Bana değişmenin nasıl olacağını soruyorsunuz..
Değişim derken sizlerin kendilerine ait değişimleri ve bireylerin değişmesiyle birlikte gezegenin değişmesi, toplumun değişmesiyle gezegenin de değişmesi söz konusu ediliyor.
Değişim dediğimiz zaman en mikrodan başlayıp en makroya kadar hepsini bir bütün olarak ele alabilirsiniz. Ancak biz şimdi bireyle ilgileneceğiz ve birey üzerinden hareket ederek konuşacağız.
İnsanın, öncelikle kendini geliştirebilmesinin en önemli şartı kendinden memnun olmamasıdır. Kendinden memnun olan birey zaten herhangi bir değişim sürecine girmek istemeyecektir. Böyle bir arayışa da girmeyecektir. Kendini değiştirmek için herhangi bir çalışma yapmayacaktır, herhangi bir çaba da sarfetmeyecektir.
Demek ki önce insanın, kendine, "ben ne yapıyorum? Doğru mu yapıyorum? Acaba şu taraflarım iyi mi kötü mü? Sivri taraflarım mı var? Eksik taraflarım mı var, diye soru sormaya başlamış olması gerek. Kendinden olan bir düzeyde, patolojik bir vaka olmadan tabii ki, memnun olmaması gerek. "Tamam iyi insanımdır, hoş insanımdır, özümde iyiyimdir ama bak şöyle şöyle de bir tarafım varmış" diyebilmiş olması gerekir.
Eğer ki içinizde kendinizden memnun olmamakla ilgili bir his varsa bu sizin kendini değiştirmenin ilk koşuludur yoksa zaten kendinizden gayet memnunsunuzdur, otomatik bir şekilde söz edilen otomatik yaşamı yaşarsınız. Egonuz çok yüksek olur, her zaman siz haklısınızdır, en iyisini de siz bilirsiniz. Bu yüzden de, ne kendinizi eleştirirsiniz, ne kendi vicdanınızı duymak istersiniz, ne de kendinizi değiştirme ihtiyacı duyarsınız.
Demek ki, diyebiliriz ki değişmeyi istemek oldukça zor bir iştir. Değişmeyi istemek demek, aslında kendini irdeleyen bir yaşam biçimini seçmek demektir. İnsan ne zaman ki kendini eleştirmeye başlar ve bazı eksiklerim var galiba, bunları tamamlamalıyım der ve bunların üzerine doğru gitmeye başlar, işte o zaman kendine farklı bir yaşam seçmiş olur ki, evet, kabul etmek gerekir, bu daha zor bir yaşamdır çünkü kendini incelemek, hatalarıyla, kusurlarıyla, fazlalarıyla yüzleşmek kolay bir şey değildir.
Bu herkes için zordur, bunun kolay olduğu hiç kimse yoktur. Bu yol zor bir yoldur ama evrensel bir insan olabilmeniz içinde zaruri, gerekli bir yoldur. Bu yol olmadan kişinin kendini yeterli olgunluğa getirmesi mümkün değildir.
Değişimin başlaması demek insanın bizzat kendisiyle uğraşması demektir. Kendisinin etrafındaki olayların farkına varmak, maddenin farkına varmak, olaylardaki sebep ve sonuçları izleyebilmeye başlamak, en azından böyle bir sonuç varsa, böyle bir sebepte vardır diyebilmek. Bunu dedikten sonra zaten sebep ve sonuçlarla ilgili araştırmalar da gelir.
Böyle bir sebebin nasıl bir sonucu olabilir diye bir araştırmada başlayacaktır. Ama önce o nurtopu gibi sonuçların gökyüzünden,,kucağımıza sebepsiz inmediğini idrak etmemiz lazım. Yani bizzat kendimizi araştırmalıyız.
Kendimize dönüp bakmalıyız, kendi sebeplerimize bakmalıyız. Tabii ki, bu çok kolay bir iş değil, kişinin kendi kendine çok objektif olması, ilk etapta mümkün değildir, bu objektivite zaman içinde artar.
Bireyin her olgunluk adımı ile birlikte birey kendine karşı daha objektif olur. İlk başlarda insanoğlu kendine çok yalan söyler. Kendini pek güzel kandırır. Hep saraylara layıktır. Hep bir yerlerde padişah veya sultan olmalıdır. En güzel takıları takmalıdır, en güzel kaftanları giymelidir. En güzel yemekler, , eşler onun olmalıdır.
Başlangıçta bu böyledir, fakat insanoğlu kendi içinde ruh evrimini ilerlettikçe, bütün bunlardan arınmaya ve ufak ufak gerçeğe temas etmeye başlar ve gerçeğe (hakikate) temasla birlikte objektiflik artar ve gün gelir gerçekten insan kendine çok objektif olabilir ancak bu tabii ki evrensel insan dediğimiz insanda geçerlidir.
İnsanın pek çok aşamalarını geçmiş ve artık aynanın karşısında, iki ayağının üzerinde kuvvetle durabilen ve orada ne görürse görsün korkup kaçmayan, cesaretle duran ve "peki madem ki böyle bir yanım var, şimdi de bunu değiştireceğim" diyecek kadar cesur bir hale gelir, ancak bu bir zaman meselesidir..
A.D.Z.


