ MI VAR? 01-01-1970 03:00 ABD'nin GİZLİ PLANI MI VAR? 01-01-1970 03:00 HAYALLE YAŞAYANLAR ORDUSU 01-01-1970 03:00 BENİ KİMSE KANDIRAMAZ! 01-01-1970 03:00 SIZ HİC AKIL ETMEYECEK, SİZ HİÇ DÜŞÜNMEYECEK MİSİNİZ ? 01-01-1970 03:00 MANİPULASYON AMA NASIL 01-01-1970 03:00 Güney Kıbrıs, Türk limanlarının açılmasına ilişkin teklifi doğruladı mı? 01-01-1970 03:00 Açık ve dolaylı oryantalizm 01-01-1970 03:00 Siyasal İslamın CIA ile Aşkı 01-01-1970 03:00 Onlara sıradan insan muamelesi yapmayın 01-01-1970 03:00 Yazmakla Bitmez 01-01-1970 03:00 İBB'de veri skandalı 01-01-1970 03:00 ”Aptallığın Teorisi" 01-01-1970 03:00 *ilahi adaletin tecellisi, Hristiyan iç savaşı" 01-01-1970 03:00