DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Ali DENİZ
Ali DENİZ

Kaç zamandır yalnızdı aslında şuursuz ve sorumsuz kalabalıklar dünyasında yaşasa da.

Kaç zamandır yalnızdı aslında şuursuz ve sorumsuz kalabalıklar dünyasında yaşasa da. Kaç zamandır sessiz ve sakindi aslında tarifi imkansız fırtınalar ruhunda kopsa da. Kaç zamandır yoktu aslında kendisi hâlâ var olduğunu sansa da. Sevmek istiyordu, paylaşmak, zenginleşmek ve çoğalmak... Sevmek istiyordu, zincirlerini kırıp hayata sımsıkı bağlanmak... Sevmek istiyordu, bedenini bir sevgilinin şefkat ve merhamet dolu kollarına bırakıp küçük bir çocuk gibi okşanmak... Günahlarından arınıp ebedi saadete ulaşmak... Ve istiyordu ki sevildiğini bilmek, kendini değerli hissedebilmek, egolarını bitirmek, benliğini yok etmek, parçayı tamamlayıp bütüne kavuşabilmek...

Kaç zamandır yüreğinin derinliklerinde biriken paslanmış duygularını bir yanardağın lavı misali boşaltmayı ve rahatlamayı diliyordu. Bu, o kadar da kolay olmayacaktı, bunu çok iyi biliyordu. Bunun için elini tutup sıcaklığını bütün bedeninde hissedebileceği, gözlerinin içine baktığında bir mum gibi eriyebileceği, dağınık saçları okşandığında bir annenin sevgisini tadabileceği, aşk susuzluğundan çatlamış dudaklarını ıslak dudaklarına değdirdiğinde alev alev yanabileceği, hakiki aşkı bütün iliklerine kadar yaşayabileceği velhasıl kelam ölümünde bile hayat bulabileceği hem sevgili hem dost hem arkadaş hem de bir sırdaş arıyordu. Gerçekten arıyor muydu bunu kendisi de bilmiyordu. Yoksa bütün çırpınışlarına rağmen aşk kendisine mi uğramıyordu? Kafası karışık, zihni bulanık, kalbi kırık, kelimenin tam anlamıyla darmadağınık bir haldeydi ve ne yazık ki problemi çözemiyordu. Zaten matematikten hiç çakmıyordu ve ismini duyduğunda tüyleri diken diken oluyordu. Çok bilinmeyenli bir denklem gibiydi, başkaları tarafından bile çözülemiyordu. Acaba sevdiği ve gönül verdiği insanlar da mı matematikten hiç hoşlanmıyor hatta nefret ediyordu?

Nerede bir çift sevgili görse hüzne dalıyor, içi burkuluyor ve kalbi acıyordu. Binbir çeşit soru kafasının içinden bir film şeridi gibi süratle geçiyordu. Niçin ben de onlar gibi olamıyorum, kalbimi bir başkasına verip gönlümü kaptıramıyorum, doğanın kanunlarına aykırı hareket ediyorum ve hayatın anlamını kavrayamayıp tadını çıkaramıyorum diye kendi kendine hayıflanıyordu. Yalnızlığından her zaman dem vururdu ve noksanlığı hep kendi kişiliğinde bulurdu. İnsan olmasının gerektirdiği en doğal duygularına aşılmaz engeller koymasının sebebi belki de anlamsız, saçma sapan, utangaç bir gururdu. Yaşamın acı fakat insanoğluna tecrübeler kazandıran, insanı olgunlaştıran, bir bakıma insanı insan yapan hakikatlerinden mi çekiniyordu? Aynanın karşısına geçip kendisiyle yüzleşmeye cesaret ettiği dönemlerde zihninden kim bilir hangi fikirler geçiyordu? Bu duygu ve düşüncelerini sevdikleriyle ya da sevdiğini zannettiği kişilerle niçin paylaşmıyordu? Bir yandan beynini kemiren, ruhunu daraltan, moralini bozup canını sıkan bu sorularla uğraşırken diğer taraftan da sanki bilekleri kesilmiş bir insan misalinde olduğu gibi oluk oluk kan kaybediyordu. Bakışları gittikçe donuklaşıyor ve anlamsızlaşıyordu. Bütün bu hengame içinden kurtulup huzur bulabileceği bir çıkış yolu arıyordu. Hiç tahmin edemiyordu vuslata ne zaman ereceğini, küllenen ateşin ne zaman söneceğini...

Ah bir gelebilseydi bu sevgili! Mis kokulu ipek saçlarını savurarak neşe içinde ve özgürce, yüreğinde hiç bitmeyen umutlarla, gül cemalinde bir tebessüm sıcaklığıyla, gözlerinde ışıl ışıl bir parıltıyla, kalbindeki en saf, en temiz, en içten duygularıyla, bir ilkbahar yağmurunun gönül ferahlığında, bir sonbahar rüzgarının en köklü ağaçların sararan yapraklarını döken uğultularında, bir kış mevsiminin en dondurucu kar fırtınalarında, bir Akdeniz akşamının tatlı sarhoşluklarında... Gönlünde ebedi bir aşkla gelebilseydi ve kendisini sonsuzluğu kucaklayan kollarına atabilseydi beyaz atlı prensinin... Ah bir inanabilseydi bu güzel rüyanın gerçekleşebileceğine! Dokunabilseydi sevgilinin o sımsıcak tenine. Ruhunu ruhunda hissedebilseydi bütün benliğince. Gözlerini gözlerinden kaçırmasaydı bir saniye bile. Tutabilseydi ellerini hiç bırakmamacasına, okşayabilseydi saçlarını hiç yorulmamışçasına, öpebilseydi baldan tatlı dudaklarını doyasıya aşksız geçen yılların intikamını alırcasına. Neredeydin ey sevgili, niçin bunca senedir bekletip harap ettin beni diyebilseydi. Sitem edebilseydi içten içe ya da gözbebeklerinin içine bakıp haykırırcasına.

Evet, ben tekim ve belki de anlamsız bir hiçim. Gel ki seninle birlikte bütünleşelim. Zaten yazar, ''Aşk, iki olup yine de bir olabilmektir.'' demiyor muydu? Gel ki bir elmanın iki eşit yarısı olalım. Gel ki aynı yastığa ebediyete kadar beraber baş koyalım. Ben bir hiçim sen olmadan. Bekletme gel artık gel de aydınlat beni bu koyu karanlıklar dünyasında yolumu kaybedip mahvolmadan. Sorgulayamıyorum hayatın anlamını sen yokken yanımda. Sensiz hiçbir zaman nefes alamayacağımı düşünüyorum tek başıma olup da hüznün kahpe işgallerine maruz kaldığım müdafaasız, çaresiz ve güçsüz akşamlarında. Tat vermiyor artık seni beklediğim, seni özlediğim, seni düşündüğüm, sesini duyabilmek için küçücük bir umudu yüreğimde beslediğim gecelerde içtiğim tek tük sigaralar. Neden bana hep yabancı, neden bana hep düşman, beni niçin anlamıyor sevmek istediğim insanlar? İnsanlıklarını mı yitirdi acaba yollarda gördüğüm kalabalıklar?

Yürüyorum bir başıma bana hep seni hatırlatan, yalnızlığımı her seferinde yüzüme bir tokat gibi vuran, iğrenç kahkahalarıyla kulaklarımı sağır edercesine çınlatan ve beynimi zonklatan, ruhumda kasırgalar yaratan, kalbimde onarılamaz kırıklıklar meydana getiren ve iyileştirilemez yaralar açan bu acımasız şehrin köhne caddelerinden. Anlatamayacağım kadar çok korkuyorum ama yine de ağır ve kısa adımlarla geçiyorum ıssız, ruhsuz, sevgisiz, insansız ve masumiyetini kaybeden aşksız sokaklarından. Dünyanın sonuna kadar hep yaşayan bir ölü olacağımı tahayyül ediyorum eğer sen bana yar olmazsan. Bu hayal bile ürpertiyor beni. Tahammül dahi edemiyorum. Gizlice ağlıyorum. Gecenin kör karanlıklarında sessiz çığlıklar atıyorum, haykırıyorum fakat ne yazık ki sesimi duyuramıyorum. Çok korkuyorum. Sensizlikten korkuyorum, yalnızlıktan korkuyorum, seni sende yaşayamamaktan korkuyorum, aşkımı kalbime gömüp de hiç çıkaramamaktan korkuyorum, aklımın başından gitmesinden ve başımı alıp meçhule gitmekten korkuyorum, kurtlar sofrasında yem olmaktan korkuyorum, kurtlar imparatorluğunda bir köle olmaktan korkuyorum...

Ne olursa olsun zihnimden silip atamıyorum seni. Söküp çıkaramıyorum kalbimden sana olan mukaddes sevgimi. Tutsağın olmuşum ben senin. Ellerime kelepçeler vurulmuş, ayaklarıma prangalar takılmış, vücudum zincirlerle bağlanmış. Efendimsin sen benim. Ağzından çıkacak cümleyi pürdikkat dinleyip emrini yerine getirecek itaatkar askerlerin. Ya azat edeceksin beni ve sonsuza kadar yaşayacağım yani sana kavuşacağım. Ya da köle statüsünde kalmamı söyleyeceksin ve ben hep kölen olup zindanlarda çürüyeceğim yani senin olamadan ebediyete intikal edeceğim. Evet bir tanem tercih senin. Ya yaşatacaksın beni ve Allah'ın yarattığı bütün nimetlerden faydalanacağım. Ya öldüreceksin beni henüz hayatımın baharındayken mezarımı kendi ellerimle kazıp cehennemi tadacağım. Kim bilir belki cennete varacağım. Kraliçemsin sen benim. Senin için dünyanın bütün ülkelerini, bütün kıtalarını bile fethedebilirim. Hayatımsın sen benim. Tercihin hangisi olursa olsun ben yine de hep seni seveceğim!..Gazeteci.&.Yazar..ÂLİ DENİZ..

NELER SÖYLENDİ?
@
Ali DENİZ

Ali DENİZ

DİĞER YAZILARI İnancın ödülünü beklemelisin Anılarınla Barışırsan Özgürleşirsin İçimden bir ses diyor ki; Hayat tehlikeli, insanlar güvenilmez, dünya kaotik bir yer Polislerin Çalışma Koşulları ve Temel Sorunlar Abartı çağında yaşıyoruz ‘Masumiyet Müzesi’ni başladım ve bitirdim. Geç Kalayım Demeyin Zehirli dil Kader Unutmayın Anneler Asla Ölmez! ‎‎İki yüzlülük ya da kötülük bir yol olarak seçildiğinde neler olur? Son Veda Eskiden insanlar “iyi” olmaya çalışırdı.  Söylersen linç edileceğin bir fikrini söyle İnsan istemediği her şeyin bahanesini, istediği her şeyin bir çaresini mutlaka ki bulur 40 yaşından Sonra Hayatımızdan Silinecek Kişiler Listesi Kalkacağınız Yere Asla Oturmayın Osmanlı'da Gayrimüslimlerin Ödediği Vergilerin Doğurduğu Sosyal Sonuçlar İnsan Olmak YENİÇERİLERİN BİLİNMEYEN ÜSTÜVANESİ TÜRKİYE OYUNA GELMEZ" YILDIZLARDAN GELEN HOPİ KARINCA İNSANLARI İLE ANUNNAKİLER ARASINDA KAYIP BİR BAĞ MI VAR? ABD'nin GİZLİ PLANI MI VAR? HAYALLE YAŞAYANLAR ORDUSU BENİ KİMSE KANDIRAMAZ! SIZ HİC AKIL ETMEYECEK, SİZ HİÇ DÜŞÜNMEYECEK MİSİNİZ ? MANİPULASYON AMA NASIL Güney Kıbrıs, Türk limanlarının açılmasına ilişkin teklifi doğruladı mı? Açık ve dolaylı oryantalizm Siyasal İslamın CIA ile Aşkı Onlara sıradan insan muamelesi yapmayın Yazmakla Bitmez Atatürk / TURAN İBB'de veri skandalı ”Aptallığın Teorisi" *ilahi adaletin tecellisi, Hristiyan iç savaşı"
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1GALATASARAY3477
  • 2FENERBAHÇE3474
  • 3TRABZONSPOR3469
  • 4BEŞİKTAŞ3460
  • 5RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ3457
  • 6GÖZTEPE3455
  • 7SAMSUNSPOR3451
  • 8ÇAYKUR RİZESPOR3441
  • 9TÜMOSAN KONYASPOR3440
  • 10KOCAELİSPOR3437
  • 11CORENDON ALANYASPOR3437
  • 12GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ3437
  • 13KASIMPAŞA3435
  • 14NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ3434
  • 15İKAS EYÜPSPOR3433
  • 16HESAP3432
  • 17ZECORNER KAYSERİSPOR3430
  • 18MISIRLI3430
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sizce, Türkiye'nin Dış Politikasını emanet edebileceğiniz lider hangisi olabilir
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA