Eskiden vefanın ne demek olduğunu bilen, sevgiyi yüreğinde taşıyan, dostluğa kıymet veren, iyiliği unutmayan insanlar vardı..
Bir insanın gösterdiği sevgiye, uzattığı yardım eline, yaptığı iyiliğe karşılık vermek belki her zaman mümkün olmazdı ama en azından bunları yok saymak, hiç yaşanmamış gibi davranmak ayıplanırdı.
Çünkü vefa, insan olmanın en güzel erdemlerinden biriydi.
Zor gününde yanında olan birinin varlığını, gün gelip kendi hayatın güzelleştiğinde unutmak yakışık almazdı insana. Birinin gözyaşına ortak olmuşsan, acısını paylaşmışsan, elinden tutup ayağa kaldırmışsan, o insanın iyi gününde geçmişi silip seni yok sayması vefasızlıktı.
Verilen sözlerin bir ağırlığı, kurulan bağların bir anlamı, dostluğun bir sorumluluğu vardı..İnsanlar birbirlerine yalnızca güzel sözlerle değil, davranışlarıyla da değer verirlerdi.
Çünkü gerçek dostluk, her şey yolundayken yanında olmak değil, hayatın en zor zamanlarında da elini bırakmamaktı..Peki, ne oldu bize?
Ne zaman bu kadar değiştik?
Ne zaman iyiliklerin unutulduğu, sevgilerin değersizleştiği,.dostlukların çıkar hesaplarına dönüştüğü bir dünyada yaşamaya başladık?
Ne ara değişiverdi benim güzel yurdumun vefalı, yardımsever, iyiliksever insanları?
Bugün öyle bir zamandayız ki kimi insanlar hırslarının esiri olmuş, kimi öfkesinin kontrolünü kaybetmiş, kimi de maddiyatı insanlığın önüne koymuş durumda.
Empati kurmakta zorlanan, başkasının acısını anlamaya çalışmayan, yalnızca kendi çıkarlarını düşünen, verdiği sözleri kolayca unutan, kendisine yapılan iyilikleri görmezden gelen insanlar çoğaldıkça insan ilişkileri de anlamını yitiriyor.
Bir zamanlar kıymetli olan sevgiler çabucak tükeniyor, kurulan bağlar en küçük bir çıkar çatışmasında kopuyor. İnsanlar birbirlerinin hayatına girerken ne kadar kolay davranıyorsa, çıkarken de ardında bıraktıkları kırgınlıkları düşünmeden çekip gidebiliyorlar.Oysa insan olmak, yalnızca kendi hayatını güzelleştirmek değildir. Bazen bir başkasının yükünü hafifletmek, bazen bir gönle dokunmak, bazen de hiçbir karşılık beklemeden birinin yanında durabilmektir.İyiliği unutmak, yalnızca yapılan bir yardımı ununutmak değildir; o iyiliği yaparken sana güvenen, sana inanan ve seni insan bildiği için yanında olan bir yüreği de incitmektir.
Unutmayalım ki vefasızlık yalnızca bir insanı üzmez;insanların birbirine duyduğu güveni de yaralar..Sevginin olmadığı yerde saygı zayıflar.
Saygının olmadığı yerde anlayış kaybolur.
Anlayışın olmadığı yerde öfke büyür.
Vefanın olmadığı yerde ise insanlar, en çok da birbirlerinden zarar görmeye başlar.
Evlerde huzursuzluk, okullarda zorbalık, sokaklarda şiddet olarak karşımıza çıkan pek çok sorunun temelinde, insanın insana duyduğu saygıyı ve duyarlılığı kaybetmesi yatıyor..Çünkü kötülüğün karşısında iyiliği, öfkenin karşısında merhameti, bencilliğin karşısında paylaşmayı, vefasızlığın karşısında sadakati yaşatamadığımızda kaybeden yalnızca bir kişi değil, bütün bir toplum oluyor.Ben hâlâ insanların birbirine sahip çıktığı, iyiliğin unutulmadığı, dostluğun çıkarlarla ölçülmediği, verilen sözlerin tutulduğu, sevginin ve saygının değer gördüğü günlerin özlemini duyuyorum.
Çünkü dünya daha fazla paraya, daha fazla hırsa, daha fazla gösterişe değil; daha fazla vicdana, daha fazla merhamete, daha fazla vefaya ve daha çok insanlığa ihtiyaç duyuyor.
Unutmayalım ki hayat geçici, makamlar gelip geçici, zenginlikler gelip geçicidir. Gün gelir hepsi geride kalır..İnsanların kalbinde bıraktığımız izler ise kolay kolay silinmez.
Öyleyse birbirimize yaptığımız iyilikleri unutmayalım. Bize zor günümüzde el uzatanları, gözyaşımıza ortak olanları, hiçbir çıkar gözetmeden yanımızda duranları yok saymayalım.
Bir gün bizim de bir omuza, bir anlayışa, bir dostun sıcaklığına ihtiyaç duyabileceğimizi unutmayalım.Çünkü insanı insan yapan, sahip oldukları değil; sahip olduklarıyla nasıl biri olduğu, kendisine yapılan iyilikleri nasıl hatırladığı ve başkalarının kalbinde nasıl bir iz bıraktığıdır.
Ve unutmayalımVefa bir borç değil, karakter meselesidir.
İyilik bir alışveriş değil, vicdan meselesidir.
Sevgi bir çıkar ilişkisi değil, yürek meselesidir.
Dilerim ki insanlığın kaybettiği bu güzel değerleri yeniden hatırlayalım. Birbirimizi tüketmek yerine iyileştirelim, kırmak yerine onaralım, unutmak yerine kıymet bilelim.
Çünkü bir toplumun gerçek zenginliği, kasasındaki para değil; insanlarının yüreğindeki merhamet, vicdanındaki adalet ve birbirine gösterdiği vefadır.
İnsanlara neler oluyor, diye sormak yerine, belki de hepimiz kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz, insan kalabilmek için gereken değerleri ne zaman bu kadar kolay unuttuk..A.D.Z.
Ali DENİZ
İnsanlara Neler Oluyor ??
Esma TURANBAYBURT
Öz Denetim Nedir?
Sultan YAŞAT
“Cinlerin Düğünü” Toronto Film Festivali’nde: Korku mu, Aile Trajedisi mi?
Sevim AĞAMULLA
(Ba'de harâbi'l-Basra)
Orhan ERGEZER
Harran’daki KPSS Olayı
İsmail GÖKTÜRK
İkbalden zillete Adana..
Ülkü REYHANİOĞLU
Kendine geç kalmadan
Özlem ERDOĞAN
Çoban Dede Türbesi İçler Acısı durumda